20 yıl sonra da formda kalın! 20 yıl sonraki sağlık durumunuzla bugünden ilgilenmeniz için ne erken ne de geç! İleri tetkik yöntemleri, besin dengeleri ve alternatif anti-aging tıp, yaşlanmanın olumsuz etkilerine karşı elbirliği ile çalışıyor.  Üzerinize giydiğiniz elbisenin arka fermuarını yardımsız kapatabiliyor musunuz? İskemleye oturmadan, yani eğilerek ayakkabılarınızı rahatlıkla çıkarmanız, mümkün mü? Peki ya duraktan ayrılmak üzere olan otobüsün ardından 20 yıl önceki kadar rahat koşabiliyor musunuz? Pek değil mi? Çok doğal, hepimiz eninde sonunda yaslanma süreci içine giriyoruz. Bu kaderimiz ama hepimiz bu olgunun karşısında aynı durmuyoruz. Esneklik, denge, kardiyovasküler dayanıklılık kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Kimileri yaşlılıklarında da 30'lu 4ü'lı yaşlarındaki fiziksel performansı sergileyebilirken kimileri ise kendilerini daha kısıtlanmış hissediyor.
Pastanın üzerinde üflediğiniz mum sayısı kaç olursa olsun önemli olan bedeninizin ve organlarınızın biyolojik yaşıdır. Kişinin kendini, yaşıtları ile karşılaştırması ise, genel bir fikir vermenin ötesine geçmez. Genetik Uzmanı Christophe de Jacger her yaştan insan için optimal birtakım değerler olduğunu ve her tür yaşlılık belirtisinin de onarılmasının mümkün olduğunu söylüyor. Jacger biyolojik yaşınızı ve şu anki formunuzun durumunu belirlemeye yarayan dört test hazırladı. Testleri yapın ve Jacger'in tavsiye ettiği egzersiz programına uyun. Çünkü 20 yıl sonraki sizi, bugünkü egzersiz programınız belirleyecek. Unutmayın, önlem almak için asla geç değil. Skorunuz / Biyolojik yaşınız
Bedeninizin güçlü ve eksik olduğu noktaları öğrenmek, gelecekte formda olmanızın anahtarı. Yılların üzerinizde bıraktığı izleri ölçen bu testleri uygulamak ve çıkan sonuca göre uygun egzersizleri yapmak, size birkaç yıl daha kazandıracak. 20 yıl sonra da formda kalın! DENGE
Beynimiz; işitsel reseptörlerle donanmıştır. Bu da bedenimizin hareket halindeyken çıkardığı iç sesleri algılayabilmesini sağlar. Zamanla bu sistem yavaşlar ve düşmemizi ya da bir zarar görmemizi engelleyen ani refleksler yok olmaya başlar. Test
Ayağa kalkın, gözleriniz kapalı olarak sol ayağınızı sağ dizinizin yan yüzüne yerleştirin. Bu şekilde dengeniz bozulmadan durabildiğiniz kadar durun ve süreyi ölçmeye çalışın. Dengeniz bozulduğunda bacak değiştirin ve bu kez sağ ayağınızı sol dizinizin yan yüzüne yerleştirin. Her iki bacaktaki süre farklılık gösterebilir. Ortalaması, size genel bir sonuç verecektir. Bunun için süreleri toplayıp ikiye bölmeniz yeterli. Egzersiz
Test için yaptığınız egzersizi haftada birkaç kez tekrar edin. Günlük aktiviteleriniz sırasında; diş fırçalarken, yemek yaparken bir ayağınızın üzerinde denge durmada çalışın; tabii gözleriniz açık olarak. Mümkün oldukça çok parmak uçlarınızda durmaya çalışın. Öneri
Düzenli olarak tai-chi yapmak denge kazanmak için en ideal yöntemlerden biridir. DAYANIKLILIK
Bedenin orkestra şefi olarak kabul edebileceğimiz kalp, farklı fiziksel aktivitelere uyum sağlayabilmeli. Koşmak, hızlı yürümek, merdiven çıkmak, ağır paket taşımak gibi. Eğer sağlam bir kardiovasküler sisteminiz varsa bu zor koşullara hemen adapte olacaktır. Kalbinizi kuvvetlendirmeniz, sizi yan yolda kılmaktan kurtaracaktır. Test
Dinlenirken, egzersizden hemen sonra ve egzersizden iki dakika sonra nabzınızı ölçüp sonucu not edin. Nabız ölçümü için parmaklarınız yardımıyla el bileğinin iç yüzüne 1.5 saniye boyunca hafifçe bastırın. Elde ettiğiniz sayıyı dört ile çarpınca bir dakikadaki kalp atım sayısını hesaplamış olacaksınız, ünce beş dakika boyunca uzanın. Ardından nabzınızı ölçün. Daha sonra ayağa kalkın, kollarınızı önünüze doğru uzatıp dizleri kırarak yere oturup kalkın. 30 tekrar yaptıktan sonra nabzınızı bir kez daha ölçün. Ardından iki dakika ara verip dinlenin ve yeniden nabız ölçümü yapın. Her üç etap için de verileri dakika bazında alın, sayıdan 200 çıkarın ve ona bölün. Sonuç ideal veriden uzakta mı? Çıkan bu olumsuz sonuç, kaslarınızın ve eklemlerinizin yeterince sıkı olmamasından ya da ancak bir doktorun düzeltebileceği türde bir solunum probleminden kaynaklanıyor olabilir. Egzersiz
Antrenmanlı bir kardiyovasküler sistem, her tür ritim değişikliklerine kolaylıkla uyum sağlar, tıpkı 20 yaşındaki bir kalp gibi. Haftada iki ya da üç kez, 15/20'şer dakikalık sürelerle hafif aerobik hareketleri, bisiklet, yürüyüş gibi aktiviteler yapın. GÜÇ
Kasları hareket ettirmek kandaki şeker birikimini azaltıp ensülini daha verimli kullanmaya yarar. Sıkı ve esnek kaslar, iskelet sisteminin uzun yıllar boyunca »ağlıklı kalmasının anahtarıdır. Esneklik, bedenin geneli hakkında da fikir verir. Test
Yere yüzükoyun uzanın. Kollarınızı omuzlarınızın iki yanına yerleştirin ve mekik çekmeye başlayın. Çok zorlanırsanız, dizlerinizden güç alın. Durmadan kaç adet mekik çektiğinizi hesaplayın. Egzersiz
• 1 ya da 1.5 kilogramlık ağırlıklar yardımıyla halter kaldırın. Ağırlıkları, kollarınızı dirsekten kırarak önde ya da yanda kaldırabilirsiniz.
• Hafif mekik egzersizleri yapın. Haftada üç ya da dört defa beşer kerelik setler halinde başlayın. Sonraki haftalarda sayıyı yavaşça artırın. Öneri
Boks vapın. Kendinizi koruma içgüdünüz, kaslarınızı kuvvetlendirecektir. Yoga ve pilates de vücudunuzu formda tutarak yaşlanma belirtilerini erteler. ESNEKLİK
Esnek bir beden, arkaya bakmak yüksekten bir şeyi uzanıp almak eğilmek gibi gündelik hareketleri kasları zorlamadan yapabilmek anlamına gelmektedir. Yaşlandıkça biyolojik dokular, kaslar, tendonlar, bağdokular esnekliklerini yitirir. Ayak parmaklarından boyuna kadar tüm eklem sistemi yavaşça bozulur hatta artroz denen rahatsızlık ortaya çıkabilir. Esnekliğin yitirilmesi; diyabet, hiper tansiyon, kilo sorunu, kolesterol gibi hastalıkları beraberinde getirebilir. Test
Bacaklarınızı birleştirin, dizlerinizi kırmadan öne doğru eğilerek el parmaklarınızla ayak parmaklarınızı yakalamaya çalışın. Egzersiz
Boynunuzdan başlayıp sırtınızdan geçen ve bacaklarınızın arkasını kaplayan kas grubunu çalıştınn... Ayağa kalkın, bacaklarınızı omuz hizasında açın sırayla her iki yana eğilip ayaklarınıza dokunmaya çalışın. Öneri
Yoga ve pilates kas sistemini harekete geçirir. TESTLER: Bütün testleri aynı gün yapmaktan kaçının. Eğer hepsini art arda yapmak istiyorsanız mutlaka her biri arasında 20 dakika zaman bırakın. Testler sonucunda elde edeceğiniz veriler biyolojik yasınızla ilgili fikir verecektir. EGZERSİZLER: Özellikle güçlendirmek istediğiniz bölge üzerinde 20 gün boyunca çalışın. Uç haftadan sonra testleri tekrarlayın. Eğer sonunda da bir iyileşme fark ederseniz programı ilerletin. Testleri her altı ayda bir yineleyin. Yaşlılıkla savaşmak konusunda bazı yiyeceklerin, diğerlerine göre daha etkin olduğunu biliyoruz. İşte besinlerden yardım alarak daha yavaş yaşlanmanın sırrı.
Yiyecekler organizmamızın yaşlanmasını engelleyemese de besinleri seçerek tüketmek zamanla stres, sigara, kalorisi yüksek yiyecekler nedeniyle organizmada yer edecek zararları aza indirgemek için iyi bir yol. Bilimsel araştırmalar, besinlerle kronik fiziksel rahatsızlıklar (kalp hastalıkları, alzheimer, diyabet, obezite, vb.) arasındaki ilişkinin varlığını açıkça ortaya koyuyor. Metot
Beslenme Uzmanı Dr Hernry Grosgogeat hiçbir besin grubunu tamamen havanınızdan çıkarmamız gerekmediğini söylüyor. Önemli olan hepsini dengeli bir biçimde tüketmek! Şekerli, yağlı, antioksidan, vitamin ve mineral balonundan zengin yiyeceklerin yakılarak metabolizmaya karışma hızları farklıdır. Besin gruplarını buna göre değerlendirmek gerekir. Dikkatli tüketin! GLİSEMİK İNDEKSİ ORTA BESİNLER: Az pişmiş makarnalar, patates, şeker ilavesiz taze portakal suyu, tam tahıllı kızarmış ekmek, konserve kırmızı-yeşil mercimek... ET: Haftada en fazla iki kere tüketilmeli çünkü bu besin grubu, proteinde bulunan asitler nedeniyle metabolizma tarafından zor yakıyor. Et grubu için doğal besi hayvanlarını tercih edin, yağ oranlan çok daha az olacaktır. YUMURTA: Sarısını yemediğiniz sürece hiçbir sakıncası yok. SÜT ÜRÜNLERİ: Yağsız beyaz peynir, soya yoğurdu, probiyotik yoğurt... KAHVE: Günde üç fincandan fazlasından kaçının. YAPAY TATLANDIRICILAR: Fruktoz, pekmez... PEYNİRLER: Çedar, feta, parmesan, yağsız beyaz peynir KURU MEYVELER: Üzüm, incir, kayısı ÇİKOLATA: Yüzde 70 kakao'lular Gözde besinler
Her öğünde sebze ve meyve tüketin. İçerikleri ve lifli olmaları sayesinde karı sekerini düzenler ve iyi kolesterol değerini yükseltirler brokoli, kuşkonmaz, domates, kabak, salatalık, rezene, çilek, üzüm, kivi, kayısı, portakal, Limon vb. GLİSEMIK İNDEKSİ DÜŞÜK BESİNLER KAN ŞEKERİNİN HIZLA ÇIKIP DÜŞMESİNİ ENGELLER: Kepekli pirinç, bezelye, mercimek, soya, beyaz ve kırmızı fasulye... BAHARATLAR VE TAT VEREN BESİNLER: Soğan, sarımsak, köri, tarçın, taze biber, zencefil, kişniş, adaçayı. BEYAZ ET: Ördek, hindi ve tavuğun derişiz kısmı... DOĞAL BİTKİSEL YAĞLAR: Zeytinyağı, susam yağı, fındık yağı, kolza yağı. YAĞLI MEYVELER: Avokado, zeytin. KURU MEYVELER: Ceviz, caju, badem (günde bir avuç) Kaçının! GLİSEMİK İNDEKSİ YÜKSEK BESİNLER: çok pişmiş makarna, beyaz pirinç, beyaz şeker, beyaz ekmek, kızarmış ya da fırında pişmiş patates, corn flakes. Taneli yemle beslenen hayvanlardan elde edilen et, dondurma, keçi peyniri, ayçiçeği, mısır ve üzüm çekirdeği yağı, enerji içecekleri ve gazlı içecekler Kurallar
Bir gün boyunca tüketeceğiniz besin gruplarının yüzde 70'i sebze ve meyvelerden, yüzde 30'u ise proteinden oluşmalı. Karışık sebze çorbası, yeşil salata ve çiğ meyveler her öğün yenebilir. Sebzeleri mevsimine göre ve mümkün oldukça çok renkli seçmenizde fayda var. Hayvansal proteinleri balıktan almaya çalışın. Yemek pişirirken kolza, susam, fındık ve zeytinyağı kullanın. ÖNERİ: Omlet yaparken birden çok yumurta kullanmanız gerektiğinde, bir yumurtanın sarısını ilave edin. Diğerlerinin sadece beyazını kullanmanız yeterli olacaktır. Kime hitap ediyor!
Pek çok insan, anti-aging uzmanlarını 40’lı. 50’li yaşlarında ziyaret ediyor. Bu hormon salgılarının yavaşladığı döneme denk geliyor. Söz konusu dönemde yaraların iyileşmesi yavaşlıyor, kaslar sıkılığını yitiriyor, genel bir yorgunluk hali baş gösteriyor. "Hasta genel olarak iyidir ancak uykusunda, konsantrasyonunda ve libidosunda azalma hisseder" diyor Dr Jaeger. Genlerimiz sağlık durumumuzun en önemli belirleyicisi. 20'li yaşlarda en iyi durumunda olan sağlığımız, yaşam tarzımıza (tütün ve alkol kullanımı, stres, düzensiz beslenme, hareketsizlik) bağlı olarak hızlı ya da yavaş bir biçimde gerilemeye başlıyor. Süreç nasıl işliyor?
İlk konsültasyonda hekim hastanın sağlık geçmişi hakkında bilgi ediniyor. Kullandığı ilaçlar, geçirdiği ameliyatlar, hastalıkları, genetik tablosu vb. Alınan cevaplar, hastanın anti-aging tedaviye nasıl tepki vereceği hakkında da genel bir fikir sunuyor. Çünkü bu bilim dalından mucizeler İneklemek yanlış. Doktor, hastadan talep edeceği testlerin sonuçlarına göre organizmanın genel durumu hakkında fikir sahibi oluyor. Damarların durumu parmak ucuna takılan bir cihaz ile öğrenilebiliyor. Beden kitle indeksi, kas-yağ oranı gibi bilgiler de yine ileri teknoloji cihazlarla saptanıyor. Hastanın beslenme alışkanlıkları ise yine kendisinin verdiği bilgilere dayanarak oluşturulan iki haftalık bir beslenme tablosu aracılığı ile doktora aktarılıyor. Bu veriler uygulanacak tedavide belirleyici oluyor. Süreç hormon, mineral ve vitamin iğneleri ile devam ediyor. Bu kür, zamanın ve yaşam koşullarının olumsuz etkilerini yok etmeye yardıma oluyor. Yaşlanma öylesine karmaşık bir süreçtir ki, bir iki müdahale ile mucizeler yaratılması beklenemez" diyor Dr Jaeger. Nasıl bir etki elde ediliyor?
Beslenme, fiziksel aktivite, ek gıda takviyesi ve hormon takviyesi ile bazı değerleri optimuma ulaştırmak mümkün oluyor. Bu değerler, kişinin ihtiyaçlarına ve önceliklerine göre değişiklik gösterebiliyor ve pek çok durumda tedavi işe yarıyor. Örneğin bir dolaşım sistemi rahatsızlığı kandaki omega 3 seviyesinin düzeltilmesi ile çözülebiliyor ya da horlama, uyku apnesi gibi problemler, lazer uygulaması ile düzeltilerek hem artroz riskini düşürebiliyor hem de yaşlanma etkilerini aza indirgeyebiliyor. İkinci kontrolde, tedavi seklinin kişi üzerindeki etkileri ölçülüyor.
__________________ Küf kokulu limoni duygular Çocuk olmalıyım,
İnadına çocuk
... Kerameti kendinden menkul |