<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Zarifbayan.com</title>
		<link>http://www.zarifbayan.com/</link>
		<description>Kariyer, diyet, makyaj, gündelik olaylar gibi konuların tartışıldığı kadın forumu</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 23:31:23 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.zarifbayan.com/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>Zarifbayan.com</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Mavi Kıvanç Tatlıtuğ ile yepyeni bir reklam filmi çekmiş.</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/markalar-dunyasi/mavi-kivanc-tatlitug-yepyeni-reklam-filmi-cekmis-12047/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 13:40:14 GMT</pubDate>
			<description>Mavi ve Kıvanç Tatlıtuğ ikilisi pekbir yakışmışa benziyorlar birbirlerine. Mavinin yeni kreasyonu için yaptığı reklam filminde oynamış Kıvanç...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Mavi ve Kıvanç Tatlıtuğ ikilisi pekbir yakışmışa benziyorlar birbirlerine. Mavinin yeni kreasyonu için yaptığı reklam filminde oynamış Kıvanç Tatlıtuğ ve çok çok güzel olmuş bence. Siz nasıl buldunuz acaba??? Filmi izlemek isterseniz:</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/markalar-dunyasi/">Markalar Dünyası</category>
			<dc:creator>groovecat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/markalar-dunyasi/mavi-kivanc-tatlitug-yepyeni-reklam-filmi-cekmis-12047/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Dünyada Akupunktur</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/dunyada-akupunktur-12039/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:19:28 GMT</pubDate>
			<description>*Dünyada Akupunktur* 
 
         Akupunktur Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kabul edilmiş, etkin ve ilmi bir tedavi yöntemidir. Fransa, Almanya,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><br />
</b><br />
<br />
<b>Dünyada Akupunktur</b><br />
<br />
         Akupunktur Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kabul edilmiş, etkin ve ilmi bir tedavi yöntemidir. Fransa, Almanya, Avusturya, İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde uzun zamandan beri kullanılmaktadır. İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde Prof. Felixma, kadın hastalıklarında ve hormonel bozukluklarda genel olarak % 8590' a varan neticeler aldığını istatistiki olarak ispat etmiştir. Şu anda Almanya'da akupunktur tedavisi uygulayan 16 bin hekim mevcuttur. Amerika'da 10' un üzerinde Akupunktur Akademi Merkezi var. Batıda Özel ve resmi sigortalar akupunktur tedavi metodunu kabul edip, tedavi ücretlerini ödemeye başlamışlardır.<br />
         <b><br />
</b><br />
<br />
<b><br />
</b><br />
<br />
<b>Dünyada Alternatif Tedaviye Bakış</b><br />
<br />
          * Japonya'da 1974-1979 yılları arasında, geleneksel ilaç tüketimindeki 15 kat artışa rağmen, sentetik farmakolojik ürünlerdeki artış sadece 2.6'da kalmıştır.<br />
 * 1991'de yapılan bir çalışmada, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde 1400 çeşit bitkisel ilacın kullanıldığı tespit edilmiştir.<br />
          * 1994 yılında Avrupa'daki akupunkturist sayısı 88 bin kişiydi. Bunun 62 bini tıp doktoruydu.<br />
* Halen Avrupa'da akupunktur eğitimi veren ve toplam 7800 öğrencisi olan 242 okul mevcuttur. New England Journal of Medicine, Ocak 29, 1993 sayısındaki bir makaleye göre, 1990 yılında Amerikalılar, alternatif tedavi sunucularına 425 milyon vizitede bulunmuşlardır. Buna karşılık aynı yıl Amerika'da birinci basamak sağlık hizmetlerine sadece 388 milyon vizite yapılmıştır.<br />
* Boston'daki Beth Israel Hastanesi ve Harward Tıp Fakültesi Alternatif Tedavi Araştırma Bölümü Başkanı David Eisenberg'in açıklamasına göre 1990'da Amerikalılar'ın, alternatif tedavilere, çoğunluğu kendi bütçelerinden olmak üzere 13.7 milyar dolar harcadıkları tespit edilmiştir.<br />
          * Batı ülkelerinin çoğunda akupunktur ve alternatif tedavi kürsüleri şimdiden mevcuttur.<br />
         <br />
<br />
Önyargısız incelendiğinde görülür ki, akupunktur tedavisi, sanıldığı gibi sıradan psikolojik bir tedaavi değil, çok önemli fiziksel rahatsızlıklarda da harika sonuçlar elde ederek, sağlık alanında nice ilklere imza atmış ve bu başarı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafındqan onaylanmış etkinbir tedavi metodur.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/dunyada-akupunktur-12039/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunktur Tedavisinden Fayda Gören Hastalıklar</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-tedavisinden-fayda-goren-hastaliklar-12038/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:19:01 GMT</pubDate>
			<description>*Akupunktur Tedavisinden Fayda Gören Hastalıklar* 
 
         Yaklaşık 20 sene önce yapılan açıklamada akupunktur tedavisinin romatizmal hastalıklar...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Akupunktur Tedavisinden Fayda Gören Hastalıklar</b><br />
<br />
         Yaklaşık 20 sene önce yapılan açıklamada akupunktur tedavisinin romatizmal hastalıklar başta olmak üzere, ruhsal hastalıklar, nörolojik hastalıklar, ürogenital sistem rahatsızlıları, solunum yolu hatalıkları, gastrointestinal sistem rahatsızlıkları, ağız hastalıları, deri hastalıkları, kulak hastalıkları, hormonel hastalıklar, alerjiler, kalp damar sistemi ve göz rahatsızlıkları olmak üzere hemen tıbbın her alanında tedavi uygulamaya elverişli olduğunu ve akupunktur ile bu rahatsızlıkların iyileştirilebildiği belirtilmiştir. <br />
         Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'ya göre akupunkut tedavisinin faydalı olduğu durumlar:<br />
         ROMATİZMAL HASTALIKLAR<br />
         Servikal artroz (boyun kireçlenmesi)<br />
          Gonartroz (diz kireçlenmesi)<br />
          Lumbar disk herniasyonu (bel fıtığı)<br />
          Boyun fıtığı<br />
          Siyatik<br />
          Romatoid artrit<br />
          Tennis elbow<br />
          Kistik higrom<br />
         NÖROLOJİK HASTALIKLAR<br />
         Başağrısı ve migren<br />
          Periferal nöropati<br />
          Trigeminal nevralji<br />
          Fasial paraliz (yüzfelci)<br />
          Poliomyelit (Çocukfelci)<br />
          Parkinson<br />
          Epilepsi (sara)<br />
          Behçet hastalığı<br />
         SOLUNUM YOLLARI HASTALIKLARI<br />
         Ses kısıklığı<br />
          Akut tonsillit<br />
          Kuru öksürük<br />
          Grip<br />
          Akut rinit<br />
          Allerjik rinit<br />
          Akut sinüzit<br />
          Bronşial astma (astım)<br />
          Allerjik bronşit<br />
          Kronik bronşit<br />
          Farenjit<br />
         AĞIZ HASTALIKLARI<br />
         Akut ve kronik farenjit<br />
          Diş ve diş çekimi ağrısı<br />
          Gingivit (dişeti iltihabı)<br />
          Aftlar (ağızdaki yaralar)<br />
         KULAK HASTALIKALARI<br />
         Tinnutis (Kulak çınlaması)<br />
          Meniere sendromu<br />
          Sağırlık<br />
         KALP-DAMAR SİSTEMİ<br />
         Hipotansiyon<br />
          Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)<br />
          Arterioskleroz (damar sertliği)<br />
         RUHSAL HASTALIKLAR<br />
         Nörozlar (korku, panikvs.)<br />
          İnsomnia (uykusuzluk)<br />
          Obesite (şişmanlık)<br />
          Sigara alışkanlığı<br />
          İlaç bağımlılığı<br />
          Kronik alkolizm<br />
         ÜROGENİTAL SİSTEM<br />
         Sistit (idrar yolu iltihabı)<br />
          Nörojenik mesane<br />
          Renalkolik (böbrek ağrısı)<br />
          Dismenore (sancılı adet)<br />
          Oligomenore (adet azlığı)<br />
          Frijidite<br />
          Empotans (iktidarsızlık)<br />
          Menapoz hastalıkları<br />
          Ağrısız doğum<br />
         GASTROİNTESTİNAL SİSTEM<br />
         Peptik ulkus (Ülser)<br />
          Akut ve kronik kolit<br />
          Konstipasyon (kabızlık)<br />
          Kolesistit<br />
          Akut basili dizanteri<br />
          Gastrik hiperasidite<br />
          Gastropitoz<br />
          Kardioosefagal spazm<br />
          Akut ve kronik gastrit<br />
         DERİ HASTALIKLARI<br />
         Alopesi (saç dökülmesi)<br />
          Zona<br />
          Akne (ergenlik sivilceleri)<br />
          Vitiligo<br />
          Psöriasis (sedef hastalığı)<br />
         HORMONAL HASTALIKALR<br />
         Guatr<br />
          İnfertilite (kısırlık)<br />
          Cushing sendromu<br />
          Hipofizer cücelik<br />
          Diabet (şeker hastalığı)<br />
          Sellulit<br />
         GÖZ HASTALIKLARI<br />
         Santral retinit<br />
            Allerjik konjunktivit (göz nezlesi)<br />
          Göz Tembelliği<br />
          Gece körlüğü<br />
         Biz de bugün yukarıda sayılan hastalıklardan şikayet eden bir çok vatandaşımızın, yaptığımız tedaviler sonucunda iyileştiğini bizzat müşahede ettik. Bu konuda gerek tedavi olan hastanın bizzat kendisinden, gerek hasta yakınlarından aldığımız takdirkar ifadeler, bizi doğrulamaktadır. Bu başarının gerisindeki sırrı da şöyle açıklıyor. &quot;Vücuttaki hastalıkların kaynağı dengelerin bozulmasındandır. Günübirlik hayatımızda yaşadığımız baş ağrısı, yorgunluk, sinirlilik gibi haller aslında vücudun ortaya koyduğu birer tepkidir ve her biri aslında bağışıklık sistemini zayıflatmakta, dengelerin bozulmakta olduğunun işareti sayılmaktadır.<br />
         İnsanlar hep kendilerini ihmal etmektedirler. Günübirlik çalışma esnasında yegane varlığımız olan vücudumuzun sürekli yıprandığını, bazı organlarımızın zaman içerisinde görevini yapamaz hale geldiğini aklımıza dahi getirmez veya dayanılmayacak ağrılar baş gösterene kadar kendimizi muayene ettiremiyoruz. Oysa herkesçe bilinen bir gerçek ki, hastalanmadan önce sağlığı korumak asla ihmal edilmeyecek bir düstur. Bütün bu gerçeklerden yola çıkarak, insanı bir bütün olarak ele alan, tedavide de bu bütünlük içerisinde bağışıklık sistemini ve dengeleri sağlamaya yarayan akupunktur tedavisi insan sağlığını korumakta da önemli bir rol oynamaktadır. Ama daha sevindirici olanı, akupunktur tedavisiyle, bilinen tedavi metodlarıyla iyileşmesi mümkün olamayan, astım, migren, boyun fıtığı, kireçlenme, romatoid artrit gibi bir çok hastalıklarda ilaçsız ve yan etkisiz mevcut tedavi yöntemlerinden en az 3-4 kat daha etkili olmasıdır.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-tedavisinden-fayda-goren-hastaliklar-12038/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Yeni akupunktur yönetmeliği</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/yeni-akupunktur-yonetmeligi-12037/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:17:14 GMT</pubDate>
			<description>* 															YENİ AKUPUNKTUR YÖNETMELİĞİ * 														 													 													 												 												 													 													...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b> 															<font size="3">YENİ AKUPUNKTUR YÖNETMELİĞİ </font></b> 														 													 													 												 												 													 													 														 															  <img src="http://www.topoglu.com/pageResim.asp?pageID=7" border="0" alt="" />   														 													 													<font size="2">29 Mayıs 1991 tarihli Sağlık Bakanlığı Akupunktur Yönetmeliği<br />
<br />
AKUPUNKTUR YÖNETMELİĞİ<br />
Not: Bu yönetmelik 29.05.1991tarih ve 20885 sayılı Resmi Gazete&#8217;nin 3-5. sayfalarında yayınlanmıştır.<br />
BİRİNCİ BÖLÜM<br />
Amaç, Kapsam ve Tanımlar<br />
Amaç<br />
Madde 1- Bu yönetmeliğin amacı, ülkemizde akupunktur tedavisin, diğer tedavi metotlarında olduğu gibi, bilimsel yöntemlerle yapılmasını esas ve usullerini düzenlemektedir.<br />
Kapsam<br />
Madde 2- Bu yönetmelik, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişilerin ve tüzel kişilerin akupunktur ile ilgili faaliyetlerini kapsar. <br />
Hukuki Dayanak<br />
Madde 3- Bu yönetmelik, 181 sayılı Sağlık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 43. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.<br />
Tanımlar<br />
Madde 4- Bu yönetmelikte geçen,<br />
Bakanlık:<br />
Sağlık Bakanlığını,<br />
Akupunktur:<br />
İğne, laser ışınları (laser akupunkturu) gibi bulunmuş ve bulunacak diğer bilimsel uyarı<br />
yöntemleri ile vücuttaki özel noktaların uyarılması suretiyle yapılan tedaviyi,<br />
Elektro-Akupunktur:<br />
Vücuttaki ve kulaktaki özel noktalara batırılan iğnelerin elektriksel uyarılması suretiyle yapılan tedaviyi,<br />
Elektro-Stimülasyon Anestezisi (ESA)<br />
Anestezi ve analjezi maksadıyla gerek kulakta, gerekse vücuttaki akupunktur noktalarına batırılan iğnelerin, gayeye uygun bir stimülatör aracılığıyla uyarılmasını,<br />
Akupunkturist:<br />
Akupunktur tedavisi konusunda eğitim görmüş, uygulama yeteneğine sahip ve bakanlıkça kendisine bunu teyit eden sertifika verilmiş hekimi, ifade eder.<br />
İKİNCİ BÖLÜM<br />
Akupunktur Üst Komisyonu&#8217;nun Kuruluş, Görev ve Yetkileri<br />
Akupunktur Üst Komisyonu&#8217;nun Kuruluşu<br />
Madde 5- Yurdumuzda, akupunkturla kimlerin, hangi şartlarda hangi hastalıkları tedavi edebileceklerini, akupunktur tedavisi için gerekli olan eğitimi ve sertifika verilmesini, akupunkturist denetimini yapmak amacıyla, Sağlık Bakanlığı bünyesinde bir &#8220;Akupunktur Üst Komisyonu&#8221; kurulur.<br />
Üst Komisyon Başkan ve Üyeleri<br />
Madde 6- Bakanlık Müsteşarı veya görevlendireceği bir yardımcısı bu Üst Komisyon&#8217;un başkanıdır. <br />
Akupunktur Üst Komisyonu, Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan ve akupunktur bilimine vakıf sertifikalı üç hekim üye, akupunktur tedavi yöntemini uygulayan Üniversitelerin Tıp Fakülteleri Dekanlarının belirleyeceği bu konuda bilimsel çalışma yapmış 7 üye, Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi&#8217;nden bir üye, Sağlık Bakanlığı&#8217;nın bu komisyonda görev almasını istediği 6 kontenjan üyeden teşekkül eder. Ayrıca Bakanlık 1. Hukuk Müşaviri, Temel Sağlık Hizmetleri ve Tedavi Hizmetleri Genel Müdürleri bu komisyonun tabii üyesidir. Üst Komisyon&#8217;un sekreteryası Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülür. <br />
Üst Komisyon&#8217;un Toplantı Usulü<br />
Madde 7- Üst Komisyon, Mart ve Ekim aylarında olmak üzere senede en az iki defa toplanır. Ayrıca, komisyon salt çoğunluğun yazılı teklifi ile toplantıya çağrılabilir. <br />
Üst Komisyon Görev Süresi<br />
Madde 8- Üst Komisyon&#8217;a seçimle gelen üyelerin görev süreleri iki yıldır. Sürelerini tamamlayanlar yeniden seçilebilirler. <br />
Üst Komisyon Toplantı Yeter Sayısı ve Karar Alma<br />
Madde 9- Üst Komisyon, en az 11 üyenin katılmasıyla çalışmaya başlar. Karar için salt çoğunluk aranır. Oyların eşitliği halinde başkanın oyu iki oy olarak sayılır. <br />
Üst Komisyon&#8217;un Görevleri<br />
Madde 10- Akupunktur Üst Komisyonu&#8217;nun görevleri şunlardır:<br />
a) Akupunkturun bilimsel doğrultuda gelişmesi ve uygulanması için Bakanlığa yardımcı olmak amacıyla tavsiye kararları alır. Bu kararlar çerçevesinde, uygulamaların kimler tarafından, hangi şartlarda, nasıl yapılacağını belirler; bu çalışmaları yapan her türlü kurum ve kişilerin mevzuat çerçevesinde denetlenmesini düzenler.<br />
b) Ülkemizde, akupunktur uygulayan kişilerin yurt dışından veya yurt içinden alınmış akupunktur eğitimini belirleyen belge ve sertifikalarını inceler, uygun gördüklerini tasdik eder.<br />
c) Halen, belgesiz ve sertifikasız akupunktur uygulayan hekimlerin eğitim programlarına tabi tutulmasına ve süre sonunda yapılacak imtihanda başarı kazananların sertifika almalarını düzenler.<br />
d) Akupunktur eğitiminin yerleri ve sürelerini belirler, buna göre eğitim programını hazırlar. Eğitim şekli ve uygulama tarzında standartlar saptar.<br />
e) Akupunktur tedavi yöntemini yönlendirici ve aydınlatıcı çalışmalar yapar. Bakanlık ve üniversiteler bünyesinde kurulacak akupunktur üniteleri için her türlü destekte bulunur . <br />
f) Akupunkturun endikasyon ve kontrendikasyonlarını tespit eder. <br />
g) Akupunktur tedavi yerlerinde bulunması gereken donanımları tespit eder.<br />
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM<br />
Özel Bölümler<br />
Akupunktur Tedavisi Uygulama Yetkisi<br />
Madde 11- Ülkemizde, akupunktur tedavisi uygulayacakların, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San&#8217;atlarının Tarzı İcrasına dair kanun gereğince, Türkiye&#8217;de icra&#8217;ı sanat etmeye hak kazanmış Tıp doktoru olması şarttır. <br />
Diş hekimleri de, durumları bu Yönetmelik hükümlerine uymak kaydıyla, yalnız kendi sahalarında akupunktur tedavisi uygulayabilirler.<br />
Bunlara ilaveten, akupunktur uygulayacakların:<br />
a) Yurt dışından sertifika alarak akupunktur uygulayacakların belgelerinin Akupunktur Üst Komisyonu&#8217;nca yeterli görülerek tasdik edilmiş. olması,<br />
b) Akupunktur Üst Komisyonu&#8217;nun izniyle açılacak eğitim kurslarında başarılı olmaları,<br />
c) <br />
d) Sertifikaların muayenehanelerde bulundurulması ve Sağlık Bakanlığı yetkililerince yapılan denetimlerde gösterilmesi, gerekir. <br />
Akupunktur Klinikleri<br />
Madde 12- Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişiler özel hukuk tüzel kişileri tarafından açılmış muayenehane, poliklinik ve özel hastanelerde, bu yönetmelik hükümlerine göre sertifika almış hekimler tarafından akupunktur tedavisi uygulanabilir.<br />
Akupunktur Klinik ve Muayenehanelerin Özellikleri<br />
Madde 13- Akupunktur kinik, muayenehane ve polikliniklerinin açılışı, diğer klinik muayenehane ve polikliniklerin açılış usullerine tabidir. <br />
Akupunktur Tedavi Yerlerinde Bulunması Gerekli Asgari donanımlar<br />
Madde 14- Akupunktur Tedavi Yerlerinde Akupunktur Üst Komisyonu&#8217;nun belirleyeceği gerekli donanımlar bulundurulur.<br />
Akupunktur Uygulanmayacak Durumlar<br />
Madde 15- Akupunktur Üst Komisyonu&#8217;nun belirleyeceği kontrendikasyon durumlarında akupunktur yapılamaz. <br />
DÖRDÜCÜ BÖLÜM<br />
Yürürlük- Yürütme<br />
Yürürlük<br />
Madde 16- Bu Yönetmelik yayım tarihinde yürürlüğe girer.<br />
Yürütme<br />
Madde 17- Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.<br />
<br />
<br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
<br />
<br />
17 Eylül 2002  tarihli Sağlık Bakanlığı Akupunktur Yönetmeliği<br />
<br />
Akupunktur Tedavisi Uygulanan Özel Sağlık Kuruluşları ile<br />
     Bu Tedavinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik<br />
<br />
     Resmi Gazete<br />
     Tarih: 17.9.2002; Sayı: 24879<br />
<br />
     BİRİNCİ BÖLÜM<br />
     Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar<br />
<br />
     Amaç<br />
 Madde 1 - Bu Yönetmeliğin amacı; fertlerin ve toplumun sağlığını korumak maksadıyla, Ülkemizde akupunktur tedavisinin bilimsel yöntemlerle yapılması ve bu tedavinin uygulandığı özel sağlık kuruluşlarının açılmasına, çalışmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.<br />
<br />
     Kapsam<br />
 Madde 2 - Bu Yönetmelik; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sağlık kuruluşlarında akupunktur uygulayacak kişileri, bu tedavinin uygulandığı özel sağlık kuruluşlarını, bu kuruluşların sahip ve işletenlerini ve bunların faaliyetlerini kapsar.<br />
<br />
     Dayanak<br />
 Madde 3 - Bu Yönetmelik; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 9 uncu maddesinin (c) bendi ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.<br />
<br />
     Tanımlar<br />
     Madde 4 - Bu Yönetmelikte geçen;<br />
     a) Kanun: 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu,<br />
     b) Bakanlık: Sağlık Bakanlığını,<br />
     c) Genel Müdürlük: Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünü,<br />
     d) Müdürlük: İl Sağlık Müdürlüğünü,<br />
e) Sağlık Kuruluşu: Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre verilmiş uygunluk belgesi olan veya özel hastaneler ile ilgili mevzuat hükümlerine göre verilmiş hastane ruhsatı bulunan yerlerde kurulan ünite, merkez ve muayenehaneleri,<br />
     f) Uygunluk Belgesi: Sağlık kuruluşunun faaliyet gösterebilmesi için Müdürlük tarafından düzenlenen belgeyi,<br />
g) Akupunktur: İğne, lazer ışınları (lazer akupunktur) gibi bilimsel uyarı yöntemleri ile vücuttaki ve kulaktaki bulunmuş özel noktaların uyarılması suretiyle yapılan tedaviyi, ifade eder.<br />
<br />
     İKİNCİ BÖLÜM<br />
     Sağlık Kuruluşlarının Türleri ve Temel Özellikleri<br />
<br />
     Türler<br />
 Madde 5 - Bu Yönetmelik kapsamında bulunan sağlık kuruluşları, faaliyet alanları, hizmet alt yapı özellikleri ile hizmet veren sağlık ekibinin yapısına göre üniteler, merkezler ve muayenehanelerdir.<br />
<br />
     Akupunktur Üniteleri<br />
 Madde 6 - Özel hastaneler mevzuatına göre ruhsatlandırılmış özel hastaneler, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ile uygunluk belgesi verilmiş özel sağlık kuruluşları bünyesinde yapılan akupunktur tedavileri, sağlık kuruluşunun faaliyet gösterdiği ayrı bir dal ve bu sağlık kuruluşunun bir ünitesi olarak kabul edilir.<br />
<br />
     Akupunktur Merkezleri<br />
 Madde 7 - Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre akupunktur tedavisi özel bir dal olarak kabul edilerek özel dal merkezi şeklinde değerlendirilen yerler akupunktur merkezleridir.<br />
<br />
     Muayenehaneler<br />
 Madde 8 - Muayenehane, hekimlerin mesleklerini serbest olarak icra etmek üzere münferiden Kanun hükümlerine göre açtıkları özel sağlık kuruluşları olup, akupunktur tedavisinin bu sağlık kuruluşunda yapılması durumunda muayenehane kapsamında değerlendirilir.<br />
<br />
     Sağlık Kuruluşu Açmaya ve İşletmeye Yetkili Kişiler<br />
Madde 9 - Bu Yönetmeliğin 6 ncı ve 7 nci maddelerinde belirtilen sağlık kuruluşları; 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, özel hastaneler ile ilgili mevzuat hükümlerine göre ruhsatlandırılmış sağlık kuruluşları ile Kanuna göre mesleğini serbest olarak icra etme yetkisine sahip serbest çalışan hekimler ile 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun hükümlerine göre aynı hakkı haiz olan Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi statüsünde bulunan hekimler tarafından açılabilir ve işletilebilirler.<br />
<br />
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM<br />
     Başvuru ve Açılma İzni İşlemleri<br />
<br />
     Başvuru İçin Gereken Belgeler<br />
 Madde 10 - Sağlık kuruluşu bünyesinde akupunktur tedavisi yapacaklar bizzat veya mesul müdürleri vasıtasıyla Müdürlüğe bir dilekçe ile başvururlar. Dilekçeye ekli başvuru dosyasında bulunması gereken bilgi ve belgeler şunlardır:<br />
a) Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre verilmiş uygunluk belgesi veya özel hastaneler ile ilgili mevzuat hükümlerine göre verilmiş hastane ruhsatı,<br />
b) Sağlık kuruluşunun oda esasında bütün mekanlarının ne amaçla kullanılacağını gösterir mimari olarak çizilmiş en az 1/100 ölçekli ve hizmet sınırları içerisinde bulunduğu sağlık ocağı hekimince yerinde görülerek &quot;plan mahalline uygundur&quot; şeklinde onaylanmış plan örneği,<br />
c) Sağlık kuruluşunda kullanılacak olan ve bulundurulması mecburi asgari tıbbi malzeme ve donanım ile ilaç listeleri dikkate alınarak hazırlanmış, bizzat veya mesul müdürce imzalanmış ve hizmet sınırları içerisinde bulunduğu sağlık ocağı hekimince yerinde bizzat görülerek doğruluğu onaylanmış asgari araç-gereç ve ilaç listesi,<br />
d) Sağlık kuruluşunda akupunktur uygulayacak hekimlerin diplomalarının varsa uzmanlık belgelerinin ve Bakanlıkça düzenlenen &quot;Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikası&quot;nın noter onaylı örnekleri ile ikişer adet vesikalık fotoğrafları,<br />
e) Sağlık kuruluşunda akupunktur uygulayacak hekimlerin bölge tabip odasına kayıtlı olduğunu bildirir belgenin örneği veya kimlik fotokopisi,<br />
f) Sağlık kuruluşunda akupunktur uygulayacak hekimlerin, herhangi bir kamu kuruluşunda görev yapıp yapmadıklarını beyan eden dilekçeleri ile görev yaptıklarını beyan edenlerin dilekçe ekinde görev yaptıkları kamu kurum ve kuruluşlarından 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanunda öngörülen tazminatların izin alınmasından sonra maaşlarından kesilmeye başlanılacağını bildirir belgeleri,<br />
g) Sağlık kuruluşunda çalışacak hekim dışı sağlık personelinin diplomalarının Müdürlükçe onaylı örnekleri ve ikişer adet vesikalık fotoğrafları.<br />
     Muayenehane ve merkez açacaklarda (a) bendinde belirtilen uygunluk belgesi başvuruda istenmez.<br />
Merkez açacaklar, aynı zamanda Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir. Buna göre özel dal merkezi açılışında istenen tüm şartlar yerine getirilir ve ilgili belgeler başvuru dosyasına eklenir. Bu belgeler iki nüsha halinde eklenir.<br />
<br />
     Başvurunun Değerlendirilmesi ve Yeniden Başvuruyu Gerektiren Haller<br />
Madde 11 - Bu Yönetmeliğin 10 uncu maddesine göre yapılan başvuru öncelikle dosya üzerinde incelenir. Başvuru dosyası Müdürlük tarafından başvuru tarihinden itibaren 15 iş günü içinde incelenerek, eksiklikleri var ise bu eksiklikler sağlık kuruluşunu açmak isteyenlere bildirilir. Başvuru dosyasında eksiklik yok ise Müdürlük tarafından görevlendirilen ekip sağlık kuruluşunu yerinde inceler. Bu inceleme sonucunda uygun görülenlere Müdürlük tarafından EK-1'de yer alan Uygunluk Belgesi düzenlenir. Uygunluk belgesine ilave olarak, akupunktur uygulayacak hekim adına EK-2'de yer alan Personel Çalışma Belgesinden ikişer nüsha düzenlenir. Düzenlenen bu belgeler ve başvuru dosyasının bir örneği Müdürlükte saklanır, diğer nüshaları ilgili kişiye imza karşılığında verilir.<br />
Merkez açılışlarında değerlendirme Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre bir arada yapılır. Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ve Akupunktur Tedavisi Uygulanan Özel Sağlık Kuruluşları ile Bu Tedavinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirme sonucunda ilgili belgeler birlikte düzenlenir.<br />
Bu Yönetmelik kapsamındaki mevcut bir sağlık kuruluşunu açanlar ve işletenlerce, faaliyet gösterdiği adresin değişmesi durumunda, 10 uncu maddede belirtilen evraklar ile başvuru aynen tekrarlanır.<br />
<br />
     DÖRDÜNCÜ BÖLÜM<br />
     Kuruluş Alt Yapı Standartları<br />
<br />
     Ünite ve Merkezlerde Bulundurulması Zorunlu Asgari Birimler<br />
Madde 12 - Ünite şeklinde faaliyet gösterilecek yerler ile merkezlerde ilgili mevzuatlarına göre zorunlu olarak bulundurmaları gereken bölümlere ilave olarak, asgari 10 metrekare yüzölçümünde ve içerisinde asgari tıbbi malzemenin ve donanımın bulunduğu ayrı bir akupunktur tedavi odası bulunur. Kapısında akupunktur tedavi odası olduğunu belirten tabela, duvarlarında tedavi yapan hekimin Bakanlıkça düzenlenen &quot;Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikası&quot;nın aslı asılı bulunur.<br />
<br />
     Muayenehanelerde Bulundurulması Zorunlu Asgari Birimler<br />
     Madde 13 - Muayenehanelerde ise aşağıda belirtilen bölümler bulunur:<br />
a) Hasta bekleme salonu: Asgari 20 metrekare yüz ölçüme sahip, hasta kullanımına uygun şekilde döşenmiş ve içerisinde hasta kabul ve kayıt görevlisi bölümünün de bulunduğu ayrı bir mekan,<br />
b) Muayene odası: Asgari 6 metrekare yüzölçümünde ve içerisinde asgari tıbbi malzemenin ve donanımın bulunduğu ayrı bir oda,<br />
c) Akupunktur tedavi odası: Asgari 10 metrekare yüzölçümünde ve içerisinde asgari tıbbi malzemenin ve donanımın bulunduğu ayrı bir oda,<br />
     d) Arşiv birimi ve bu birim için hasta ve yakınlarının dolanım alanlarından izole edilmiş kapalı bir bölme veya oda.<br />
Muayenehanelerde bekleme salonunda; uygunluk belgesinin aslı, bütün sağlık personelin çalışma belgelerinin aslı, hasta hakları tabelası, hastalar ve yakınları tarafından kolayca okunabilecek uygun bir yere asılır. Ayrıca başvuran hasta ve hasta yakınları tarafından istenildiği takdirde gösterilmek üzere muayene, tetkik ve tedavi ücretlerini gösteren bir fiyat listesi bulunur.<br />
Muayene odasının kapısında hekimin adı ve varsa uzmanlık dalının adının yazılı olduğu tabela, duvarında hastaların görebilecekleri bir yerde o muayene odasında görev yapan hekimin diploma ve var ise uzmanlık belgesin aslı asılı bulunur.<br />
Akupunktur tedavi odasının duvarında Bakanlıkça düzenlenen &quot;Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikası&quot;nın aslı asılı bulundurulur ve burada yalnızca akupunktur tedavisi uygulanır. Muayenehanede hastaya akupunktur tedavisi haricinde tıbbi tedavi uygulanması veya hastanın gözlem altında tutulması şeklindeki faaliyetler için bunlara uygun ayrı bir tedavi odasının bulunması gerekir.<br />
<br />
     Tıbbi Cihaz, Malzeme ve İlaçlar<br />
 Madde 14 - Sağlık kuruluşlarında Bakanlık tarafından çıkartılacak genelge ile belirlenecek asgari tıbbi cihaz, araç gereç ve ilaçların bulundurulması zorunludur.<br />
<br />
     Atıkların İmhası<br />
 Madde 15 - Teşhis ve tedavi hizmetlerinde kullanılan ve böylece bir daha kullanılamaz haldeki sarf malzemelerinin ve atıkların, çevre ve toplum sağlığını tehdit etmeyecek şekilde ilgili mevzuatında belirttiği şekilde imha edilmek üzere sağlık kuruluşundan uzaklaştırılması zorunludur. Muayenehanelerde atık toplama kaplarının hasta ve yakınlarının dolaşma alanlarından izole edilmiş kapalı bir bölüm içinde olması gerekir.<br />
<br />
     Dış Tabelası<br />
 Madde 16 - Üniteler için ilgili mevzuatlarındaki tabelalar ile ilgili düzenlemeler esas olup bu mevzuatların belirttiği şekillerde akupunktur tedavisi yaptıklarını belirtebilirler. Akupunktur tedavisi ile ilgili özel ayrı bir dış tabela asamazlar.<br />
Merkezler için ise tabelalarda, &quot;Özel&quot; ibaresini takiben sağlık kuruluşunun ismi ve bu ismi takiben ise bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak Müdürlükçe verilmiş &quot;Akupunktur Merkezi&quot; unvanı yer alır.<br />
     Muayenehaneler ise Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak dış tabela asabilirler.<br />
<br />
BEŞİNCİ BÖLÜM<br />
     Akupunktur Bilim Komisyonu<br />
<br />
     Akupunktur Bilim Komisyonunun Kuruluşu<br />
 Madde 17 - Akupunktur tedavisi uygulayacak hekimlerin; kimleri, hangi şartlarda ve hangi hastalıklarda tedavi edebilecekleri, akupunktur tedavi uygulamasını öğrenmek için gerekli teorik ve pratik uygulama müfredatı ile sertifika verilmesinin sağlanması ve verilen sertifikaların değerlendirilmesi ile ilgili görüş belirlemek üzere, Bakanlıkça &quot;Akupunktur Bilim Komisyonu&quot; kurulur. Bu komisyon:<br />
a) Akupunktur konusunda bilimsel çalışma yapmış Üniversite öğretim üyesi veya Bakanlık eğitim hastanelerinden bu konuda bilimsel çalışması olan uzman hekimler arasından seçilecek 5 üye,<br />
     b) Akupunktur sertifikası olan serbest çalışan iki hekim,<br />
c) Bakanlık; Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü veya yardımcısı, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü veya yardımcısı ile Bakanlık Birinci Hukuk Müşavirinden, teşekkül eder.<br />
Bilim komisyonu Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakanın onayı ile oluşturulur. Seçilen üyeler üç yıl süre ile görev yaparlar. Üyeliğe tekrar seçilmek mümkündür.<br />
     Komisyondan ayrılan üyenin yerine, aynı usulle yenisi seçilir.<br />
<br />
     Akupunktur Bilim Komisyonunun Çalışma Şekli<br />
 Madde 18 - Komisyon her yıl Mart ve Ekim aylarında olmak üzere en az iki defa Bakanlığın daveti üzerine Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürünün başkanlığında toplanır. Bakanlık, gerektiğinde Komisyonu olağanüstü toplantıya çağırabilir.<br />
a) Toplantı gündemi, Genel Müdürlük tarafından, Komisyon Başkanı veya Komisyon üyelerinin tekliflerine göre tespit edilir ve Genel Müdürlük tarafından, toplantı daveti gündem ile önceden yazılı olarak üyelere bildirilir.<br />
b) Komisyon, en az altı üyenin iştiraki ile toplanır ve salt çoğunluk ile karar alır. Oylarda eşitlik halinde, Başkanın mensup olduğu görüş geçerli sayılır.<br />
     c) Komisyonun sekreterlik hizmetlerini Genel Müdürlük yürütür.<br />
     d) Komisyon, gündem maddelerini inceler ve raporunu hazırlar.<br />
<br />
     Akupunktur Bilim Komisyonunun Görevleri<br />
 Madde 19 - Akupunktur Bilim Komisyonu akupunkturun bilimsel doğrultuda gelişmesi ve uygulanması için aşağıdaki konularda tavsiye kararları alır.<br />
a) Ülkemizde akupunktur uygulamak isteyen kişilerin yurt dışında veya yurt içinden alınmış akupunktur eğitimini belirleyen belge ve sertifikaları inceleyerek değerlendirme raporlarını hazırlar.<br />
     b) Akupunktur eğitimi ile ilgili usul ve esaslar hakkında Bakanlığa görüş bildirir.<br />
     c) Akupunktur tedavisinin endikasyon ve kontrendikasyonlarını belirler.<br />
     d) Akupunktur tedavi yöntemi ile ilgili yönlendirici, aydınlatıcı çalışmalar yapar.<br />
     e) Bakanlık tarafından ihtiyaç duyulan bilimsel ve teknik konularda gerekli çalışmaları yapar.<br />
f) Akupunktur tedavisi uygulanan yerlerde bulunması gerekli tıbbi araç, gereç, personel, mekan konusunda Bakanlığa görüş bildirir.<br />
<br />
     Akupunktur Tedavisi Uygulama Yetkisi<br />
 Madde 20 - Akupunktur tedavisi uygulayacakların Kanun gereğince hekim ve Bakanlıkça düzenlenmiş &quot;Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikası&quot; na sahip olmaları şarttır.<br />
Bakanlık izni ile açılan eğitim kurslarında veya yurtdışında eğitim aldığını belgeleyen kişilerin aldıkları eğitimlerin Bakanlıkça uygun olduğu kabul edilenler, gerek görülürse Bakanlıkça, Bilim Komisyonu üyelerinden oluşan bir jüride değerlendirmeye tabi tutulurlar ve burada yeterli olanlara akupunktur tedavisi uygulama sertifikası düzenlenir.<br />
Ayrıca yurtdışında eğitim görenlerin eğitim gördükleri yabancı dili, eğitimi takip edebilecek düzeyde bildiklerini belgelemeleri gerekir.<br />
<br />
     Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Yerlerde Akupunktur Uygulanması<br />
Madde 21 - Kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerler bu Yönetmeliğin 20 nci maddesinde belirlenen şartlara haiz olmak koşulu ile akupunktur tedavisi yapmaya yetkilidir.<br />
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerler, akupunktur tedavisinin bilimsel yöntemlerle yapılmasına yönelik olarak, bu Yönetmeliğin 19 uncu maddesine göre bilim komisyonunca alınan tavsiye kararlarına dayanan Bakanlık talimatları ile Bakanlıkça re'sen verilen kararlara uymak zorundadırlar.<br />
     Kamu kurum ve kuruluşları ile bunlara ait yerler, bu Yönetmeliğin diğer hükümlerine tabi değildirler.<br />
<br />
     ALTINCI BÖLÜM<br />
     Kayıt ve Bildirim Sistemi<br />
<br />
     Kayıt<br />
 Madde 22 - Sağlık kuruluşuna başvuran her hasta, protokol defterine kaydedilir. Her hekim, kendisine ait reçeteyi kullanır, ancak ünite ve merkezlerde Yönetmelikte belirtilen sağlık kuruluşunun ismini taşıyan reçeteyi kullanır ve bu reçeteye kendi imzasını ve kaşesini basar. Muayenehanelerde ise, hekim adına düzenlenmiş reçete kullanılır. Sağlık kuruluşunda yazışma, kayıt ve benzeri işlemlerin bilgisayar ortamında gerçekleştirilmesi, bu Yönetmelik ile öngörülen yazılı kayıt sisteminin bulundurulma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.<br />
<br />
     Protokol Kayıt Defteri<br />
 Madde 23 - Protokol Kayıt Defteri; başvuran hastaların kimlik bilgileri ile tıbbi işlemlerin kaydında kullanılmak üzere Müdürlük tarafından onaylı defterdir. Başvuran her hasta bu deftere kaydedilir. Ayrıca hastalara verilen istirahat raporları da, raporu veren hekim tarafından bu deftere kaydedilir.<br />
<br />
     Teftiş ve Denetim Defteri<br />
 Madde 24 - Sağlık kuruluşunda, Bakanlık veya Müdürlük tarafından yapılacak olağan veya olağanüstü denetimlerde teftiş sonuçlarının yazılması için kullanılan ve Müdürlük tarafından onaylanmış olan iki adet teftiş ve denetim defteri bulundurulur.<br />
<br />
.<br />
<br />
     YEDİNCİ BÖLÜM<br />
     Çeşitli ve Son Hükümler<br />
<br />
     Denetim<br />
 Madde 25 - Sağlık kuruluşları Müdürlük tarafından oluşturulan ekipler tarafından düzenli olarak denetlenir. Şikayet, soruşturma ve Bakanlık merkez teşkilatının veya Müdürlüğün talebi üzerine yapılacak olağan dışı denetimler hariç olmak üzere, olağan denetimler en az dört ayda bir yapılır. Denetimlerde Ek- 3'de yer alan denetleme formu kullanılır. Denetim ile ilgili bulgular ve sonuçlar Müdürlüğe ait teftiş ve denetim defterine yazılır.<br />
Denetimler, denetim işlemi için görevlendirilen biri hekim olmak kaydıyla en az iki sağlık personeli tarafından gerçekleştirilir. Olağan denetimler, düzenli aralıklarla gerçekleştirilir.<br />
Bu denetimlerde tespit edilen eksiklikler için, denetim formunda eksikliğin giderilmesi için verilecek süre sütununda belirlenen süreler verilir. Bu süre içerisinde, belirlenen eksikliğini gidermediği tespit edilen sağlık kuruluşuna, denetim formunda eksikliğin devamında verilecek faaliyet durdurma süresinde belirlenen süre boyunca akupunktur tedavi uygulama faaliyeti durdurması uygulanır. Bu şekilde faaliyet geçici olarak durdurulan sağlık kuruluşunun verilen süre sonunda; süresiz durdurulanın ise, üç ay içerisinde eksikliklerini gidermediği tespit edildiği takdirde sağlık kuruluşunun akupunktur uygunluk belgesi geçersiz sayılarak iptal edilip geri alınır.<br />
Denetimlerde bir sağlık kuruluşunda denetim formundaki birden çok eksikliğin aynı anda tespit edildiği durumlarda, eksikliklerin giderilmesi için tanınacak süre veya eksiklikler giderilmediğinde uygulanacak faaliyeti durdurma süresi olarak, süresi en uzun olan hüküm için belirlenen süre uygulanır.<br />
<br />
     Müdürlüklerin Sorumlulukları<br />
 Madde 26 - Müdürlüklerin; sağlık kuruluşlarının ve muayenehanelerin açılış, işleyiş ve denetimleri ile, diğer hususlardaki sorumlulukları şunlardır:<br />
a) Uygunluk belgesi almak için başvuran sağlık kuruluşlarının ve muayenehanelerin yerinde ve başvuru dosyalarında denetim ve incelemesini yapmak, inceleme sonucunda uygun görülenlere bu Yönetmelikte belirtilen belgeleri düzenlemek,<br />
b) Sağlık kuruluşları ve muayenehaneleri Yönetmelikte belirlenen aralıklarla ekipler marifetiyle olağan ve olağanüstü denetlemek,<br />
c) Sağlık kuruluşlarından ve muayenehanelerden bu Yönetmelikte belirlenen esaslara uymayanlar hakkında bu Yönetmelikte belirtilen işlemleri gerçekleştirmek,<br />
d) Her yılın Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında sağlık kuruluşlarına ait üç aylık envanter formunu düzenli olarak Bakanlığa göndermek,<br />
     e) Bakanlıkça verilen diğer görevleri yerine getirmek.<br />
<br />
     Yasaklar<br />
 Madde 27 - Bu Yönetmelik kapsamında olan özel sağlık kuruluşları, muayenehaneler ile kişiler Yönetmelik hükümlerine ve aşağıda belirlenen hususlara uymak zorundadırlar:<br />
     a) Uygunluk belgesi almadan faaliyete geçilemez.<br />
b) Bu sağlık kuruluşlarında, personel çalışma belgesi düzenlenen hekimler ve diğer sağlık personeli dışında hekim ve sağlık personeli çalıştırılamaz.<br />
     c) Sağlık kuruluşunun bünyesinde olmayan faaliyetler ve fiyatlar konusunda reklam verilemez.<br />
d) Müdürlükçe adlarına personel çalışma belgesi düzenlenmemiş hekim ve hekim dışı sağlık personeli, her ne surette olursa olsun, sağlık kuruluşunda çalıştırılamaz.<br />
     e) Sağlık kuruluşunda akupunktur tedavisini, Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikası olmayan diğer hekimler uygulayamaz.<br />
     f) Sağlık kuruluşunda akupunktur bilim komisyonunun belirleyeceği kontrendikasyon durumlarda akupunktur yapılamaz.<br />
<br />
     Reklam, Tanıtım ve Bilgilendirme<br />
 Madde 28 - Sağlık kuruluşları çalışmalarına ticari bir görünüm veremeyecekleri gibi; insanları yanıltıcı, paniğe sevk edici, yanlış yönlendirici, benzer nitelikteki kuruluşlar ve çalışanları arasında rekabete yol açıcı davranışlarda bulunamazlar. Ancak, sadece sağlık kuruluşuna başvuran hastaların kullanımına yönelik olarak, temel olarak sağlığı geliştirici ve koruyucu nitelikte söz konusu sağlık kuruluşunun faaliyet gösterdiği alan ile ilgili sağlık sorunları, bu sorunlardan korunma veya sağlık sorunlarının kişide meydana getirdiği olumsuzlukların şahsi tedbirler aracılığı ile giderilmesi veya azaltılması hakkında bilgiler içeren eğitim materyali hazırlayabilirler.<br />
Sağlık kuruluşları ve çalışanları, yukarıda açıklanan hususlara riayet etmek ve reklam, tanıtım, bilgilendirme niteliğindeki her türlü faaliyetleri için Müdürlükten izin almak zorundadır.<br />
<br />
     Müeyyideler<br />
 Madde 29 - Bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uymayanlar ile yasaklara aykırı hareket edenlere bu Yönetmelikte öngörülen müeyyideler uygulanır; bunlar, diğer cezai ve hukuki sorumlulukları bakımından genel hükümlere tabidir.<br />
<br />
     Hüküm Bulunmayan Haller ve Ek Düzenlemeler<br />
 Madde 30 - Bu Yönetmelikte belirtilen asgari araç-gereç, tıbbi malzeme ve donanım, sağlık kuruluşlarında bulundurulacak asgari personel sayısı ve niteliği, her türlü kayıt defterleri, formlar, sağlık kuruluşlarının bildirimleri ve diğer hususlar Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Bakanlıkça çıkarılacak bir genelge ile düzenlenir.<br />
<br />
     Yürürlükten Kaldırılan Hükümler<br />
 Madde 31 - 29/5/1991 tarihli ve 20885 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan &quot;Akupunktur Tedavi Yönetmeliği&quot; yürürlükten kaldırılmıştır.<br />
<br />
Geçici Madde 1 - Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce almış oldukları sertifikaları Bakanlık tarafından onaylanan kişilerin, akupunktur tedavisi yapabilmeleri için onaylı sertifikaları ile birlikte Bakanlığa başvurarak &quot;Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikası&quot; almaları zorunlu olup, bu şekilde tanzim edilecek sertifika haricindeki belgelere bağlı talepler değerlendirmeye alınmaz.<br />
<br />
 Geçici Madde 2 - Bu Yönetmelik kapsamına giren ve Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce faaliyete geçmiş olan özel sağlık kuruluşları, bu Yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 3 ay içerisinde Yönetmelikte belirtilen sağlık kuruluşları türleri için öngörülen asgari araç, gereç, personel, tıbbi malzeme, bölüm ve birimler gibi hususları dikkate alarak hangi türünde hizmet vereceğini belirleyerek, bir dilekçe ile uygunluk belgesi taleplerini Müdürlüğe bildirmek zorundadır. Başvuru sonucu, Müdürlük tarafından fiziki yüzölçümleri ile ilgili hükümleri hariç olmak kaydıyla yönetmelik hükümlerine uygun görülen yerlerin faaliyet göstermesine esas belgeler tanzim edilir, eksiklikleri olan sağlık kuruluşuna tespit edilen hususların en geç altı ay içerisinde bu Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilmeleri yazı ile bildirilir. Altı aylık süre içinde eksikliklerini tamamlayamadığı tespit edilen sağlık kuruluşlarına bir defaya mahsus olarak üç ayı geçmemek üzere ek süre verilir. Bu süre sonunda da eksikliklerini tamamlamayan sağlık kuruluşu Valilikçe faaliyetten men edilir.<br />
<br />
     Yürürlük<br />
     Madde 32 - Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.<br />
<br />
     Yürütme<br />
     Madde 33 - Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.<br />
</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/yeni-akupunktur-yonetmeligi-12037/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>AKUPUNKTUR UYGULAMA ESNASINDA OLUŞAN FiZYOPATOLOJiK DEĞİŞİKLİKLER</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-uygulama-esnasinda-olusan-fizyopatolojik-degisiklikler-12036/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:16:45 GMT</pubDate>
			<description>* 															UYGULAMA ESNASINDA OLUŞAN FiZYOPATOLOJiK DEĞİŞİKLİKLER* 														 													 													 												 												...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b> 															<font size="3">UYGULAMA ESNASINDA OLUŞAN FiZYOPATOLOJiK DEĞİŞİKLİKLER</font></b> 														 													 													 												 												 													 													 														 															  <img src="http://www.topoglu.com/pageResim.asp?pageID=6" border="0" alt="" />   														 													 													<font size="2">nlı bir doku mekanik, termal, elektriksel herhangi bir uyaranla uyarıldığında değişik mekanizmalara cevap verir.<br />
<br />
 Akupunktur iğnesini batırdığınızda metalin cinsine göre dokuda bir dizi reaksiyonlar oluşur, iğnenin battığı bölgedeki hücre mitokondriumunda glikoliz ve buna bağlı hücre içinde üretilen laktat ve prüvat aerobik şartlarda yanarak ATP üretilir. Bu üretilen ATP&#8217; de batırılan noktada enerji ve elektriksel değişime yol açar.<br />
<br />
 İğnenin batırılması ile intertisyel sıvıyla iğne arasında direkt bir ilişki baslar. Metalin cinsine göre iyonlar sıvıya geçebilir ve iğnenin dışı ( - ) diğer deyişle Katod haline geçer. Bu reaksiyon gümüş iğne ile olur ve inhibitör etkiye sahiptir.<br />
<br />
 Altın iğne batırıldığında ise intertisyel sıvıdan iğneye doğru iyon geçişi başlar ve metalin dış yüzeyi ( + ) kutup Anot haline gelir. Bu reaksiyon sonucu sinir terminallerinde K+ birikir ve exitatör uyarım baslar. Gümüş iğnede ise sinir terminallerinde Ca (+) birikir, bu da inhibitör bir etki ortaya koyar.<br />
<br />
 İğne ile intertisyel sıvı arasında farklı iyon konsantrasyonundan dolayı Galvanik bir akım oluşur ve buda nosiseptörlerde uyarıma sebep olur. İğne doku içindeyken oluşan galvanik akım sonucu iğnenin etrafında Cl ve H 2 gazları toplanır. Buna bağlı olarak metalle doku arasındaki elektrik potansiyel farkı gittikçe azalır. Buna mani olmak için iğnenin 3&#8211;4 dakikada bir çevrilmesi veya hafifçe batırılıp çekilmesi gerekir. Eğer inhibitör bir etki yaratmak istiyorsak bu işi yapmaya gerek yoktur.</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-uygulama-esnasinda-olusan-fizyopatolojik-degisiklikler-12036/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunktur uygulama alanları (endikasyonları)</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-uygulama-alanlari-endikasyonlari-12035/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:16:08 GMT</pubDate>
			<description>İlk defa 1978 yılında Filipinlerde toplanan WHO (World Health Organisation =Dünya Sağlık Örgütü ) Akupunktur ile tedavi edilebilir hastalıkların bir...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="2">İlk defa 1978 yılında Filipinlerde toplanan WHO (World Health Organisation =Dünya Sağlık Örgütü ) Akupunktur ile tedavi edilebilir hastalıkların bir listesini yayımladı. Daha sonra Türkiye&#8217;den benim de gözlemci olarak iştirak ettiğim 1994 yılı İtalya Cervia&#8217;daki WHO Asamblesinde genişletilerek kabul edilen endikasyon listesi aşağıdadır.<br />
<br />
Bilimsel Kontrol gruplu çalışmalarla akupunktur etkinliği ispat edilmiş hastalıklar:<br />
<br />
&#8212; Sırt ve bel ağrıları <br />
&#8212; Boyun ağrısı<br />
&#8212; Siyatik<br />
&#8212; Tenisçi dirseği<br />
&#8212; Diz ağrısı (Gonartroz=diz kireçlenmesi)<br />
&#8212; Omuzun periartriti<br />
&#8212; Yüz (trigeminal nevralji) ağrısı<br />
&#8212; Baş ağrıları.(Migren, sinüsit, gerilim ve boyun kireçlenmesine bağlı baş ağrıları)<br />
&#8212; Dental (diş ) ağrıları<br />
&#8212; Temporo-mandibüler disfonksiyon (çene eklemi rahatsızlığı)<br />
&#8212; Romatoid artritis <br />
&#8212; Operasyon sonu ağrıları<br />
&#8212; Doğum indüksiyonu(Başlatma)<br />
&#8212; Bebeğin anne karnındaki pozisyonunun(malpozisyon ) düzeltilmesi<br />
&#8212; Gebelik bulantı ve kusmaları<br />
&#8212; Felç(ilk 3&#8211;6 ay içinde)<br />
&#8212; Esansiyel hipertansiyon<br />
&#8212; Renal kolik (Böbrek taşı ağrısı)<br />
&#8212; Lökopeni (lökositlerin azalma durumunda)<br />
&#8212; Radyasyon ve kemoterapi yan etkilerinin tedavisinde <br />
&#8212; Alerjik rinit(Alerjik burun nezlesi)<br />
&#8212; Bilier kolik (Safra kesesi taşı ağrısı)<br />
&#8212; Depresyon<br />
&#8212; Akut basilli dizanteri<br />
&#8212; Primer dismenorhea(Ağrılı adet, regl)<br />
&#8212; Akut epigastralji<br />
&#8212; Peptik ülser (Mide ve oniki parmak barsağı ülseri)<br />
&#8212; Akut ve kronik gastrit<br />
&#8212; Abdominal(karın) ağrıları <br />
&#8212; Akne vulgaris( sivilce)<br />
&#8212; Alkol bağımlılığı ve detoksifikasyonu(arındırılması)<br />
&#8212; Periferik yüz felci<br />
&#8212; Bronşiyal astma<br />
&#8212; Kanser ağrılarında<br />
&#8212; Kardiyak(kalp) neurosis(psikolojik ağrılarında)<br />
&#8212; Kolesistit(Safra kesesi iltihabı)<br />
&#8212; Kolelitiasis(Safra kesesi taşı)<br />
&#8212; Stres <br />
&#8212; Diabetes Mellitus(İnsüline bağımsız=Tip 2)<br />
&#8212; Kulak ağrısı(nedensiz)<br />
&#8212; Epistaksis(Burun kanaması)<br />
&#8212; Kadın infertilitesi(Organik bulgusu olmayan)<br />
&#8212; Fasiyal spazm<br />
&#8212; Fibromiyalji ve tendinitis(Kas ve tendonların rahatsızlığı)<br />
&#8212; Gut artritis<br />
&#8212; Uykusuzluk<br />
&#8212; Doğum ağrısının azaltılması<br />
&#8212; Süt eksikliği<br />
&#8212; Erkek seksüel bozukluğu(Organik olmayan)<br />
&#8212; Meniere<br />
&#8212; Post herpetik sonu ağrılar(Zona sonu ağrıları)<br />
&#8212; Obezite(Basit)<br />
&#8212; Morfin, kokain ve ***** bağımlılığı<br />
&#8212; Osteoartritis(kemik kireçlenmeleri)<br />
&#8212; Burger(Trombo-anjitis obliterans)<br />
&#8212; Polikistik over sendromu<br />
&#8212; Adet öncesi gerginlik sendromu <br />
&#8212; Kronik prostat iltihabı<br />
&#8212; Nedensiz kaşıntı<br />
&#8212; Reynaud sendromu<br />
&#8212; Tekrarlayıcı alt idrar yolu enfeksiyonları<br />
&#8212; İdrar retansiyonu(İçerde kalması<br />
&#8212; Sjögren sendromu<br />
&#8212; Boğaz ağrısı(Tonsillitte bağlı)<br />
&#8212; Boyu kaslarının ani spazmı(tutulması)<br />
&#8212; Nikotin bağımlılığı<br />
&#8212; Ülseratif kolit (Spastik kolon)<br />
&#8212; İdrar yolları taşı<br />
&#8212; Boğmaca<br />
</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-uygulama-alanlari-endikasyonlari-12035/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunkturun tedavi yöntemleri</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunkturun-tedavi-yontemleri-12034/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:15:41 GMT</pubDate>
			<description>Image: http://www.topoglu.com/pageResim.asp?pageID=4    														 													 													Öncelikle hasta akupunkturist doktor tarafından...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://www.topoglu.com/pageResim.asp?pageID=4" border="0" alt="" />   														 													 													<font size="2">Öncelikle hasta akupunkturist doktor tarafından iyice muayene edildikten sonra (gerekli laboratuar ve radyolojik tahlillerden sonra ) tanı konur. Hasta muayene masasına hastalığın yeri ve hastanın durumuna göre yüz üstü veya sırtüstü uzandırılır. İsterse oturtulur.<br />
<br />
Akupunkturda çok çeşitli iğneler vardır. Bunlardan en çok kullanılanı çelik iğnelerdir. Bu iğneler hemen hemen kıl inceliğinde çok sivridirler. Akupunkturist tarafından çok özel bir yöntemle hiç acı duymadan cilt altı veya kas içine batırılarak uygulanır. Bu noktalar bazen 20&#8211;30 saniye uyarılıp çıkarılabilir. Çoğunlukla akupunktur iğneleri uygulandıktan sonra hasta genellikle sakin bir kabin veya odada 15 ila 45 dakika yatarak tedavi edilir. <br />
<br />
İğnelerin uzunluğu 0,5&#8211;8 cm arasındadır. Kalınlıkları (Çapı) ise 0,18 ila 0,5 mm arasında değişir. İğneler genellikle disposable (bir kullanımlık) kullanılır veya otoklav (ameliyathane sterilizasyonunda kullanılır) ile steril yapılır.<br />
<br />
Akupunkturda seansların sayısı hastalığın tipi, süresi ve hastanın yaşına göre farklılık gösterir. Bu 3 ila 30 seans hatta daha uzadığı durumlarda olabilir. Genellikle 7&#8211;12 seans bir kür olarak kabul edilir. Her kür arasında 5 ila 10 gün ara verilir. Hastalığın seyrine göre kürlerin uzunluğu ayarlanır.<br />
<br />
Bazı durumlarda kulaklara 5 ila 15 gün kalıcı iğne (raptiye biçiminde iğne) uygulanabilir.<br />
<br />
İntra-dermal adını verdiğimiz cilt altı iğneler uygulanıp burada 1 hafta bırakılabilir.<br />
<br />
Ayrıca akupunktur noktalarına Lazer tedavisi de uygulanabilir.(Özellikle çocuk, çok yaşlı hastalarda ve iğne fobisi olanlarda)<br />
<br />
Akupunktur noktalarına elektro-akupunkturda (noktalara alternatif akım, düşük voltaj ve amperli) uygulanabilir. Hastalığın durumuna göre frekansı 2 ila 2000 Hz (saniyede verilen elektrik stimülasyonu ) arasında değişir. Elektro-akupunktur ilk defa 1958 de Çin&#8217;de bademci ameliyatı sırasında ağrı azaltıcı olarak uygulandı.<br />
<br />
Ayrıca azda olsa akupunktur noktalarına sono (ses) dalgaları da uygulanmaktadır.<br />
<br />
 <br />
<br />
Amaç; hangi yöntem olursa olsun, akupunktur noktasını uyarmaktır. Bazen bu noktaları hemen her gün hepimiz bilip bilmeyelim basınç veya masaj yaparak uyarıyoruz.( Örneğin; akşamları başımızın ön kısmı ağrıdığında gözlüklerimizi çıkartıp kaşlarımızın iç başlangıç alanını baş ve işaret parmağımızla uyarırız.) Bazen de akşam yakınlarımıza omuzlarımızı ovalatıp, belimizi çiğnetiriz.<br />
<br />
Akupunkturda çeşitli yöntemler vardır.<br />
<br />
Bunlar:<br />
<br />
1-VÜCUT AKUPUNKTURU: Vücuttaki noktalar kullanılır. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) nünde resmi olarak kabul ettiği 361 ve 50 ye yakın da ekstra nokta vardır.<br />
2-KULAK AKUPUNKTURU: Gene WHO tarafından 43 kulak akupunktur noktasının etkili olduğu tespit edilmiştir(Vücut noktalarının neredeyse % 10 nuna tekabül ediyor.<br />
3-YÜZ AKUPUNKTURU: Yüzdeki bazı özel alanlardır.<br />
4-BURUN AKUPUNKTURU: Özellikle Amerikalı Doktor Ralph Alan Dale tarafından araştırılmaktadır.<br />
5-AYAK AKUPUNKTURU<br />
6-EL AKUPUNKTURU: Suchzok Akupunkturu<br />
<br />
<br />
AKUPUNKTUR NOKTASI <br />
<br />
1-Elektrik rezistansı  (direnci) düşük olan alanlardır.<br />
2- Dolayısıyla bu bölgenin elektrik potansiyeli 300 mV tan fazladır.<br />
3-Yüksek elektrik kapasitesi vardır.(0,1&#8211;1 mF)<br />
4-Bu noktalarda deri nefes alması daha fazladır.<br />
5-Bu bölgelerin sıcaklığı diğer alanlara nazaran daha fazladır.<br />
6-Bu bölgelerde ses sinyali daha fazladır.(2-15 Hz.,amplitüd ise 0.5-1 mV ) <br />
<br />
<br />
AKUPUNKTUR NOKTASINA UGULANAN YÖNTEMLER<br />
<br />
1-İğne<br />
2-Lazer<br />
3-Ultrason(ses dalgası)<br />
4-Elektro-akupunktur(Noktaya belirli voltaj ve de frekansta alternatif akım uygulamak<br />
5-Moksa(noktayı ısıtmak amaçlı kullanılan bir bitki=Artemisya Vulgaris)<br />
6-Cupping (Kupa çekmek = şişe çekmek yani noktaya belirli bir ölçü ve sürede vakum uygulamak) <br />
7-Tuina, An-Mo, Acupresure (Akupunktur noktasına özel masaj uygulaması)<br />
8-Akupunktur noktasına belirli ilaçları enjeksiyonu(Serum fizyolojik, vitamin v.s.)<br />
9-T.E.N.S Cilde iğne batırılmadan petler aracılığı ile elektrik akımı verilmesi.<br />
<br />
<br />
AKUPUNKTURUN UYGULANMADIĞI DURUMLAR<br />
<br />
<br />
1-Özellikle hamileliğin ilk 3 ayı içinde bazı akupunktur noktaları (alt karın ve bel noktaları gibi) kesin kullanılmaz, düşüğe neden olabilir. Yalnız hamilelik kusmalarında akupunktur kullanılabilir.<br />
<br />
2-Ameliyat edilmesi kesin vakalarda <br />
<br />
3-Kanserli vakalarda sadece ağrıyı azaltmak için kullanılabilir.<br />
<br />
4-Kanama hastalıklarında.(Hemofili gibi)<br />
<br />
5-Antikoagülan (pıhtılaşmayı azaltan ilaçlar) kullanan hastalarda dikkatli kullanmak gerekir.<br />
</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunkturun-tedavi-yontemleri-12034/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunktur Tarihçesi</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-tarihcesi-12033/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:13:58 GMT</pubDate>
			<description>* Tarihçe * 
 
 Çin tarihin yazılı döneminden çok eskilere dayandığı öne sürülmektedir. İğnelerin kullanımından çok önce bian denilen keskin kenarlı...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b> Tarihçe </b><br />
<br />
 Çin tarihin yazılı döneminden çok eskilere dayandığı öne sürülmektedir. İğnelerin kullanımından çok önce <i>bian</i> denilen keskin kenarlı taşların kullanılmakta olduğu Han Hanedanlığı döneminde (M.Ö.206-M.S.220) kaleme alınmış olan <i>Shuo Wen Jie Za</i> adlı kitapta ifade edilmektedir. Zamanla bian taşlarının yerine kemik veya bambudan yapılan iğneler kullanılmaya başlanmıştır. Shang Hanedanlığı (M.Ö. 16.yüzyıldan 11.yüzyıla kadar) döneminde bronz döküm tekniği geliştirildiğinde bronz iğne ku llanım imkânı ortaya çıkmış ve metal iğnelerin kullanımı önem kazanmıştır. Akupunkturun uygulanışı hakkındaki en geniş ilk bilgi Çin'de Savaşan Eyaletler Döneminde (M.Ö. 475-221) yazılan Huangdi Nei Jing adlı tıbbi risalede verilmektedir. Eserde hem dönemde uygulanan teknikler hem de kadim dönemden aktarılan bilgiler yer almaktadır.<br />
 Doğu ve Batı Tsin Hanedanlıkları döneminden (M.S.265-420) Güney ve Kuzey Hanedanlıkları (M.S.420-589) dönemine değin akupunktur uygulanımı yaygınlaşarak gelişmiş ve bu dönemde kaleme alınan <i>Zhen Jiu Jia Yi Jing</i> adlı kitapta akupunkturda kullanılan meridyen noktalarının tam yeri ve isimleri belirlenmiştir. Kitapta ayrıca her bir noktanın özellikleri ve diğer noktalarla ilişkisi ile manipülasyon metodları da anlatılmıştır.<br />
 Sung, Kin ve Yuan hanedanlıkları (960-1368) döneminde akupunktur alanına en önemli katkı Wang Wei-yi tarafından yazılan Tong <i>Jen Shu Xue Zhen Jiu Tu Jing</i> adlı kitaptır. Bu kitapta akupunktur noktaları hakkında ayrıntılı açıklamalar yapılmış ve insan bedenindeki tüm 657 nokta gösterilmiştir. Wang Wei-yi aynı zamanda eğitim alanında da kullanılması için gerçek insan bedeni büyüklüğünde ve üzerinde akupunktur noktaları gösteren bronz heykellerin de yapılmasını sağlamıştır.<br />
 Tang Hanedanlığı döneminde kraliyet tıp akademisinde akupunktur öğrencilere öğretilmeye başlanmış ve akupunkturun gelişmesinde önemli rol oynayan doktorlar eğitilmiştir.<br />
 Akupunktur ilk olarak Dabry (1853) ve Morant (1927) tarafından Batı'ya tanıtıldı.<br />
 Akupunktur tedavisi, bedende derinin hemen altından geçen on dört ayrı enerji kanalı ve bu kanallar üzerinde bulunan direnç noktalarının ilintili bulunduğu organlar arasındaki ilişkileri temel alır. Analitik mantığa dayalı bilimlerden farklı bir bilgiye bağlı olarak haraket eden akupunktur tedavisinin nasıl iş gördüğü batı tıp bakış açısıyla tam olarak açıklanamamaktadır. Günümüzde Dünya Sağlık Örgütü'nce de WHO kabul edilmiş yüzellinin üzerinde rahatsızlığın tedavisinde ve bazan amaliyatlarda da yan etkisi olmadığı için anestezi olarak uygulanmaktadır.<br />
 <b> Bilgi Dayanağı </b><br />
<br />
 Geleneksel Çin Tıbbı (GÇT), bilimsel batı tıbbından farklı bir bilgi üzerine kuruludur: Doğu bilimleri, batıda olduğu gibi bilimi, analitik neden sonuç ilişkisi içinde ele almaz. Her şeyin birbiriyle bir enerji bağı taşıdığı bütünlükçü bakışa dayanan doğu bilimlerinde hareket, Yin ve Yang ilkeleriyle açıklanır. İnsan da doğa gibi bu enerjinin bir parcası olarak içinde bulunduğumuz soguk, sıcak, nemli veya kuru vbg. iklimsel veya başka türlü enerjilerden doğrudan etkilenmektedir. Bu dıştan maruz kalınan enerjilerle, kendisi de enerjiler bütünü olan bedenimiz bu etkileşim süreciyle bir uyum yakalar. Her bireyin, farklı enerjisel ortamlara maruz kalması yüzünden, yakaladığı uyumlar da farklılık gösterecektir. Dogu bilimleri, enerjileri yin ve yang ilkeleriyle olduğu kadar Beş Dönüşüm (simgesel adları: ateş, toprak, metal, su ve odun) kuramıyla da daha ayrıntılı inceler. Akupunkturda da yin ve yang ilkeleri, 5 Dönüşüm kuramınin yanı sıra, enerji boylamları; dolu ve boş organlar kuramları tedavi için kullanılmaktadır. Doğu bilimlerinin parça ve bütünün birbirinden bağımsız açıklanamayacağı yaklaşımı doğrultusunda doğu tıbbı, psikolojiyi ve bedeni ayrı ayrı incelemez. Herhangi bir organsal rahatsızlık, belirli bir psikolojik rahatsızlığı tetikleyeceği gibi; herhangi bir psikolojik rahatsızlık ta organsal bir rahatsızlığın göstergesi olur. Rahatsızlık ise organsal iç enerjiyle (Çi), dış enerjilerin uyumunun bozulması durumudur. Bu durum, enerji boylamlarında akan Çi'nin direnç noktalarında tıkanmasına yol açar. Noktalardaki tıkanıklıklar yine doğuya özgü İğneli uyarım gibi değişik yöntemler kullanılarak açılır ve rahatsızlık giderilir.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-tarihcesi-12033/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunktur Nedir? - Etkileri Nelerdir?</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-nedirc-etkileri-nelerdirc-12032/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:13:26 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Akupunktur-İğneli uyarım*, vücudun kimi noktalarına çok ince uçlu özel iğneler batırılarak yapılan tedavi. 
 
 
* Etkileri [değiştir]* 
 
  
*...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Akupunktur-İğneli uyarım</b>, vücudun kimi noktalarına çok ince uçlu özel iğneler batırılarak yapılan tedavi.<br />
<br />
<br />
<b> Etkileri [değiştir]</b><br />
<br />
 <ul><li>Analjezik Etki: Akupunktur'un en çok bilinen ve kullanılan etkilerinin başında baş, bel ve romatizma ağrıları gibi ağrılardaki ağrı kesici etkisidir.</li>
</ul> <ul><li>Sedasyon Etkisi: Akupunktur tedavisi sırasında alınan EEG'lerde hastaların beyin dalgalarında değişimler tespit edilmiştir. Uykusuzluk, epilepsi gibi problemlerin tedavisinde akupunkturun bu etkisinden yararlanılmaktadır.</li>
</ul> <ul><li>Homeostazis Etki: Vücudun sempatik, parasempatik ve endokrin sistemlerinde denge kurulmasına yardımcı olur.</li>
</ul> <ul><li>Bağışıklık Sistemini Yükseltme: Akupunktur vücudun direncini arttıran antikor, gamaglobulinleri yükselterek bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.</li>
</ul> <ul><li>Psikolojik Etki: Beyindeki dopamin ve seratonin seviyesi akupunktur ile artmaktadır.</li>
</ul> <ul><li>Motor Tamir Etkisi: Oluşan paralizilerde motor iyileşme akupunktur ile hızlanmaktadır.</li>
</ul> <ul><li>Rejenerasyon Etkisi: Bölgesel kan akımını arttırarak hücre yenilenmesini sağlar.</li>
</ul></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-nedirc-etkileri-nelerdirc-12032/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunktur kliniğinde bana neler yapılacak?</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-kliniginde-neler-yapilacakc-12031/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:11:54 GMT</pubDate>
			<description>Akupunktur kliniğinde bana neler yapılacak? 
 
 Doktorunuz, sizi muayene ederek, sorular sorarak ya da gerekirse bazı tetkikler sonucunda teşhisinizi...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Trebuchet MS"><font size="4">Akupunktur kliniğinde bana neler yapılacak?</font></font><br />
<font face="Trebuchet MS"><font size="4"><br />
</font></font><br />
<font face="Trebuchet MS"><font size="4"> Doktorunuz, sizi muayene ederek, sorular sorarak ya da gerekirse bazı tetkikler sonucunda teşhisinizi koyacaktır. Ardından tedavi şekil ve süresini sizinle tartışarak planlayacaktır. Eğer akupunktur tedavisine karar verirseniz tedaviye geçilir. Genellikle ağrının bulunduğu bölgedeki akupunktur noktalarına, gerekirse de kol ve bacaktaki akupunktur noktalarına iğneler batırılır. Uygun görülürse <i>kulak akupunkturu, kupa tedavisi, elektro-akupunktur tedavisi, laser veya moksa tedavisi</i> eklenebilir.</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-kliniginde-neler-yapilacakc-12031/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunktur iğnesi acı verir mi?</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-ignesi-aci-verir-mic-12030/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:11:35 GMT</pubDate>
			<description>*Akupunktur iğnesi acı verir mi?* 
 
Bir çok kişinin merak ettiği ve endişelendiği bir durumdur, ama *akupunktur* neredeyse ağrısız bir tedavi...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Helvetica, Arial"><font size="3"><font face="Arial, Helvetica"><b>Akupunktur iğnesi acı verir mi?</b></font></font></font><br />
<font face="Helvetica, Arial"><font size="3"><font face="Arial, Helvetica"><br />
Bir çok kişinin merak ettiği ve endişelendiği bir durumdur, ama <b>akupunktur</b> neredeyse ağrısız bir tedavi yöntemidir. İğneler son derece incedir ve genellikle hastaların çoğu, onca endişeye rağmen iğneleri çok az hissettikleri için şaşırırlar. İğne batırılırken çok hafif bir sinek ısırığı hissi ve sonrasında iğne bölgesinde hafif bir ısınma veya ağırlık hissi ya da uyuşma normaldir ve iğne çıkarılınca ortadan kaybolur.</font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-ignesi-aci-verir-mic-12030/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunktur güvenli midir?</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-guvenli-midirc-12029/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:11:17 GMT</pubDate>
			<description>*Akupunktur güvenli bir tedavi metodu mudur? 
 
 
* Yeterli bir eğitim almış bir doktor tarafından uygulandığı taktirde *akupunktur tedavisi* son...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Trebuchet MS"><font size="3"><b>Akupunktur güvenli bir tedavi metodu mudur?<br />
<br />
<br />
</b> Yeterli bir eğitim almış bir doktor tarafından uygulandığı taktirde <b>akupunktur tedavisi</b> son derece güvenlidir. Bazı hastalarda iğne yerinde hafif bir çürük, tedavi sonrası hafif bir yorgunluk hissi veya da çok nadiren bayılma meydana gelebilir. Çürük, iğnenin çok ince olmasına rağmen, genellikle tedavi sırasında hareket etmeye bağlı olarak, minik bir cilt altı kılcal damarın zedelenmesine bağlı olabilir. Bayılma, hastanın aç ve çok yorgun olması durumunda olabilir ki zaten yatarak tedavi bu olasılığı büyük oranda ortadan kaldırır.</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-guvenli-midirc-12029/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunkturun etkisi plesebodan ibaret midir?</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunkturun-etkisi-plesebodan-ibaret-midirc-12028/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:10:41 GMT</pubDate>
			<description>*Akupunkturun etkisi plesebodan ibaret midir?* 
 
Kesinlikle hayır. Plesebo, hastanın haberi olmadan, ilaç yerine ilaç görünümünde başka bir madde...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Helvetica, Arial"><font size="2"><font face="Arial, Helvetica"><font size="2"><b>Akupunkturun etkisi plesebodan ibaret midir?</b></font></font></font></font><br />
<font face="Helvetica, Arial"><font size="2"><font face="Arial, Helvetica"><font size="2"><br />
Kesinlikle hayır. <i>Plesebo, hastanın haberi olmadan, ilaç yerine ilaç görünümünde başka bir madde aldığı halde hastanın iyileşmesi durumudur.</i> Aynı şey akupunktur tedavisinde, hastalığın tedavisinde kullanılmayan akupunktur noktalarının iğnelenmesi şeklinde uygulanır. <b>Akupunkturun plesebo etkisi</b>, ilaçların plesebo etkisi kadardır ve % 30 civarındadır. Üstelik ilaçlardaki plesebo etkinlik süre uzadıkça azalır, halbuki uygun tedavide akupunktur tedavi sayısı arttıkça akupunktur etkinliği artar. Plesebo etkinlik kişinin kendinin tedavi edildiğini düşünmesine bağlıdır, oysa akupunktur tedavisi hayvanlar ve hatta anestezi altındaki hayvanlar üzerinde de uygulanmakta ve olumlu sonuçlar alınmaktadır. Akupunktur bebek ve küçük çocuklarda da uygulanmaktadır ve bu hasta gruplarında bir plesebo etkinlik olması söz konusu olamaz.</font></font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunkturun-etkisi-plesebodan-ibaret-midirc-12028/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunktur ile tedavi edilebilecek hastalıklar</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-tedavi-edilebilecek-hastaliklar-12027/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:10:29 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[[sıze=2][sıze=2]*akupunktur ile tedavi edilebilecek hastalıklar* 
 boyun, diz kireçlenmesi 
boyun-omuz-kol-el tutulması 
göğüs kafesi kasları...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="helvetica, arial">[sıze=2]<font face="arial, helvetica">[sıze=2]<b>akupunktur ile tedavi edilebilecek hastalıklar</b><br />
 boyun, diz kireçlenmesi<br />
boyun-omuz-kol-el tutulması<br />
göğüs kafesi kasları ağrıları<br />
sırt ağrıları<br />
diz kireçlenmesi<br />
bel veya boyun fıtığı<br />
siyatik<br />
tenisçi dirseği<br />
şişmanlık<br />
uykusuzluk<br />
gerilim<br />
korku, sinir, evham...<br />
Baş ağrıları<br />
yüz ağrıları<br />
yüz felci ( ilk 3 ay içinde )<br />
yüzdeki sivilceler<br />
gece yatak ıslatmalar<br />
erkeklerde erken yaşta cinsel güçsüzlük<br />
kadınlarda cinsel soğukluk<br />
kısırlık<br />
ağrılı adet<br />
adet görememe<br />
sıcak basması, sıkıntı, sinirlilik...<br />
Alerjik nefes darlığı<br />
zona hastalığı ve sekelleri<br />
kulak çınlaması[/sıze]</font>[/sıze]</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-tedavi-edilebilecek-hastaliklar-12027/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Akupunktur hangi tür hastalıklarda kullanılır?</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-hangi-tur-hastaliklarda-kullanilirc-12026/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:10:15 GMT</pubDate>
			<description>*Akupunktur* 
 
Image: http://www.tip2000.com/images/akupunktur.jpg       
*Akupunktur nedir?* 
Akupunktur; vücutta belirli noktalara iğne batırmak...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font face="Trebuchet MS"><font size="3">Akupunktur</font></font></b><br />
<br />
<font face="Trebuchet MS"><font size="3"><img src="http://www.tip2000.com/images/akupunktur.jpg" border="0" alt="" />     </font></font><br />
<font face="Trebuchet MS"><font size="3"><b>Akupunktur nedir?</b><br />
Akupunktur; vücutta belirli noktalara iğne batırmak suretiyle çeşitli hastalıkları tedavi etme metodudur.</font></font><br />
  <font face="Trebuchet MS"><font size="3"><b>Akupunktur hangi tür hastalıklarda kullanılır?</b><br />
Akupunktur özellikle ağrılı durumlar olmak üzere bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Eklem ağrıları, kas ağrıları, migren ve hatta menstriasyon ağrılarında etkilidir. Ayrıca mide ve barsak şikayetleri, yüz felci, bulantı ve sinüzitte bile akupunktur tedavisine başvurulabilir.</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/akupunktur/">Akupunktur</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/akupunktur/akupunktur-hangi-tur-hastaliklarda-kullanilirc-12026/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kadın otu, Traubensilberherze, Cimicifuga racemosa</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/kadin-otu-traubensilberherze-cimicifuga-racemosa-12025/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:59:32 GMT</pubDate>
			<description>*Kadın otu,   Traubensilberherze,	Cimicifuga racemosa * 
 Image: http://www.dogaltedavi.org/d/16450-49/Kadin+Otu.jpg  
 Image:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Kadın otu,   Traubensilberherze,	Cimicifuga racemosa </b><br />
<blockquote> <img src="http://www.dogaltedavi.org/d/16450-49/Kadin+Otu.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.org/d/16442-49/Kadin+Otu-2.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.org/d/40686-3/kadin+koku4.jpg" border="0" alt="" /><br />
KADIN OTU<br />
 <br />
 <br />
 <br />
Çok Yıllık	1-2m	6-9 Aylar	Ca,Ho,Na	Kökü<br />
 <br />
Kadın otu,      Traubensilberherze	Cimicifuga racemosa L<br />
Kadın kökü	        Wanzenkraut		var racemosa NUTTAL.<br />
Tahtakurusu otu     Frauenwurzel          Syn:Actaen racemosa L.<br />
Mumotu 						<br />
Kara Yılan otu<br />
Klimakter otu<br />
Menopoz otu<br />
Cimicifuga<br />
 <br />
Familyası: Düğün çiçeğigillerden, Hahnenfu&#946;gewâchse, Ranunculaceae<br />
Drugları: Kadın kökü; Cimicifugae rhizoma<br />
Kadın otunun kökü çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.<br />
Botanik: Vatanı Kuzey Amerika olup, Amerika&#65533;nın keşfinden sonra Avru-pa&#65533;ya getirilmiş ve yetiştirilmeye başlanmıştır. Bitkiyi özelliklerine göre çok farklı şekilde adlandırmak mümkündür. Çiçeklerinin pis kokusu ne¬de¬niyle Tahtakurusu otu, çiçeğinin gerilen ince uzun bir muma ben¬zemesi nedeni ile Mumotu, genellikle kadın hastalıklarında özelliklede adet kesilmesi (Menopoz) ile birlikte ortaya çıkan rahatsızlıklara karşı kul¬lanılması nedeni ile Kadın otu, Kadın kökü, Menopoz otu veya Kli¬makter diye anılabilir. Latince Cimicifuga Tahtakurusu anlamına gelmek¬te olup bu isimle anılır. Bence en uygun olanı Kadın otu veya Kadın kökü ismi ile anılmasıdır. Böylece ne maksatla kullanıldığı hemen anlaşılır. Nemli veya kuru ormanlar, yol kenarlarında yetişir ve bahçelerde yetiş¬tir¬mek oldukça kolaydır. Tıbbi maksatla iki türü kullanılır ve bunlar bir¬birlerine çok benzerler, aralarındaki tek fark ise Cimicifuga racemosa var. racemosa&#65533;nın çiçek sapı yeşil iken Cimicifuga racemosa var. cordifolia&#65533;nın çiçek sapları esmer renkli olmasıdır. Yaprakları kanat şek¬linde, değişik ot sıra ile dizilmiş olup uzun saplı açık yeşil renklidir. Kanat yapraklara dizili olan yan yapraklar üç loplu olup bu loplar çok derin veya hafif olabilir ve kenarları dişlidir. Çiçek başağı boyu bir metreyi bulabilen uzun sap üzerinde oldukça çok çiçeğin dizilmesi ile meydana gelmiştir. Çiçeklerin taç yaprakları tomurcuklar açıldıktan sonra dökülür ve geriye sayısı 50&#65533;yi bulan döllenme tozlukları ortada kalır.<br />
Kökleri; 1-3 cm kalınlığında esmerimsi siyah renkte ve kemiksi dış kabuğa sahiptir ve yan kökleri uzun incedir.<br />
Yetiştirilmesi: Kadın otu Türkiye&#65533;nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetişebilir.<br />
Hasat zamanı: Kadın otunun kökü çıkarıldıktan sonra açık havada, göl-gede kurutulur. Şayet tentürü yapılacaksa taze olarak işlenir.<br />
Birleşimi: <br />
Tesir şekli: Adet söktürücü, kramp çözücü, sinirleri güçlendirici, hormon gibi etki eder, iltihapları yok edici, teskin edici, ağrıları kesici ve ateş üşürücü özelliklere sahiptir.<br />
Kullanılması: <br />
a) Araştırmalara göre başta Menopoz rahatsızlıklarından; depresyon, sinirlilik, histeri, baş ağrısı, baş dönmesi, migren, ateş basması, ani terleme, uyuyamama, kalp çarpıntısı, tansiyon anormallikleri ve adet öncesi rahatsızlıkları (Premenstural Sendrom) ile göğüs ağrısına karşı kullanılır. (Adet öncesi rahatsızlıklar ve göğüs ağrısı için bakınız Hayıt).<br />
b) Komisyon E&#65533;nin yayınladığı Monografi bildirisine göre Kadın kökü ve de Natürel ilaçları başta adet öncesi, adet sırasındaki ve de Menopoz devresindeki sinirsel rahatsızlıklara karşı kullanılır. (Nörovegitativ: istem dışı sinirler.)<br />
Açıklama: Bazı uzmanlar Kadın kökünün birleşimindeki Formononetinin Östrojen hormonunu uyardığını, bazıları ise Triterpenglukozitlerin Öst¬rojen gibi etki ettiğini ileri sürmektedirler. Fakat şuana kadar bu konu tam olarak aydınlanamamıştır. Yine yaşlanan bayanlarda sıkça görülen kemik erimesi (Osteoporoz) Östrojen hormonu yetmezliği nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Şayet Kadın kökü ekstresinden elde edilen damla ve haplar kullanılırsa Kemik erimesi büyük oranda önlenir. Kadınotu Av¬rupa&#65533;ya getirilmeden önce Kızılderililer tarafından Kadın kökünün çayı verem ve romatizmaya karşı kullanılmıştır. Günümüzde bazı araştırmalar rahim ve yumurtalık kanserlerinin ameliyatından sonra Kadın kökü preparatlarının kanserli hücrelerin oluşmasını önlediği iddia edilmektedir.<br />
Çayı: Demliğe 2-4 gram Kadın kökü konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dakika demlemeye bırakıldıktan sonra sü¬zülerek içilir.<br />
Homeopatide: Kadın kökü sökülerek çıkarıldıktan sonra yıkanır ve ince kı¬yılarak 20 gramı bir şişeye doldurulur ve üzerine %70lik alkol ilave edi¬l-erek, güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. Şişe iki günde bir çal-kalanır. Takriben 4-6 hafta sonra süzülerek Homeopatide &lt;&lt;Cimicifuga&gt;&gt; ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5 defa 10-15 damla 4-6 hafta süreyle alınır.<br />
 <br />
Hastalığın Belirtileri (Semptom): <br />
1) Kadın ilacı özelikle Menopoz devresinde <br />
2) Ağrılar her yönden, keskin, vurucu, ani ve elektrik gibi titretici <br />
3) İç huzursuzluk ve aşırı heyecandan uyuyamama <br />
4) Baş ağrısı içerden dışarıya vururcasına gözde ve ensede daha yoğunsa <br />
5) Bedensel ve psikolojik rahatsızlık sürekli değişiyorsa <br />
6) Bel çok zayıf ve dokununca aşırı duyarlı ise <br />
7) Ağrılar genellikle sol ağırlıklı ise <br />
8) Soğuk, yaş ve neme karşı aşırı duyarlılık <br />
9) Adet sırasında ve soğuk havalarda ağrılar artarsa <br />
10) Hasta sürekli konu değiştiriyor ve gevezelik yapıyorsa <br />
11) Sol yumurtalık ve sol göğüste ağrılar daha yoğunsa, bu gibi hallerde Kadın kökü tentürü kullanılır.<br />
 <br />
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.</blockquote></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/kadin-otu-traubensilberherze-cimicifuga-racemosa-12025/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Havuç, Möhre, Daucus carota</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/havuc-mohre-daucus-carota-12024/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:59:11 GMT</pubDate>
			<description>*HAVUÇ* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40536-3/havu_1.jpg  Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40535-3/havu_.jpg   
...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>HAVUÇ</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40536-3/havu_1.jpg" border="0" alt="" /> <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40535-3/havu_.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40531-3/Havuc.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <br />
 <b>İki Yıllık | 0,3-1,5m | 6-7 Aylar | Ho,Na | Kökleri Tohumları</b><br />
 <br />
Havuç,  Möhre, Daucus carota L. Ssp.<br />
Pürçüklü   Sativus ARCANG.<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Maydanozgillerden, Doldengewâchse, Apiaceae (Umbelliferae)<br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> Havuç kökü; Dauci carotae radix<br />
                  &#65533;      otu;     &#65533;          &#65533;      herba<br />
                  &#65533;     tohumu; dauci carotae fructus<br />
Havucun kökü sebze olarak yemek ve salatası yapılır veya sade olarak yenir. Tohumlarının eter yağı ise aromaterapisinde veya natürel ilaç yapımında kullanılır. <br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Havuç yabani havucun terbiye edilmesiyle elde edilmiştir ve günümüzde sarı turunç kırmızı renkler başta olmak üzere çok çeşitli alt türevleri mevcuttur. Rahmetli babam 1966&#65533;da şehirden (Kayseri) getirdiği özel bir havuç tohumu ekmişti ve o sene morumsu, siyahımsı, kırmızı, lacivert ve turunç renklerden meydana gelen dalgalı renkte havuçlar elde etmiştik. Böyle havuçları bir daha görmek nasip olmadı. Başta Avrupa, Asya, Kuzey Amerika, Kuzey ve Güney Afrika başta olmak üzere dünyanın her bölgesinde yetiştirilir. Maydanozgillerin çiçeklerinin yapısı hemen hemen aynı olduğundan birbirinden ayırmak oldukça zordur. Havucun ortadaki ana çiçek demeti 15-20 çiçeğin bir araya gelmesi ile şemsiyenin ve 60 şemsiyeciğin bir araya gelmesi ile de şemsiye demetini oluştururlar. Şemsiyecikler ise biraz küçük olmaları nedeni ile de 8-10çiçek bir şemsiyecik ve 30 şemsiyecikte bir şemsiye demetini meydana getirir. Çiçek demetinin etrafını saran bir dizi taç yaprak, böcek, arı ve sinekleri kandırarak döllenmesini sağlamak içindir. Çünkü bu yapraklar UV-ışınlar yayarak böcekleri kendilerine çekerler. Kenardaki bir dizi taç yaprak beyaz renkte iken ortadakiler çiçeklerin grimsi beyaz renkte ve beş taç yapraktan meydana gelir ve daha da küçüktür. Şemsiye şeklindeki çiçeğin tam ortasına bir sinek veya küçük bir arı ve yahut da küçücük bir kelebek konmuş gibi ayrıca özel bir taç yaprağı mevcuttur. İşte bu havucu diğer maydanozgillerden ayırmamıza yeter. Yaprakları 2-3defa parçalanmış birleşik yapraklardan meydana gelir ve rozet yaprakları (alt yaprakları) oldukça büyüktür. Gövde yap¬rakları yukarı doğru çıktıkça küçülür. Havuç iki yıllık bir bitkidir ve birinci yıl sadece rozet yapraklarını açar. İkinci yıl ise boyu yetiştiği yöreye göre 1,5m&#65533;yi bulabilir ve çiçek açar. Tohumları (meyvesi) 2-3mm uzunlu¬ğun¬da, 1-2mm genişliğinde, üzerinde 5 ana çizgi bulunur ve bunun üzeri dikenlidir. Tohumları yarı küreye benzer ve diğer yarısını ise diğer tohum tamamlar ve ikisi birden bir üzeri dikenli küreye benzer. Havuç tohum¬larının diğerlerinden üzerindeki dikenlerden dolayı ayırmak oldukça kolaydır. Havuç kökü iğ şeklinde, 20-70cm arasında sarı-turunç-kırmızı veya dalgalı renkli olabilir. Ağustos&#65533;tan Kasım&#65533;a kadar çıkarılan kökler yapraklarından ayrılır, yıkanır ve büyüklüğüne göre ayrıldıktan sonra fabrikalara, pazarlara gönderilir veya kış için depolanır.<br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı:</b> Tohumları farklı zamanlarda olgunlaştığından Ağus¬tos&#65533;tan Kasım&#65533;a kadar olgunlaşan tohumları sırasıyla toplanır, kurutulur ve dövülerek tohumları çıkarılır. Kökleri de olgunlaşmasına göre Ağus¬tos&#65533;tan Kasım&#65533;a kadar sırası geldikçe sökülür, yıkanır ve pazarlanır, depolanır veya turşusu yapılır. <br />
 <br />
 <b>Birleşimi:</b> Köklerinin birleşimindeki maddeler önemine göre şöyledir;<br />
 <b>a)</b> &#946;-Carotin (Provitamin A), Carotin-4,4-dipalmitat, E, B, B1, B2, C, K, P ve H vitaminleri ile likopin, Acetilkolin, Myristicin, Popairin (Popirin), poliasetilenlerden; Falcarinol (=Carotatoxin), Minerallerden; Seleni, Demir, Fosfor ve Kalsiyum içerir. <br />
 <b>b)</b> Tohumlarında %0,5-1,5 oranında eter yağı türevleri içerir. Bunların başında Bisabolen, Caryophyllen, p-Cymol, p-Cymen, Geraniol, Geranylacetat, Carvon, Carotal ve Daucol içer.<br />
 <br />
 <b>Tesir şekli:</b> Kökleri mide ve bağırsakları çalıştırıcı, gaz söktürücü, kabız-lığı önleyici, gözleri kuvvetlendirici, cildi güzelleştirici ve beyni çalıştırıcı özelliklere sahiptir.<br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> Dr.J.Warsama Jama, Rotterdam&#65533;da 55-95 yaşları ara¬sında 5182 hastası üzerinde yaptığı deneylerde bunamaya (Demenz= Dement) karşı &#946;-Caritinin (&#946;-Karotin) etkili olduğu görülmüştür. &#914;-Karotin (Provitamin A) öğrenme, hafıza, kavrama, tanıma ve düşünmeyi kuvvetlendirici olduğu tespit edilmiştir. (NH.8.97.457) Almanya&#65533;da yapılan diğer araştırmada ise akciğer kanserini önlediği ispatlanmıştır. (Stern 18.94.70) &#946;-Karotin güzellik ve A-vitamini diye de anılır. Çünkü bir yönden deriyi UV-ışınlarına karşı korurken diğer yönden doğal bir şekilde derinin esmerleşmesini (Almanların en büyük rahatsızlıklarından biride esmerleşmek=bronzlaşmak) sağlar. (NH.7.95.373)<br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b> <br />
 <b>a)</b> Araştırmalara göre Tıp tarafından başta A-vitamini eksikliğine karşı havuç yenilmesi tavsiye edilmektedir. A vitaminin ise görmeyi kuvvetlendirici, deriyi güzelleştirici ve UV-A ve UV-B ışınlarına karşı koruyucu, kemikleri, saçları ve tırnakları kuvvetlendirici özelliklere sahiptir. <br />
 <br />
 <b>Açıklama:</b> <br />
 <b>a)</b> Havucun sebze olarak taze ve sade veya salata ile yenirken mutlaka birkaç damla bitkisel yağ (zeytin yağı, ayçiçeği yağı) ilave edilmelidir. Çünkü havucun birleşimindeki &#946;-Carotin bağırsaklar tarafından tamamen absorbe (emilme) olması ancak bu şekilde mümkündür. Aksi halde &#946;-Carotinin ancak az bir kısmından istifade edebilir ve geri kalan asıl önemli kısmını dışarı atarız. Havuç deriyi güçlendirici, koruyucu ve esmerleştirici olan pigmentlerin çoğalmasını sağlar. Ba-ğışıklık sistemini (Immün) kuvvetlendirerek bulaşıcı hastalıklara karşı vücudun direncini artırır. Yukarıda belirtildiği gibi son zamanlarda yapılan araştırmalarda &#946;-Carotinin beyin fonksiyonlarını; öğrenme, kav¬rama, düşünme, tanıma ve hafıza gibi özelliklerini kuvvet¬lendirdiği ve de bunamayı (Alzheimer) önlediği tespit edilmiştir. Bunama belirtisi olan kişilere veya beynin daha iyi çalışmasını isteyenlere öncelikle Gingko&#65533;yu sonra da Havucu tavsiye ederim. &#914;-Carotin bağırsaklarda veya karaciğerde A-vitaminine dönüşür. Şayet aşırı miktarda &#946;-Carotin alınır ise A-vitaminine dönüşmeden fazlası dışarı atılır. Tabi natürel yani havuç yiyerek alınan &#946;-Carotin ise şayet sentetik &#946;-Carotin alınırsa fazlası baş ağrısı ve saç dökülmesine neden olur. Bu nedenle mümkünse çok mecbur kalmadıkça sentetik &#946;-Carotin alınmamalıdır. &#946;-Carotin insan vücudunda (özellikle de kanda) rasgele gezen ve serbest radikalleri yakalayarak zararsız hale getirir.<br />
 <b>b)</b> Havucun yaprak ve tohumlarındaki porphyrin hipofiz bezini uyararak cinsel organlardaki hormon üretimini artırır. Tohumlarında yapraklarına göre daha çok porphyrin içerir. Erkeklerin havuç tohum¬ların¬dan çay yapıp içmelerinde cinsel güçlerini kuvvetlendirici, kadınların çayını içmelerini halinde ise ağrılı ve sancılı adet hallerini normale dönüştürür. Havuç tohumunun birleşimindeki alkaloitlerden dolayı kullanırken dikkat edilmeli ve hiçbir zaman aşırı dozajda ve uzun süre alınmamalıdır.<br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> İki kahve kaşığı havuç tohumu demliğe konur ve üzerine 250-300ml kaynar su ilave edilir ve de 5-10dk demlenmeye bıraktıktan sonra içilebilir. Bu çay üçe ayrılarak sabah, öğle ve akşam içilebilir. <br />
 <br />
 <b>Havuç şurubu:</b> 400-500gr havuç yıkanıp temizlendikten sonra makine ile (mikser) sıkılarak suyu çıkarılır ve bu suya iki yemek kaşığı Turhal şekeri ilave edildikten sonra kaynatılarak havuç suyu elde edilir ve soğumaya bırakılır. Bir başka kaba 400-500gr soğan varsa kırmızı soğan ince doğranır ve sıkılarak suyu çıkarılır ve buna iki yemek kaşığı bal ilave edilir ve de elde edilen soğan şurubu ile havuç şurubu karıştırılır. Elde edilen soğan-havuç şurubundan günde 5-6defa 1 yemek kaşığı alınır ise başta ve boğaz yutak iltihapları, bronşit, grip ve bulaşıcı hastalıklara karşı etkili olur. <br />
 <br />
 <b>Natürel ilaçları:</b><br />
 <b>1)</b> Floradix® Kronterblut Dragees (Salushaus) bu draje aşağıdaki bitkilerin kuru ekstrelerinden elde edilmiştir. 32mg Ispanak, 12mg Isırgan otu, 8mg Ayrık kökü, 10mg Kızıl yoğsun, 8mg alıç çiçek ve yaprak, 4mg Kantaron otu ve 20mg Kuşburnu kuru ekstreleri ile 640mg Demir ve 49mg Kobalt, 60gr Demir-II-glukonat 10mg C-vitamini, 10mg Nikotinasitamit, 0,5mg B1-vitamini, 1,5mg B2-vitamini ve B6-vitamini ve 2mg Fidasit içerir. Başta demir eksikliğine karşı kullanılır. Ameliyattan, kazadan ve doğumdan sonraki rahat¬sızlığa karşı kullanılır. <br />
 <b>2)</b> Floradix Kraüterblut-Saft (Salus) 100mg şurubun oluşumu şöyledir; 0,46gr esmer yosun, 0,46gr ısırgan otu, 0,23gr Ayrık kökü, 0,23gr Civanperçemi otu, 0,23gr rezene tohumu, 0,23gr Buğday çimeni, 0,23gr turunç kabuğu, 0,115g Melek otu kökü, 0115gr Atkuyruğu otu ve 0,115gr Ardıç kozalağı ekstreleri ile 1gr Buğday çimeni kuru ekstresi, 0,635gr B-vitamini+demir ile 5mg B1-vitamini, 5mg B2-vitamini, 5mg B6-vitamini, 6mg B12-vitamini ve 100mg C-vitamini içerir. Başta demir eksikliğine karşı örneğin kaza, ameliyat, doğum veya zayıflık nedeni ile ortaya çıkan kansızlığa kullanılır. <br />
 <br />
 <b>Yan tesirleri:</b> Havucun bilinen bir yan tesiri yoktur. Şayet sentetik (kim-yasal) &#946;-Carotin aşırı miktarda alınır ise baş ağrısı ve saç dökülmesine neden olabilir.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/havuc-mohre-daucus-carota-12024/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Limon, Zitrone, Citrus Limon</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/limon-zitrone-citrus-limon-12023/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:58:27 GMT</pubDate>
			<description>*LİMON* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/42192-2/limon5_001.jpg   
 Image:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>LİMON</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/42192-2/limon5_001.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/42189-2/limon3_001.jpg" border="0" alt="" /> <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/47210-2/limon9.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <br />
 <b>Ağaç | 3-5m | 3-9 Aylar | Ar,Ho,Na | Kabuk, Çiçek ve Meyvesi</b><br />
 <br />
Limon, Zitrone, Citrus Limon L.<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Sedefotugillerden, Rautengewâchse, Rutaceae <br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> L.Meyve kabuğu: Citri fructus cortex<br />
               L.Meyve kabuk esansı: Citri aetheroleum <br />
               L.Meyve kabuk tentürü: Citriu limon tinctura <br />
Limon kabuğunun soğuk baskı ile sıkılması ile Eter yağı (Uçucu yağ=esansı) elde edilir veya nadiren de olsa kabuklarının tentürü yapılır.<br />
 <br />
 <b>Giriş:</b> Asıl vatanının Hindistan olduğu tahmin edilen Limon önce Akdeniz havzasında yetiştirilmeye başlanmış ve sonra Güney Afrika, Güney Amerika. Kuzey Amerika, Avustralya ve dünyanın diğer ülkelerinde ye¬tiş-tirilmeye başlanmıştır. Sedefotugillerin bir alt kolu olan turunçgillerden olan Limonun oldukça çok alt türü mevcuttur. Bizi ilgilendiren, en yoğun olarak kullanılan Citrus Limon türüdür. <br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Boyu 3-5 cm boyunda da küçük ve kışın yapraklarını dökme¬yen bir ağaç olup genellikle tropik ve subtropik iklimlerde yetişir. Yaprakları 10-15 cm uzunluğunda 5-10 cm eninde eliptik şekilde kenarları çok hafif dişli veya kertikli, uca doğru sivrilen derimsi sertlikte, üst yüzeyi koyu ve alt yüzeyi açık yeşil renktedir. Çiçeklerinin beş adet beyaz renkte, dil şeklinde üzeri çizgili taç yaprakları vardır. Taç yaprakları kavrayan kupa yaprakları yeşilimsi mor veya leylaki renkte olabilir ve göbekte 15-20 adet sarımsı başlı beyaz saplı döllenme tozlukları ile ortada topuz başlı bir iğnesi bulunur. Meyvesi 7-14 cm uzunluğunda 5-10 cm çapında oval (eliptik) veya yumurta şeklinde, yüzeyi bazen pür¬tüklü bazen parlak, sarı veya altın sarısı renkte olup içi sulu beyazımsı sarı ve 10-20 adet küçük sarımsı beyaz çekirdekler içerir.<br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi:</b> Evlerde süs bitkisi olarak yetiştirmek sağlık açısından çok faydalıdır. Çünkü eve güzel koku verir. Kışın sert olan bölgelerde oturma odasına alınır ve yazın balkona çıkarılır. Ev kadınlarının yetiş¬tirdiği birçok süs bitkisinin zehirli olması ve başta alerji olmak üzere çeşitli hastalıklara sebep olduğu görülürse limonun değeri de anlaşılır.<br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı:</b> Limon kabuklarının iç yüzeyindeki beyazımsı pamuksu kısım soyularak atılır ve sarımsı veya altın sarısı dış kısmı suda bir ıslatıldıktan sonra soğuk baskı ile sıkılarak Uçucu yağı (Eter yağı=esansı) elde edilir. Soğuk baskı ile elde edilen Limon yağı en kaliteli olanıdır. Su buharı ile damıtılan (destilasyon) Limon yağı ise ikinci kalitedir.<br />
 <br />
 <b>Birleşimi:</b> Limon meyve dış kabuğunun birleşimindeki en önemli mad-deler şunlardır (olgunlaşmamış Limonun kabukları daha çok Eter yağı içerir);<br />
 <b>a)</b> Eter yağı türevleri %0,3-1,5 arasında olup en önemlileri; Limonen %90, Citral %4-5, Citronellal, &#945;-Terpineol, Linalilasetat ve Geranilasetat<br />
 <b>b)</b>	Flavonitler; Hesperidin, Diosmin ve Quercetin<br />
 <b>c)</b>	Ayrıca Kumarin türevleri, acı maddeler, Tanin içerir. <br />
Meyvesinde Sitrik asit (Limon asidi), C-vitamini (Kuşburnu bak.), Pektin, Şekerler ve organik asitler içerir.<br />
 <br />
 <b>Tesir şekli:</b> Antiseptik (mikropları öldürücü), iltihapları önleyici, tasni¬yon düşürücü, hafızayı kuvvetlendirici, Konsantrasyonu arttırıcı, vücuda canlılık ve tazelik verici ayrıca uyarıcıdır. <br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> <br />
 <b>1)</b> Kendi tecrübem; Bir iş arkadaşımla konuşurken dişetlerinin sık sık ka-nadığından ve morlaştığından bahsetti. Ben ona, narenciye yiyip yemediğini sordum. O da narenciye ile pek arasının olmadığını söyle¬di. Moraran dişetlerinin narenciye yemekle geçebileceğini söyledim. Onu bir ay sonra gördüğümde dişeti kanamasının geçtiğinden ve mor-lukların azaldığından sevinçle bahsetti.<br />
 <b>2)</b> 09/23/1994&#65533;de yakalandığım gribe karşı çaya bir yemek kaşığı bal ve limon suyu sıkarak bunu günde 3-4 defa tekrar ettim. Bu iyi bir terleme sağlıyor. <br />
 <b>3)</b> Florida&#65533;da Üniversitede yapılan bir araştırmada günde düzenli olarak Limon alanların kanındaki kolesterolün düştüğünü tespit etmişlerdir. (NH.11.99.682)<br />
 <b>4)</b> Pektinin pankreası güçlendirdiği, bağırsak kanserini %50 oranında önlediği ve bileşimindeki Quercetin in antihistaminik yani alerjiyi önleyici olduğu belirtilmektedir. (NH.11.99.682) fakat alerjiye karşı çörek otu daha etkilidir. <br />
 <b>5)</b> M.Şamil (3,5 yaşında) kreşte mide-bağırsak gribine yakalandı. Sü¬rekli ne yer ve içerse kusuyordu ve aynı zamanda ishaldi. Hiçbir ilaç fayda etmeyince Limon kabuğu Nane yaprağından çay yaptım ve çocuk içti. Durumu düzeldi (01/10/2000). Bana göre İpeka kökünden elde edilen tentürde aynı şekilde etki eder.<br />
 <b>6)</b> Sürekli yorgun olduğunu söyleyen arkadaşıma Limonlu çay (kabuğu ile birlikte) içmesini tavsiye ettim ve o Limonlu çaydan sonra üzerindeki yorgunluğu attığını söyledi.(eylül 2000)<br />
 <b>7)</b> Üzerimdeki yorgunluk, üşüme ve baş ağrısını bir haftadır ne yapsam atlatamadım. Bunun üzerine Limonlu çayı (Limon kabuğu ile birlikte kullanmak daha netice verir.)içtim ve hemen etkisini gösterdi. Yor-gunluktan kurtuldum fakat başım ve yüzümün ateş gibi yanması ve ayaklarımın donuyormuş gibi üşümesine faydası olmadı (07/11/2000 Şekerci otuna ve Adaçayına bak.)<br />
 <b>8)</b> Ev doktoruma gittim (04/04/2002) ve alerjik astıma karşı ilaçlar yazdı. Tansiyonumu da ölçen doktor bunun 108&#65533;e 104 olduğunu ve nabızında 105 olduğunu söyledi. Akşam 1 litre Adaçayı hazırladım ve 1 Limonu (kabuğu ile) ince ince dilimledikten içine kattım ve bu çaydan içtim. Birgün sonra eczaneye gittiğimde tansiyonumu tekrar ölçtürdüm ve 146&#65533;ya 90 olduğunu ve nabızında 91 olduğunu söyledi. Böylece birgünde rahat bir nefes aldım. <br />
 <b>9)</b> Limon kabuğunun çayı bağırsak mantar ve bakterilerini etkisiz hale getirir (15/04/2002) bu benim kendi tecrübemdir. Takriben 1 hafta Limon çayı (suyu ve dış kabuğu) içtim ve dilimin üzerindeki beyaz tabaka kayboldu fakat buna karşı Rizol (hint baklası) daha etkilidir. Dil üzerindeki beyaz tabaka mide ve bağırsaklar olmak üzere vücuda iltihapların yayıldığını gösterir (Antliz diagnostik). Ağız kurumasına karşı Limon suyu veya çayı içilirse tükürük salgısı artar(23/01/2003).<br />
 <b>10)</b> 23/10/2002&#65533;de üşütme, grip, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı (tonsilit), kemik sızlaması ve ayaklarımda buz gibi üşüme sonucu iki takım antrenman elbisesi iki çift çorap giymeme rağmen üşüyordum. Bunun üzerine iki Limonu köşeli (üçgen şeklinde) 10-12 parçaya kestikten, suyunu termosa sıktıktan sonra Limon köşelerini de termosa koyup üzerine 1 litre kaynar su ilave ettim (buna bal ve Papatya çiçeği katılırsa etkisi artar) ve hergün yenileyerek iki gün içtim ve üçüncü gün bütün rahatsızlıklarım geçti. Buna rağmen bademcik şişliği ve iltihaplarının tamamen iyileşmesi için 7-10 gün bu çaya devam edilmelidir. Burada esas etkili olan Limon kabuğundaki Eter yağlarıdır. Limon suyu da ikinci dereceden etkilidir. Yan tesiri 3-4 gün içildikten sonra uyku azalır ve sık sık uyanma hasıl olur. Uyku rahatsızlıklarına karşı Nane, Oğul otu, Kılıç otu, Lavanta veya Çarkı¬felek otu ile içilmelidir. <br />
 <br />
 <b>Limon sirkesi:</b> 5-6 Limonun dış kabuğu soyulur (beyaz etli kısmı ayırmak gerekir) ve bir şişeye konur. Limonlar sıkılır, suları iyice ilave edilir ve üzerine 750 ml üzüm sirkesi (veya elma sirkesi) doldurulur. 50-60&#730;&#65533;ye kadar hafif ısıtılır ve oda sıcaklığında bekletilir. İki günde bir çalkalanır. Bu süre sonunda nesne süzülerek Limon sirkesi elde edilir. Bu sirke başta üşütme hastalıklarına karşı kullanılır. Bu sirkeden 1-2 yemek kaşığı yarım bardak su ile alınır ve buna 3-6 hafta süreyle devam edilir ve günde 3-7 defa tekrarlanır. Bunu yılda iki defa ilkbahar ve sonbahar da tekrarlamak vücudun direncini arttırır. Bu Limon sirkesi salata ve çorbalara da katılırsa güzel bir tat verir. Limon sirkesi üzüm ve elma sirkesine tercih edilir. <br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> Bir Limon ince dilimlenir (kabuğu ile birlikte), bir termosa konur ve üzerine 1 litre kaynar su ilave edilir ve 10-15 dakika demlenmeye bıra¬k-tıktan sonra içilir. İçilen her bardağa iki kahve kaşığı bal katılırsa daha iyi terletir. Limon çayı çok içilirse sık sık uyanma ve uyuyamama görülür. <br />
 <br />
 <b>Terlemek için çay;</b><br />
&gt;40 gr Ihlamur çiçeği<br />
&gt;30 gr Papatya çiçeği<br />
&gt;30 gr Mürver çiçeği<br />
 <br />
Bu karışımdan yapılan çaya iki kahve kaşığı bal ve yarım limon sıkılarak(kabuğu da katılır) içilirse iyi bir terleme hasıl olur. Bu çaylar bulunamaz ise sade siyah çayda olabilir. <br />
 <br />
 <b>Kullanılması: </b><br />
 <b>a)</b> Araştırmalara göre Limon dış kabuğu çayı veya kabuğundan elde edilen Limon Eter yağı (esansı=uçucu yağı) başta üşütme, grip, öksürük, alerji, lipid, trigliserit, kolesterol, immün zafiyeti, derman¬sız-lık, yorgunluk, ağız kuruluğu, ağız içi, dişeti, yutak ve bademcik ilti-haplanmasına, yüksek tansiyon ve bağırsak bakteri ve mantar¬larına karşı kullanılır. Konsantrasyonu ve hafızayı güçlendirir. <br />
 <b>b)</b> Soğuk baskı ile elde edilen Limon eter yağı genellikle Aroma teda¬vi¬sin-de ağız, dişeti, yutak ve bademcik iltihapları, bronşit, Konsantrasyon zafiyeti, grip, öksürük, dermansızlık, yorgunluk ve immün zafiyetine karşı kullanılır.<br />
 <b>c)</b> E.Ginter, F.Kubel, J.Vozar ve P.Bobek&#65533;in 1979 yılında yaptıkları bir araştırmada C-vitamini ve Pektinin kandaki kolesterolü düşürdüğünü tespit etmişlerdir. C-vitamini 7&#945;-hidroksikolesterola, 7&#945;-hidro¬koles-teroda safra asidine dönüşür. Yani kolesterol oranı azalır. Normal olarak safra asidi de kolesterole dönüşür. Fakat pektin harici koles-terolün (Exogen Cholesterin) absorbesini bu iki ve de safra asidi ile birleştirerek dışkı ile dışarı atılmasını sağlar, bu üçtür. Böylece C-vitamini ve pektin kolesterolü düşürür. O halde her ikisi de Limonda olduğuna göre her gün bir tane Limon iyi gelir.<br />
Aroma konisi veya Aroma lambası ve yahut da bir bardak suya 15-20 damla Limon yağı damlatılırsa eve güzel bir koku yayılır. Süpürge makinesi ile evi süpürürken filtreden mikrop ve bakteriler dışarı çıkar. Buna karşı filtre üzerine 3-5 damla esans damlatılırsa mikroplar ölür.<br />
 <br />
 <b>Yan tesirleri:</b> Bilinen bir yan tesiri yoktur, şayet uzun süre ve de yük¬sek dozda çayı içilirse uyku azalır ve sık sık uyanma hasıl olur (05/11/2002 ben)</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/limon-zitrone-citrus-limon-12023/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Nim ağacı, Nim agaci, Azadirachta indica</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/nim-agaci-nim-agaci-azadirachta-indica-12022/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:58:03 GMT</pubDate>
			<description>*Nim ağacı, Nim agaci, Azadirachta indica* 
  
 *Nim Ağacı* 
Botanik: Nim ağacı 40 m boyuna kadar ulaşabilen bir bitkidir ve gövdesi 4 metreye kadar...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Nim ağacı, Nim agaci, Azadirachta indica</b><br />
 <br />
 <b>Nim Ağacı</b><br />
Botanik: Nim ağacı 40 m boyuna kadar ulaşabilen bir bitkidir ve gövdesi 4 metreye kadar ulaşır ve 200 yıl yaşayabilir.Yaprakları mızrak şeklinde kenarları rertikli 20-40 cm uzunluğunda 3-7 cm genişliğinde, çiçekleri beş kupa yapraktan oluşur ve ortada boru şeklinde taç yaprakları vardır ve pempe renktedir.Meyveleri zeytine benzer 1,5-3 cm uzunluğunda 1-1,5 cm kalınlığında yeşilimsi sarı renkli içerisinde sayısız tohumları mevcuttur.Bitkinin vatanı Hindistan olup, buradan diğer ülkelere yayılmıştır.Türkiye&#65533;nin çok sıcak bölgelerinde yetiştirilebilir.<br />
 <br />
 <b>Birleşiminde:</b> nim ağacının yaprak, gövde ve meyvelerinde Azadirachtin isimli etkili bir medde içerir.Bu madde tohumlarını soğuk presle sıkılması ile elde edilen nim yağının içinde bol miktarda bulunur ayrıca Salannin, Meliantriol, Nimbin und Nimbidin içerir.Hohenheim Üniversitesi bu etken maddenin kimyasal molekül yapsını tesbit etmiş ve Cambrige Üniversitesinden Prof Dr. Steven Ley bu etken maddeyi sentetik olarak imal edilmiştir (2007).<br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b> Nim ağacı DÜNYA&#65533;da bitkileri MANTAR ve BÖCEKLERE karşı korumak ve haşereleri yok etmek için en doğal ve en etkili bir bitkidir.Nim tohumlarından elde edilen nim suyu bitkilere püskürtülürse bitkilere musallat olan haşerelerin nefes alıp-vermeyi egeler ve ölümüne sebep olur ve larvalarının gelişimini engeller.Kimyasal ilaçları bitkilere püskürtmek hem insanlarda başta alerji, deri hastalıkları ve nefes yolları rahatsızlıklarına sebep olur, hemde faydalı böcekleri ve bitkileri de yok eder.Bu nedenle hiç bir yan etkisi olmayan NİM AĞACININ Tohumunu kullanmak en akılıca yoldur.      <a href="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1364d1260347538-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agacijpg" target="_blank"><img src="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1364d1260347538t-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agacijpg" border="0" alt="" /></a>     <a href="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1365d1260347544-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agaci3jpg" target="_blank"><img src="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1365d1260347544t-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agaci3jpg" border="0" alt="" /></a>     <a href="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1366d1260347555-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agaci4jpg" target="_blank"><img src="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1366d1260347555t-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agaci4jpg" border="0" alt="" /></a>     <a href="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1367d1260347569-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agaci2jpg" target="_blank"><img src="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1367d1260347569t-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agaci2jpg" border="0" alt="" /></a>     <a href="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1368d1260347582-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agaci13jpg" target="_blank"><img src="http://www.dogaltedavi.net/attachments/f92/1368d1260347582t-nim_agaci_nim_agaci_azadirachta_indica-nim_agaci13jpg" border="0" alt="" /></a></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/nim-agaci-nim-agaci-azadirachta-indica-12022/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Calba, Königskerze, Verbascum densiflorum BERTOL.</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/calba-konigskerze-verbascum-densiflorum-bertol-12021/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:57:37 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*CALBA* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/30638-23/sigirotu2.jpg   
[IMG]Image:...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>CALBA</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/30638-23/sigirotu2.jpg" border="0" alt="" /> <br />
[IMG]<img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/38176-4/s______rkuyru__u1.jpg" border="0" alt="" />[/IMG]<br />
 <br />
 <b>2 Yıllık | 1-2 m | 7-9 Aylar | CA,Ho,Na | Çiçekleri</b><br />
 <br />
Calba      Königskerze     Verbascum densiflorum BERTOL.<br />
Sığır kuyruğu otu<br />
Sığır otu, Büyük çiçekli Calba<br />
Kral mumu, Büyük Sığır kuyruğu otu<br />
Mum otu, Deve dili otu<br />
Tüylü ot, Yünlü ot<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Sıracaotugillerden, Brauenwurzgewâchse, Scrophulariaceae<br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> Calba çiçeği; Verbasci flos<br />
Calba otunun genellikle çiçekleri, hatta çiçeklerinin tamamı değil taçları ve döllenme tozlukları çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Çok nadiren kök ve yaprakları da kullanılmaktadır.<br />
 <br />
 <b>Giriş:</b> Calbanın takriben 300 türü mevcuttur ve bunlardan sadece üçün-den tıbbi amaçlarla istifade edilmektedir. Bunlar Büyük çiçekli calba; Verbascum densiflorum BERTOL. (Verbascum thapsiforme), Adi calba; Verbascum phlomoides ve Küçük çiçekli calba; Verbascum thapsus&#65533;tur. Tarihte ilk defa Mısırlılar sonrada Romalılar tarafından kullanılan bitki günümüzde çay, tentür ve natürel ilaç imalatı için özel olarak yetiştiril-mektedir. Tarihte; bronşit, öksürük, ses kısılması, diş ağrısı, kramplar ve ishale karşı kullanılmıştır. Verbascum Latince barba&#65533;dan türemiş olup sakalı anlamına gelir. Bugün de Almanca Yün çiçeği (Wollblume) veya Kral mumu (Konigskerze) diye anılır. Türkçe Sığırkuyruğu denmesi herhalde uzun bir çiçek sapından dolayıdır.<br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Büyük Calba 1-2 m boyunda iki yıllık, dikine yükselen ve çatal-laşan üzeri tüylü bir bitkidir. Yaprakları birinci yıl sadece Rozet yaprakları vardır ve ikinci yıl gövde ve çiçek başağı kendini gösterir. Alt yaprakları uzun ve geniş mızrak şeklinde, 20-40 cm uzunluğunda 10-25 cm enindedir. Fakat yukarı doğru yaprakları yavaş yavaş küçülür. Üzeri tüylü ve grimsi renktedir. Çiçekleri 3-5 cm çapında altın sarısı renkte beş oval veya yumurta şeklindeki parçadan oluşan taçlara sahiptir. Taçların orta-sında döllenme tozlukları bulunur ve bu beş döllenme tozluğunun ucunda kahverengimsi topuzcuklar bulunur. Kupaları grimsi yeşil renkli ve ince mızrak şeklindedir. Sığır kuyruğu otunun çiçek sapları takriben 30-100 cm&#65533;yi bulabilir. <br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi:</b> Muhtemelen vatanı Balkanlar, Türkiye ve Ortadoğu ülke-leri olup buradan zamanla dünyanın diğer ülkelerine yayıldığı tahmin edilmektedir. Bu nedenle Türkiye&#65533;nin hemen her yöresinde problemsiz ye-ti¬şir ve yetiştirilir. Calba genellikle kireçli, kirli, silisikasitli toprakları sever. Seyrek ormanlar, meralar ve yol kenarlarında yetişir.<br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı:</b> Çiçek açmaya başladığı andan itibaren çiçeklerinin tacı (taç yaprakları) ve döllenme tozlukları toplanır, fakat kupası (kupa yap-rakları) toplanmaz. Taçları kurtulurken 40&#730; fazla olmamalı ve özel kap¬lar-da muhafaza edilmelidir. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bit¬kinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş&#65533;te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar&#65533;da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.<br />
 <br />
 <b>Birleşimi:</b> Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz; <br />
 <b>a)</b> Flavonitler %3-4; Apigenin, Luteolin, Hesperidin ve bunların 7-O-glukozitleri, Chrysoeriol, Rutin, Eriodictyol, Kâmpferol, Quercetin, Tamarixetin ve Diosmin <br />
 <b>b)</b>	İridoitler %0,1-0,5; Aucubin, Catalpol, Metilcatalpol, İzocatalpol ve 6&#946;-Xyloslcatalpol<br />
 <b>c)</b>	Saponinler; Verbascosaponin ve Verbascosponin B(-Verbascosaponin-16&#945;-Hidroksi-13&#946;-28-epoksi)<br />
 <b>d)</b> Fenilpropanoitler; Verbascosit (Asetosit-Kusaginin-(&#946;-(3,4-Dihidroksi-fenil)-etil-0-a-L-rhamnopyranosit(1,3)-&#946;-D-(4-0-caffeoyl))<br />
 <b>e)</b>	Fenilkarbonikasitler; Vanillin; Ferula; Kaffee; Cumarin ve P-Hidroksibenzoeasit<br />
 <b>f)</b> Musilaj %3 oranında olup bu da; % 47 D-galaktoz, %25 Arabinoz, %14 Glukoz, %6 D-Xyloz, %4 L-Rhamnoz, %2-D-Mannoz, % 1 Fruktoz ve Uronasit&#65533;ten oluşur.<br />
 <b>g)</b> Doymamış yağ asitleri %1-3 olup bunun; %17 Palmitinasit, %16 Linolasit, %9 Myristicinasit, Stearinasit, Oleikasit ve Arachidonasit<br />
 <b>h)</b>	Steroller; Digiprolakton, &#946;-Sitosterol ve &#945;-Sterol<br />
Ayrıca; Tanin, Reçine, Vitaminler, Mineraller, Şeker ve az miktarda Eter yağı içerir. <br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> Hahemann, ALLEN ve NASH gibi Homeopatlar tara-fından yapılmış ve öksürüğe karşı etkisi tespit edilmiştir, fakat klinik araş-tırmaları henüz yapılmamıştır. (O.Lesser)<br />
 <br />
 <b>Tesir şekli:</b> Balgam söktürücü, göğsü yumuşatıcı, tahrişi önleyici, teskin edici, terletici, idrar söktürücü, yaraları iyileştirici, iltihapları önleyici ve deriye canlılık vericidir.<br />
 <br />
 <b>Kullanılması: </b><br />
 <b>a)</b>	Modern nalamda klinik araştırmalar henüz yapılmamıştır.  <br />
 <b>b)</b> Komisyon E&#65533;nin 22a nolu, 01.02.1990 tarihli ve 25.01.1989 tarihli Monografi bildirilerine göre nefes yollarını üşütmeye karşı kullanılır.<br />
 <b>c)</b> Homeopatide; Trigeminus nevralji (yüz sinirlerinin ağrısı), Kulak ağrı¬sı, ses kısıklığı, larenjit (gırtlak iltihaplanması), öksürük ve yatağı ıslatmaya karşı kullanılmaktadır.<br />
 <b>d)</b> Halk arasında; Gıcıklı, tahrişli ve kuru öksürük, üşütme, grip, bal¬gam, göğüs ağrısı, akciğer üşütmesi, bronşit, verem, astım, ses kısılması, boğmaca, larenjit, farenjit (boğaz iltihaplanması), otitis (orta¬kulak iltihaplanması), sinüzit, uçuk, diş eti iltihaplanması, makat kaşıntısı ve Trigeminus nevraljiye karşı kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Açıklama:</b> Calba çiçeğinin birleşimindeki Müsilaj iltihaplı ve tahrişli mu-kozayı (sümüksü iç deri) teskin eder, gıcıklı öksürüğü önler, çünkü müsilajın birleşimindeki maddeler çözülmediğinden sindirim sistemi tara¬fından absorbe edilemez.<br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> Calba çiçeğinden (sadece taçları ve döllenme tozlukları) 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilir, 5-10 dakika demlemeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.<br />
 <br />
 <b>Çay Harmanları:</b><br />
 <br />
 <b>Gökçek Öksürük çayı</b><br />
&gt;30 gr Hatmi kökü<br />
&gt;20 gr Meyan kökü<br />
&gt;10 gr Çuha kökü<br />
&gt;40 gr Sinirliot<br />
 <br />
 <b>Gökçek Balgam söktürücü çay</b><br />
&gt;40 gr Hatmi kökü<br />
&gt;20 gr Meyan kökü<br />
&gt;20 gr Öksürükotu yap.<br />
&gt;20 gr Calba çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Üşütme çayı</b><br />
&gt;30 gr Mürver çiçeği<br />
&gt;30 gr Ihlamur çiçeği<br />
&gt;30 gr Calba çiçeği<br />
&gt;10 gr Kekikotu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Balgam söktürücü çay</b><br />
&gt;40 gr Hatmi kökü<br />
&gt;20 gr Hatmi yaprağı<br />
&gt;20 gr Meyan kökü<br />
&gt;10 gr Calba çiçeği<br />
&gt;10 gr Anason tohumu	<br />
 <br />
 <b>Gökçek Kuru Öksürük çayı</b><br />
&gt;40 gr Hatmi kökü<br />
&gt;20 gr Öksürük ot yap.<br />
&gt;10 gr Meyan kökü<br />
&gt;20 gr Calba çiçeği<br />
&gt;10 gr Rezene meyvesi<br />
 <br />
 <b>W.Widmaier öksürük, bronşit ve nefes borusu iltihap çayı</b><br />
&gt;30 gr Ebem gömeci çiçeği<br />
&gt;30 gr Öksürükot yap.<br />
&gt;30 gr Sinirli ot<br />
&gt;10 gr Calba çiçeği<br />
 <br />
 <b>Calba yağı:</b> Calba çiçeklerinden (taç ve döllenme tozlukları) 30-40 gr beyaz bir şişeye konur, üzerine 1 litre Zeytinyağı doldurulur ve güneş gören bir yerde 3-4 hafta bekletildikten sonra süzülerek Calba yağı elde edilir. Bu yağ kulak girişindeki Ekzema veya Çıbana karşı veyahut ta Ortakulak iltihaplanmasında günde 3-4 defa 1-2 damla kulağa damlatılır.<br />
 <br />
 <b>Homeopatide:</b> Calba çiçeğinden 20-30 gram bir şişeye konur ve üzerine 100 ml %70lik alkol ilave edilir ve şişe güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. Şişe her gün bir defa çalkalanır ve 4-5 hafta sonra süzülerek Homeopatide &lt;&lt;Verbascum&gt;&gt; ismi ile anılan Tentür elde edi¬lir. Bu tentürden günde 3-4 defa 10-15 damla alınır.<br />
 <br />
 <b>Hastalığın belirtisi (semptom):</b> <br />
 <b>1.</b> İdrar sıkıştırması, mesane hassasiyeti ve az idrar<br />
 <b>2.</b> Günde iki defa gelen ağrılar<br />
 <b>3.</b> Uyurken öksürme, fakat uyanmama<br />
 <b>4.</b> Havlar gibi öksürme ve ses kısılması<br />
 <b>5.</b> Sinüzit, baş dönmesi ve sersemlik<br />
 <b>6.</b> İdrarını yaparken yanma<br />
 <b>7.</b> Genellikle gece öksürme ve bazen akşamda başlayabilir<br />
 <b>8.</b> göğse batma ve sıkışma<br />
 <b>9.</b> Kulakta çekiyormuş gibi ağrı ve kulak tıkalıymış gibi hisler<br />
 <b>10.</b> Mide mukozasının tahrişi ve kabızlık<br />
 <b>11.</b> Eklem ve kaslarda sinirsel ağrılar<br />
Bu gibi hallerde Calba Tentürü gerekir.<br />
 <br />
 <b>Yan Tesirleri:</b> Bilinen bir yan tesiri yoktur.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/calba-konigskerze-verbascum-densiflorum-bertol-12021/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Harpago, Teufelskralle, Harpagophytum procumbens (BRUCH</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/harpago-teufelskralle-harpagophytum-procumbens-bruch-12020/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:57:18 GMT</pubDate>
			<description>*HARPAGO* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40506-3/harpago2.jpg   
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40504-3/harpago.jpg...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>HARPAGO</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40506-3/harpago2.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40504-3/harpago.jpg" border="0" alt="" /> <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40507-3/harpagophytum-procumbens.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <br />
 <b>Çok Yıllık | 0,5-1,5m | 3-6 Aylar | Na,Ho,Ca | Kökü</b><br />
 <br />
Harpago, Teufelskralle,  Harpagophytum procumbens (BRUCH)<br />
Gut otu Syn: Harpago phytum burchellii DECNE <br />
Şeytan pençesi                                                      <br />
Romatizma otu                                                                                          <br />
Romatizma ilacı<br />
Romatizma kökü<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Susamgillerden, Pedaliengewâchse, Pedaliaceae<br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> Harpago kökü; Harpagophyti radix<br />
Harpagonun yumru şeklindeki ikinci kökleri çay, tentür ev natürel ilaç yapımında kullanılır. <br />
 <br />
 <b>Giriş:</b> Susamgillerin bir alt grubu olan Harpagophytum!un bilinen iki alt türü vardır ve hemen hemen aynı maksatla ve şekilde kullanılırsa da en çok bilinen ve kullanılan türü Harpagophytum procumbens&#65533;dir. Diğer türler (Harpagophytum zeyheri) ancak laboratuarda incelendikten sonra aralarındaki fark anlaşılabilir. Güney Afrika&#65533;da kabileler arası savaşlarda yaralananları oranın yerli hekimleri bir ot kökü ile tedavi ederler. Bu durumu fark eden Alman asıllı çiftçi (NEHNERT) bitkiyi bulur ve ilaç fabrikaları bitkinin romatizma, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı etkili olduğunu tespit ederek üretime geçerler. Meyveleri kuruduktan sonra kolları geri doğru dönük, ucundaki dikenler de battığından Şeytan pençesi diye de, romatizmaya karşı kullanıldığından Romatizma kökü diye anılır. <br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Bitki sadece Güney Afrika ülkelerinden Namibya, Zambiya, Güney Afrika Angola, Sinbave gibi ülkelerde yabani olarak yetişen bitki günümüzde Namibya başta olmak üzere bazı ülkelerde büyük far¬makoloji (ilaç) firmaları tarafından kültür bitkisi olarak büyük çiftliklerde (plantajlar) yetiştirilmektedir. Kökleri 10-20cm kalınlığında, 30-70cm uzunluğunda, ana kök ve onların 50-100cm derine, 100-200cm yanlara uzanan ince yan kökler ve arada bir 4-8cm kalınlığında, 15-25cm uzunluğunda, dışı esmerimsi veya esmerimsi kızıl renkli yumruları vardır ve asıl tıbbi olarak bu yumruları kullanılır. Gövde yerde sürünerek çevreye yayılan ve 100-150cm uzunluğundaki kollar oluşur. Yaprakları değişik sıra ile dizilmiş olup derin loplu, uzun saplı, üst kısmı grimsi yeşil renklidir. Çiçekleri yaprak diplerinden çıkan bir sap üzerinde, geri kısmı boru, ağız kısmı loplu ve lopların uçları pembemsi veya kırmızı renkli, geri kısmı pembe veya pembemsi sarı renklidir. Meyvesi 8-22cm uzun¬luğunda, odunsu, 10-15 uzun uzun kolları ve kollarda 4-8adet kanca şeklinde dikenleri bulunur. Hayvanlar ve insanlar bu kancalı odunsu, şeytan pençesi olarak biline kapsülden kurtulmak için tepinirler ve böylece ekilen kapsülden çıkan tohumları bilmeden toprağın içine so¬karlar. Zamanı gelince bitki bu tohumlardan bulunduğu yere kök salar ve yeşerir. <br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi:</b> Harpagonun yetiştiği yörenin iklimi Akdeniz iklimine çok benzemesi nedeni ile bu bitki Türkiye&#65533;nin Akdeniz bölgesinde muhtemelen yetiştirilebilir. <br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı:</b> Sonbaharda sökülen, çıkarılan yumru kökler hemen fırça ile temizlendikten sonra 2-5m kalınlığında dilimlenerek kurutulur. Aksi halde birleşiminde yüksek oranda su ve şekerli maddeler içeren bitki bozularak kokar. <br />
 <br />
 <b>Birleşimi:</b> Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;<br />
 <b>a)</b> İridoidglikozlar %0,5-2,5 arasında olup en önemlisi %0,5-1,5 Harpagosid (Harpagidsinamikasitester) ve %0,1 oranında 8-p-Coumarylharpagid (Harpagophytum zehei&#65533;de %1,8 oranındadır.) ve bunların çözülmesi ile ortaya çıkan Harpagid ve Procumbid içerir. <br />
 <b>b)</b>	Feniletanol türevleri; Actoid (=Asteoid, Verbascosid) (Sinirli ota bak) ve az miktarda İzoactoid içerir. <br />
 <b>c)</b>	Flavonlar %0,02 Kâmpferol, Kâmpferid, Luteolin ve Fissetin<br />
 <b>d)</b>	Polisakkaridler çözülmesi ile (hidroliz) glikozlar, fruktozlar, raffinozlar ve setachyozlar&#65533;a ayrılır. <br />
 <b>e)</b> Ayrıca şeker, reçine, tanin, acı maddeler, mineraller, vitaminler, sabit yağlar, steroller (&#946;-Sitosterin, Stigmasterin) ve bal mumu içerir. <br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> 1953 yılından günümüze kadar Harpago kök ekstresi veya bu ekstreden yapılan hap ve drajelerle binlerce sırt, omuz, boyun, bel, kalça ve diş ağrıları, artroz veya artrit (eklem iltihaplanması) rahat-sızlıkları olan hastalar üzerinde modern klinik araştırmalara yapılmıştır. Bu araştırmaların hemen hepsinde hastaların hemen hemen tamamı bu rahatsızlıklardan kurtulmuşlardır. Birkaç önek;<br />
 <b>1)</b> Kill Üniversitesi Ağrı kliniği (Schmerz kliniği) tarafından 63 hasta üzerinde günden 2 defa bir Harpago hapı, 4 hafta süreyle verilmiş ve hastaların %83,8 oranında rahatsızlıklardan kurtuldukları görülüştür. (ZP.01.00.18)<br />
 <b>2)</b> Berlin&#65533;de 13 doktor gözetiminde sırt ve bel ağrıları olan 117 hasta üzerinde tedavi denemesi yapılmış ve hastaların iyileştiği tespit edilmiştir. (ZP.01.00.21)<br />
 <b>3)</b> Freiburg Üniversitesinde kadın doktor Chrubasik tarafından ro¬ma¬tizma ağrıları olan toplam 50 hasta üzerinde Harpago hapı ile üç ayrı grupta tedavi denemesi yapmış, hastaların 6 ay içinde iyileştikleri görülmüştür. (ZP.06.99.330)<br />
 <b>4)</b> Fransa&#65533;da artroz (eklem bozulması) ve artrit (eklem iltihaplanması) olan toplam 800 hasta üzerinde 6 ay süren tedavi denemesi yapılmış ve hastaların iyileştiği görülmüştür. (ZP.5.98.290)<br />
 <b>5)</b> Kronik sırt ve bel ağrısı ile akut ağrıları olan 118 hasta üzerinde kadın doktor Chrubasik ve ekibi Harpago hapı ve drajesiyle 4 hafta süren tedavi denemesi yapmışlar ve hastaların iyileştiğini tespit etmişlerdir. (HV.3.97.65)<br />
 <b>6)</b> BFARM (Federal Alman ilaç kontrol merkezi) tarafından bel, sırt, boyun, omuz, kalça ve diz ağrıları olan 1024 hasta üzerinde Harpago ekstresinden elde edilen hapla (R&#65533;) tedavi denemesi yapılmış ve hastaların %82 oranında iyileştiği tespit edilmiştir. (Nhp.05.00.806)<br />
 <b>7)</b> Kendi tecrübem; İş yerindeki çok soğuk hava ve hava cereyanı insanların ceketli veya kazaklı çalışmalarına neden oluyor ve adeta donuyorduk. 02.02.01&#65533;de Harpago kök çayı içmeye bşladım ve hemen üzerimdeki uyuşukluğu attım ve terlemeye başladım. Ayrıca kişideki yorgunluk, dermansızlık, halsizlik ve uyuşukluğu ortadan kaldırır. (06.05.01) <br />
 <br />
 <b>Tesir şekli:</b> Ağrıları dindirici, iltihapları önleyici, ödemi önleyici, safra akı-şını ve düzenini sağlayıcı, iştah açıcı ve romatizmayı öneyici özelliklere sahiptir. <br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b> <br />
 <b>a)</b> Araştırmalara göre başta; artroz, artrit, romatizmanın neden olduğu sırt, bel, omuz, boyun, kalça ve diz ağrılarına, sabah uyuşukluğu, kas romatizması, omurların deformasyonuna (spondylosis deformans, omurların yapısının bozulması ve kemiklerin erimesi) ve poliartritisi&#65533;e (birden çok eklemin iltihaplanması, şişmesi ve ağrıması) karşı kul-lanılır.<br />
 <b>b)</b> Komisyon E&#65533;nin 02.03.1989 tarih ve 43 nolu ve de 01.09.1990tarih ve 164 nolu Monografi bildirilerinde bşta; eklem rahatsızlıkları, iştahsızlık ve hazımsızlığa karşı kullanılır.<br />
 <b>c)</b> Halk arasında sindirim rahatsızlıkları, kan hastalıkları, ateş, iştahsız¬lık, artroz, artritis, alerji, safra, karaciğer ve böbrek rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Baş ağrısı, nevralji (sinirsel ağrılar(, yorgunluk, hal¬siz¬lik ve dermansızlığa karşı kullanılır. <br />
 <br />
 <b>Açıklama:</b> Lanhers ve ekibi bitki kökünün iltihapları önleyici özelliğinin birleşimindeki polisakkaridlerden ileri geldiğini tespit etmiştir. Buna göre Arachidon asitten lipohsygenas ve zyklogenaz enzimlerinin prostaglandin veya leukotrin oluşturmasını engellemektedir. Aşırı miktardaki prostaglandin ve leukotrin özellikle eklemlerde ve kaslarda kızarma, iltihap¬lan¬ma, şişme ve ağrıya neden olurlar. Harpago kökü ve ilaçları bunu önler. Harpago kökü bir yan dan romatizma rahatsızlıklarına diğer yandan mide-bağırsak rahatsızlıklarına karşı etkili olarak kullanılabilir. Çünkü birleşimindeki çok acı maddeler mide ve bağırsak rahatsızlıklarını iyileş¬tirir ve hem de safrayı artırır. Birleşimindeki Harpagosid ve türevleri ise romatizma türlerini iyileştirir. <br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> Yumru köklerden bir kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek haşlanır (infus) ve 4-8sa demlenmesi beklendikten sonra süzülerek içilir. Hatırlanacağı gibi diğer bitkilerde genellikle 5-10dk demlenmeye bırakılırdı. Şeytan pençesi kökü çok sert olduğundan birleşimindeki maddeler ancak 3-4sa sonra çözülür. Bu nedenle uzun süre beklemek gerekir veya akşamleyin demleyip sabahl-eyin içilebilir. <br />
 <br />
 <b>Çay Harmanları;</b><br />
 <br />
 <b>Gökçek Artrit çayı;</b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;10 gr Civanperçemi otu<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;20 gr Arnika otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Artroz çayı;</b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;20 gr Söğüt kabuğu<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;10 gr Atkuyruğu otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma çayı;</b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;20 gr Söğüt kabuğu<br />
&gt;20 gr Keçisakalı çiçeği<br />
&gt;10 gr Mürver çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma ve Gut çayı;</b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;20 gr Söğüt kabuğu<br />
&gt;20 gr Altına başak otu<br />
&gt;10 gr Huş yaprağı<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma çayı;</b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;10 gr Hindiba kökü<br />
&gt;20 gr Söğüt kabuğu<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma Çayı</b><br />
&gt;20 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Hindiba kökü<br />
&gt;20 gr Huş yaprağı<br />
&gt;20 gr Söğüt kabuğu<br />
&gt;10 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;10 gr Civanperçemi otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Artroza çay;</b><br />
&gt;30 gr Söğüt kabuğu<br />
&gt;20 gr Dişbudak yaprağı<br />
&gt;20 gr Huş yaprağı<br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma çay;</b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Söğüt kökü<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;10 gr Kayışkıran kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma çayı </b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;20 gr Hindiba kökü<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;10 gr Civanperçemi otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma çayı;</b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Kara Hindiba kökü<br />
&gt;20 gr Huş yaprağı<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;10 gr Civanperçemi otu	<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma çayı</b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Keçisakalı çiçeği<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;20 gr Huş yaprağı<br />
&gt;10 gr Civanperçemi otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma çayı</b> <br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Söğüt kabuğu<br />
&gt;20 gr Ayrık kökü<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;10 gr Atkuyruğu otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Burkulma ve ezilmeasine çay </b><br />
&gt;35 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr K.yonca otu<br />
&gt;20 gr Huş yaprağı<br />
&gt;15 gr Arnika çiçeği<br />
&gt;10 gr Ayrık kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Gut çayı</b> <br />
&gt;20 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;20 gr Hindiba otu ve kökü<br />
&gt;10 gr Söğüt kabuğu<br />
&gt;10 gr Atkuyruğu otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Artroz çayı;</b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Hindiba otu ve kökü<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;10 gr Ayrık kökü<br />
&gt;10 gr Kuşburnu<br />
&gt;10 gr Güve otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Siyatik ve bel tutulması çayı </b><br />
&gt;30 gr Harpago kökü<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;20 gr Keçisakalı çiçeği<br />
&gt;10 gr Huş yaprağı<br />
&gt;10 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;10 gr Kayışkıran kökü	<br />
 <br />
 <b>Homeopati&#65533;de:</b> İnce kıyılmış Harpago kökü veya tozundan 20-30gr bir şişeye konur ve üzerine 100ml %70&#65533;lik alkol ilave edilir. Güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalanarak 4-6hafta muhafaza edilir. Bu süre sonunda süzülerek Homeopati&#65533;de &lt;&lt;Harpagophytum&gt;&gt;adı ile anılan tentür elde edilir bu tentürden günde 3-4defa 15-20damla, 4-6hafta süreyle alınır. Yukarıdaki çay harmanları ile de posyonları hazır¬lanır.<br />
 <br />
 <b>Yan tesirleri:</b> Bilinen bir yan tesiri yoktur. Mide ve bağırsaklarda ülser (yara) olanlarla hamilelerin kullanmaması gerekir. Bitki çok acı oldu-ğundan zaten fazla içilemez ve bir günde çay olarak içilmesi tavsiye edilen oran 5gr&#65533;dır.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/harpago-teufelskralle-harpagophytum-procumbens-bruch-12020/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Karahindiba, Löwenzahn, Taraxacum officinale</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/karahindiba-lowenzahn-taraxacum-officinale-12019/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:56:57 GMT</pubDate>
			<description>*KARAHİNDİBA* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/45800-4/karahindiba5.jpg   
 Image:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>KARAHİNDİBA</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/45800-4/karahindiba5.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/45797-4/karahindiba4.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/45794-4/karahindiba3.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <br />
 <b>Çok Yıllık | 0,2-0,8m | 4-6Aylar | Ca,Ho,Na | Otu, Kökü</b><br />
 <br />
Karahindiba,  Löwenzahn,   Taraxacum officinale <br />
Gelin göbeği                                (WITH) WIGGERS<br />
Aslan dişi                               Syn: Taraxacum vulgare SCHRAK<br />
Radika                                   Leontodon officinale WITH.<br />
Yabani Acımarul                         &#65533;         taraxacum L.<br />
Üfürük çiçeği<br />
Hindibaotu <br />
İnek çiçeği<br />
Şifalı Karahindiba<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Bileşikgillerden, Korbblütler, Asteraceae<br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> Karahindiba yaprağı; Taraxci folium<br />
                     &#65533;         kökü;         &#65533;      radix<br />
                     &#65533;         otu ve kökü; Taraxci herba cum radix<br />
 <br />
Karahindibanın genellikle otu (yaprak, çiçek ve sapları) ve kökü birlikte çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Giriş:</b> Günümüzde Karahindibanın bir alt türü olan 50-60çeşit mevcuttur ve bunların içinden sadece Şifalı Karahindiba olarak bilinen bu tür kullanılır. Diğer türler pek kullanılmaz. Türkiye&#65533;de eskiden salata yerine kul-lanıl¬dığından Yabani Acımarul diye de anılır. Avrupa&#65533;da 16. yy.a kadar bilinmeyen ve ancak 1546&#65533;dan itibaren Şifalı bitkiler kitabında yer al¬mıştır ve bazı yazarlara göre Barbarlar (Türkler, Hunlar) tarafından Avrupa&#65533;ya getirilmiştir. Avrupalılar Hıristiyan olmayan her milleti Barbar sayarlar, oysa Türkler gittikleri yerlere Medreseler (üniversiteler), Han¬lar, Hamamlar, Kervansaraylar, Sulama kanalları götürürken Avrupalılar takriben 50 milyon Kızılderili&#65533;yi 2,5 milyon Cezayirliyi vahşice yok etmiş-lerdir. Ayrıca Romanın kurucusu Rome ve Romelus kardeşlerde Etrüsk-lüdür yani Türktür.<br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Karahindiba otu şimdiye kadar incelediğimiz bitkilerden farklı bir yapıya sahiptir çünkü gövdesiz bir bitkidir. Yaprakları rozet şeklinde direkt kökten çıkarak çevresine yayılır ve bu şekil rozete benzediğinden bu isimle adlandırılır. Yapraklarının kenarı irili, ufaklı, dişli veya odun testeresinin ağzı şeklinde, bazen de aslan dişi gibi bu nedenle de Aslan dişi otu diye de anılır. Yaprak uçları mızrak veya mala şeklinde, üst yüzeyi koyu yeşil, alt yüzeyi açık yeşil ve ortada ana bir damar mevcuttur. Çiçekleri takriben 10-40cm uzunluğunda, içinde sarımsı beyaz süt kıvamında bir sıvı bulunur ve tepesinde 100-200adet dil şeklindeki sarı taç yapraklardan meydana gelen bir çiçek bulunur. Çiçekleri olgunlaştıktan sonra dökülerek dağılmaz aksine büzülerek toplanır ve kupa yaprakları tarafından iyice sarılarak koni şeklini alır. Koni içinde olgunlaşan tohumlar kupa yapraklarının geri doğru kıvrılması ile ortaya çıkar ve her to¬humun gerisinde 1-3cm uzunluğunda bir sap ve bu sapın üzerinde şemsiye şeklinde tüycükler bulunur. Olgunlaşan tohumları rüzgarlı havada tüycükleri alarak uzaklara taşır ve böylece Karahindibaya hemen her yerde rastlamak mümkün olur. Kökleri serçe parmak kalınlığında 10-20cm uzunluğunda ayrıca saçak şeklinde yan köklere sahiptir ve içinde süt gibi beyaz bir bitki özü mevcuttur. <br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi:</b> İtalya ve Fransa&#65533;da özel olarak yetiştirilir ve salatası yapılır. Bu özel yetiştirilen Karahindiba, yabani olarak yetişene göre oldukça büyüktür. Türkiye&#65533;nin hemen her bölgesinde yetiştirmek mümkündür. <br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı:</b> Kökleri ya Mart-Nisan veya Ağustos-Eylül aylarında topraktan çıkarıldıktan sonra yıkanır, güneşli ve havadar bir yerde kurutulur. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş&#65533;te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar&#65533;da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.<br />
 <br />
 <b>Birleşimi:</b> Yapraklarının birleşimindeki en önemli maddeler;<br />
 <b>a)</b>	Sesquiterpenlakton türevleri;Taraxinasit-1¹-O-b-D-glucopyranosid (Taraxinasit-&#946;-D-glikozit)<br />
 <b>b)</b>	Flavonit türevleri; Apigenin-7-O-glikozit ve Luteolin-7-O-glikozit<br />
 <b>c)</b>	Triterpen türevleri; Sitosterol, Stigmasterol ve Campesterol<br />
 <b>d)</b>	Vitaminlerden; B1, B2, B3, C ve E vitaminleri ve Provitamin A <br />
 <b>e)</b>	Mineraller özellikle %2,5-4,5 oranında Potasyum, Sodyum, Fosfor, Kalsiyum, Magnezyum, Demir, Çinko ve Bakır<br />
 <b>f)</b>	Aminoasitlerden; Asparaginasit ve Glutaminasit içerir.<br />
 <br />
 <b>Köklerindeki en önemli maddeler;</b><br />
 <b>a)</b> Sesquiterpenlakton türevleri; Taraxakolid-&#946;-D-glikozit %0,1 (Taraxakolid-1¹-&#946;-D-glukopyranozit), Taraxinasit-&#946;-D-glikozit (Taraxinasidi-1-O-&#946;-D-glikopyranosit) ve 11,13-dihydrotaraxinasit-1¹-O-&#946;-D-glikopyranozit<br />
 <b>b)</b> Triterpen türevleri; Taraxasterol, &#968;-Taraxerol, Taraxol, &#946;-Sitosterol, &#946;-Sitosterol-3-D-&#946;-D-glikopyranosit, Arnidiol ve Faradiol. Karahindiba kökü ilkbaharda %2 Inulin içerirken sonbaharda bu oran %40&#65533;lara varır.Inulin bir Polisakkarid türüdür. Her türlü sakkaritin hücrelere geçmesi için pankreas hormonu Insülin gerekirken Inulin Insülisizde hücrelere girer. <br />
 <b>c)</b>	Vitaminler ve mineraller aynı yapraklarında olduğu gibidir. <br />
 <br />
 <b>Özellikleri:</b> Soğuk, acı, tatlı ve özel kokuludur.<br />
 <br />
 <b>Tesir şekli:</b> Karaciğer, pankreas, mide ve bağırsak salgılarını artırıcı, haz¬met¬tirici, iştah açıcı, metabolizmayı kuvvetlendirici, kan temizleyici, idrar söktürücü ve hafif tansiyon düşürücü özelliğe sahiptir. <br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> <br />
 <b>1)</b> İlk olarak Hahnemann 1793&#65533;de kendi ve öğrencileri üzerinde, 1826&#65533; da Langhammer sonra NOAK/TRINKS, Müler, Farrington ve Seveson araştırma, deney ve testler yapmışlardır. hemen bütün araştırmacılar K.hindiba otu ve kökünün başta karaciğer ve safra sonra mide-bağırsaklar ve idrar yollarına etki ettiğini tespit etmişlerdir. (LBH). Bir grup ilim adamının fareler üzerinde Karahindiba ekstresi ile yap¬tık¬ları deney, test ve araştırma sonucunda Karahindibanın Atkuyruğu otu ve Ardıç kozalağından daha kuvvetli bir idrar söktürücü (diüretik) olduğu ve belli bir süre bu tedaviye devam (3 ay) edildiğinde %30&#65533;a varan oranlarda zayıfladıkları görülmüştür. (TP.573)<br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b><br />
 <b>a)</b>	Araştırmalara göre idrar söktürücüdür.<br />
Komisyon E&#65533;nin 228 nolu ve 05.12.1984 tarihli monografi bildirisine göre K.hindiba ot ve kökü başta safra akışı anormallikleri, iştahsızlık, sindirim rahatsızlıklarına karşı ve de idrar artırıcı olarak kullanılır. <br />
 <b>b)</b> Halk arasında başta karaciğer, safra, pankreas, mesane, böbrekler, mide ve bağırsaklardaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. Karahindiba bu rahatsızlıkların haricinde şeker hastalığı, şişmanlık, romatizma tür¬-lerinden özellikle artroz (eklem aşınması), eklem iltihaplanması (artritis), gut (nikris), bronşit, ekzema, akneye karşı ve kan te-mizleyici ve de metabolizmayı çalıştırıcı olarak kullanılmaktadır. <br />
 <br />
 <b>Açıklama:</b> İç organların beslenmesi ve artık maddelerin dışarı atıl¬ma¬sında çok büyük görevleri olan ara dokular zamanla artık maddeler (Almanca Schacke Türkçe Cürufta denir) yoğunlaşır. Bu da görevlerini tam olarak yapamadığı gibi başta romatizma, gut, ödem, çeşitli iltihaplanma ve metabolizma bozukluklarına sebep olur. İşte böyle bir durumda bizi birleşiminde vitaminler, mineraller, triterpenler, flavonitler vb. içeren ve de çok yönlü etkilere sahip olan karahindiba vücudumuzu adeta Çamaşır tozu gibi kirlerden, artık maddelerden arınmasını ve te¬mizlenmesini sağlar. O halde haydi vücudumuzun bütün azalarını yıka¬yalım. Almanya&#65533;da tıpkı Elam suyu, Kiraz suyu, Şeftali suyu gibi Lahana su¬yu, Havuç suyu ve Karahindiba suyu imal edilip satılmaktadır. Bu sebze suları, meyve suları gibi tatlı olmayabilir fakat çok sağlıklıdır. <br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> Kurutulmuş, ince doğranmış Karahindiba otu ve kökünden iki kah¬ve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edil¬dikten sonra haşlanır (ınfus) ve 5-10dk demlendikten sonra süzülerek içilir. <br />
 <br />
 <b>Çay Harmanları;</b><br />
 <br />
 <b>Gökçek Diyabet çayı;</b><br />
&gt;20 gr Keçisedefi otu<br />
&gt;20 gr Hindiba otu+kökü<br />
&gt;20 gr Y.mersini yaprağı<br />
&gt;20 gr Kantaron otu<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Romatizma çayı;</b><br />
&gt;20 gr Hindiba otu+kökü<br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;10 gr Hıthıt kökü<br />
&gt;10 gr Karakafes kökü<br />
&gt;20 gr Harpago kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Maraciğer çayı;</b><br />
&gt;30 gr Devedikeni tohumu<br />
&gt;30 gr Hindiba otu ve kökü<br />
&gt;20 gr Zerdeçal kökü<br />
&gt;10 gr Y.hindiba kökü<br />
&gt;10 gr Nane yaprağı<br />
 <br />
 <b>Gökçek Böbrek ve mesane çayı;</b><br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;20 gr Akhuş yaprağı<br />
&gt;20 gr Hindiba otu+kökü<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;10 gr Orta sifon yaprağı<br />
&gt;10 gr Altın başak otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Safra taşlarına karşı çay;</b><br />
&gt;30 gr Hindiba otu ve kökü<br />
&gt;20 gr Pelin otu<br />
&gt;20 gr Y.hindiba kökü<br />
&gt;20 gr Civanperçemi otu<br />
&gt;10 gr Rezene tohumu<br />
&gt;10 gr Şahtere otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Deri hastalıkları çayı;</b><br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;10 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;20 gr Hindiba otu+kökü<br />
&gt;20 gr Akhuş yaprağı<br />
&gt;20 gr Menekşe otu<br />
&gt;10 gr Altın başak otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Karaciğer-safra çayı;</b><br />
&gt;20 gr Hindiba otu ve kökü<br />
&gt;20 gr Devedikeni tohumu<br />
&gt;20 gr Kantaron otu<br />
&gt;10 gr Çentiyan kökü<br />
&gt;10 gr Civanperçemi otu<br />
&gt;20 gr Zerdeçal kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Metabolizma çayı;</b><br />
&gt;20 gr Isırgan otu<br />
&gt;10 gr Civanperçemi otu<br />
&gt;10 gr Pelin otu<br />
&gt;20 gr Hindiba otu ve kökü<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;20 gr Akhuş yaprağı<br />
 <br />
 <b>Salatası:</b> Karahindiba otunun yaprakları salata gibi yenir, özel yetiş-tirilenleri daha az acıdır ve bu nedenle rahatlıkla yenebilir. <br />
 <br />
 <b>Homeoapti&#65533;de:</b> K.hindiba otu ve kökünden 100gr çiçek açmaya baş¬ladığı andan itibaren toplanarak yıkanır, ince kıyılır ve bir şişeye konur ve de üzerine 500ml %70&#65533;lik alkol ilave edilir. şişe güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir ve iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta sonra süzülerek Homeopati&#65533;de &lt;&lt;Taraxacun&gt;&gt; ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4defa 15-20damla 23-ay süreyle alınır.<br />
 <br />
 <b>Hastalığın belirtileri (semptom):</b><br />
 <b>1)</b>	Dilin üzerinde beyazımsı sarı dalgalı tabakalar<br />
 <b>2)</b>	Ağız tadı acımsı veya ekşi ve de aşırı salgı akıtır<br />
 <b>3)</b>	İshal saframsı veya kabızlık<br />
 <b>4)</b>	İdrar aşırı miktarda ise ve ağrısızsa<br />
 <b>5)</b>	Eklem ağrıları batıcı ve yakıcı ve de el-ayaklar sürekli hareketli<br />
 <b>6)</b>	İştahsızlık, aşırı susuzluk<br />
 <b>7)</b>	Baş ağrısı genellikle giderken ve durunca<br />
Bu gibi hallerde Karahindiba otu tentürü kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Yan tesirleri:</b> Bilinen bir yan tesiri yoktur.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/karahindiba-lowenzahn-taraxacum-officinale-12019/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kipriotu, Purpuroter Sonnenhut, Echinacea purpurea MÖNCH.</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/kipriotu-purpuroter-sonnenhut-echinacea-purpurea-monch-12018/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:56:35 GMT</pubDate>
			<description>*KİPRİ OTU* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/42117-2/ekinezya11.jpg   
 Image:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>KİPRİ OTU</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/42117-2/ekinezya11.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/46172-4/1ekinezya.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/42108-2/ekinezya8.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <br />
 <b>Çok Yıllık | 0,5-1,3m | 6-9 Aylar | Ça,Ho,Na | Otu,Kökü</b><br />
 <br />
Kipriotu, Purpuroter Sonnenhut,  Echinacea purpurea MÖNCH.         <br />
Al Kirpi çiçeği      <br />
Kipri kafası                                                    <br />
Immün otu<br />
Güneşlik çiçeği<br />
Bakır çiçeği<br />
Güneş çiçeği<br />
Gökçek çiçeği<br />
Kırmızı Kipriotu<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Bileşikgillerden, Klorbblütler, Asteraceae<br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> Al Kipri otu: Echinaceae purpureae herba <br />
               Al Kipri rotu: Echinaceae purpureae radix<br />
Al Kipri otu kökü ayrı ayrı veya birlikte çay, tentür, ekstre, şurup ve natürel ilaç yapımında kullanılır. <br />
 <br />
 <b>Giriş:</b> Kipriotugillerin takriben 15 alt türü mevcuttur ve bunlardan sa¬dece üç türü tıbbi maksatla kullanılır. Son yapılan araştırmalarda Al Kipri çiçeğinin daha etkili olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle bu bitkiyi öncelikle inceliyoruz, diğerlerine de kısaca metin sonunda değineceğiz.Bunlar; <br />
 <b>1)</b> Dar yapraklı (pembe, narin) Kipriotu; Echinacea angustifolia DE CAN DOLLE ve<br />
 <b>2)</b> Soluk Kipriotu; Echinacea pallida Nutt bizi ilgilendiren türlerdir. <br />
Amerika&#65533;da Kızılderili bir kadının Al Kipriotunu ezerek bir hastanın yara¬sına sarar. Bunu gören Dr. Meyer durumun ne olduğunu sorar ve araştırma yaparak kendisi de ilk defa Kipriotunun tıbbi olarak kullanımına başlar. ABD&#65533;nin Güney Eyaletlerinden Ohlahoma Missari, Texas gibi eyaletlerde yabani olarak yetişen Kipriotu değerinin anlaşılması ile bir¬likte Amerika ve Avrupa&#65533;da 20. yy.&#65533;ın başında kültür bitkisi olarak yetiştirilmeye başlanmıştır. 1935&#65533;de antibiotiklerden sulfanomidin keşfi ile birlikte bir süre unutulmuş ve 1960&#65533;larda tekrar incelenmeye ve kullanılmaya başlanmıştır. Bilhassa kimyasal ilaçların yan tesirinin anlaşıl¬ması ile birlikte Kipriotu yeniden büyük bir önem kazanmıştır. Bitkinin Kipriotu diye anılması görünümünün tehlike karşısında kafasını içe çekerek büzülen Kirpiye benzemesindendir, ayrıca küre şeklinde olması nedeniyle Küre çiçeği, bakır renginde olmasından dolayı Bakır çiçeği ve çok güzel olması nedeniyle Gökçek çiçek (Gökçek eskiden güzel anlamına gelirdi) diye anılır. Kipriotu ve kökünden günümüzde sadece Avru¬pa&#65533;da 172 ilaç firması 850 çeşit sade veya kompleks ilaç üretmektedir. <br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Kipriotu 50-130 cm boyunda çok yıllık dikine uzanan az çatal-laşan tüylü bir bitkidir. Alt yaprakları oval veya yumurta şeklinde kenarları bütün, 10-20 cm uzunluğunda 7-15 cm genişliğinde ve 15-25 cm uzunluğunda bir sapı vardır. Gövde yaprakları yukarıya doğru küçülür, kalp veya mızrak şeklini alır ve sapı da kısalır.<br />
Çiçekleri küre veya büzülmüş Kirpi şeklinde olup 2-4 cm uzunluğunda, 1,5-3,5 cm eninde, bakır renginde ve üzeri uzun diken şeklinde dizilmiş olan 3-6 mm uzunluğundaki borucuklardan oluşur. Çiçeğin etrafına 13-20 adet dil veya şerit şeklinde uçları sivri, kenarları bütün, açık pembe, pembe veya kan kırmızısı renkte olabilir ve bu yapraklar örtü yaprağı veya dil yaprağı diye anılır. Bu bitkiyi örtü yapraklarının renginden dolayı Al Kipriotu diye anmayı uygun bulduk. Kökleri 10-15 cm uzunluğundaki bir kazık kök ve ondan çevresine uzanan saçak köklerden oluşur. Dışı açık veya koyu kahverengindedir. <br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi:</b> Başta ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya gibi ülkelerde kültür bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Türkiye iklim bakımından Kipriotu için en ideal ülkedir ve hemen her yöresinde yetiştirilebilir.<br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı:</b> çiçek açmaya başladığı andan itibaren çiçek, yaprak, ve sürgünleri toplanarak bitki özü baskı ile çıkarılarak özel bir takım işlemlerden sonra şurubu veya damlası elde edilir. Kiprikökü taze olarak tentür veya natürel ilaç yapımında kullanılır veya kurutulur.<br />
 <br />
 <b>Birleşimi:</b> Kipriotunun birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;<br />
 <b>1)</b> Fenolkarbonikasitester türevleri; %1-3 arasında olup en önemlileri; 2,3-O-Dicaffeoyltartarikasitester (Cichorienasit), 2-O-Feruloyltartarikasit, 2-O-Caffeoyltartarikasit (Caftarasit), Cichorienasitmetilester, 2,3-O-Diferuloyltyartarikasit ve 2-O-Caffeoyl-3-O-feruloyltartarikasit&#65533;i sayabiliriz.<br />
 <b>2)</b> Alkamidler; Dodeca-2E,4E,8Z,10E-tetraenasit-isobutilamid; Trideca-2E,7Z-dien-10,12-diinasitisobutilamit ve Undeca -2E,4Z-dien-8,10-diinasitisobutilamit&#65533;i sayabiliriz.<br />
 <b>3)</b>	Flavonitler; Quercetin, Rutin, Luteolin-7-glukozit, Kâmpferol-3-rutinasit ve Quercetin-3-glukozit<br />
 <b>4)</b> Polisakkaritler; 4-O-Metilglukuranoarabinoksilan (molekül ağırlığı 35.000), Arabinoramnogalakton (m.a 450.000), Arabinglaktanlar (AGs 45.000), Fucoglaktoksiloglukan (m.a 10-25.000) ve Xyloglukanlar (Ksloglukanlar m.a 79.500 Da. Dalton) <br />
 <b>5)</b>	Eter yağı türevleri; Borneal, Bornylacetat, Caryophyllen, Caryophyllenepoxit ve Germacren içerir.<br />
 <b>6)</b> Kiprikökünün birleşiminde bunlardan başka Polyacetylen&#65533;ler bulunur ve Fenolkarbonikasitesterler %0,5-2 Eter yağları %0,05-0,2 oranındadır ve içerikleri hemen hemen aynıdır.<br />
 <br />
 <b>Tesir şekli:</b> Bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklık sistemini kuvvetlen¬dirici, antibiotik, antiviral, yaraları iyileştirici, iltihapları önleyici, şişkinlikleri önleyici ve antialerjik özelliklere sahiptir. <br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> Günümüze kadar toplam 32 klinik araştırması yapılmıştır. Bu araştırmalar Al Kipriotu; Al Kiprikökü; Pembe Kiprikökü ve Soluk Kiprikökünde elde edilen damla, draje, hap veya kapsüller yapılmıştır. Araştırmalarda birleşimindeki Fenolkarbonikesterler, Alkamitler ve Poli-sakkaritlerin aynı şekilde bağışıklık sistemini kuvvetlendirici ve fagosite özelliği harekete geçirici özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. İşte bu araştırmalardan bazıları;<br />
 <b>1)</b> Bitkisel draje ve plasebo (denek ilacı) ile 609 üniversite öğrencisi üze-rinde deneme tedavisi yapılmıştır. Bunlardan 303&#65533;üne Kipriotu kökü ekstresinden elde edilen draje (r&#65533;) 306&#65533;sına plasebo hap (deney hapı) 8 hafta süreyle verilmiştir. Bitkisel draje alanların vü¬cudu başta grip olmak üzere bulaşıcı hastalıklara karşı daha daya¬nıklılık göstermiş ve daha sürede yakalandıkları grip, nezle gibi rahatsızlıkları atlatmışlardır.<br />
 <b>2)</b> 1000 doktor ile yapılan görüşme sonucu 1 yıl içinde 141.400 çocuğu bitkisel ilaç (E&#65533;) yazdıkları ve genellikle bulaşıcı nefes yolu rahat-sızlıklarından; grip, nezle, öksürük vb. ile bağışıklık sisteminin zayıf¬la-ması nedeniyle ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklara karşı kullanılmış ve çocukların daha kısa sürede iyileştikleri görülmüştür. <br />
      (ZP.6.98.318)<br />
 <b>3)</b> İsveç&#65533;te fabrika (Falköping) işçileri üzerinde deney yapılmış ve özellikle bitkisel (E&#65533;) damlası alanların daha kısa sürede grip, nezle gibi üşütmeden dolayı çıkan rahatsızlıkları atlattıkları görülmüştür. Almanya&#65533;da üşütme hastalıklarından dolayı bir yılda 60 milyon iş günü kaybı olduğu tespit edilmiştir. (Nhp.4.98.626/Nhp 3.99.392)<br />
 <b>4)</b> Al Kipriotu kökünden ile diğer Kipriotu köklerinden elde edilen dam-lalarla deney yapılmıştır. Bu deneyler sonucunda Al Kiprikökünden elde edilen ekstrelerin çok daha üstün olduğu tespit edilmiştir. Mesela İnterferonları daha aktifleştirmektedir. İnterferonlar (vücudun kendi ürettiği protein) RNA ve DNA virüslerini, bakterileri ve hatta parazitleri etkisiz hale getirebilmektedir. Fagositleri (mikropların yapısını bozan antikorlar üretir veya bunları içine alarak parçalar) güçlendirerek savunma sistemini kuvvetlendirir. Ayrıca yaraların ça¬buk iyileşmesini sağlar. Urların yayılmasını önler ve kanser tedavisi (kimyasal ilaçla) görenlerin ağrılarını ve ilaçların yan tesirlerini azaltır. (ZP.4.97.207, ZP3.95.157) <br />
 <b>5)</b> Al Kipriotundan elde edilen bitkisel (E&#65533;.) şurubu ile ABD, Kanada, Almanya ve Rusya&#65533;da toplam 455 çocuk üzerinde deneme tedavisi yapılmıştır. Doktorların %((,5&#65533;i çocukların %86,6&#65533;sının iyi ve çok iyi dediği ve bu şurubun öksürük, nezle, burun akıntısı, kulak ağrısı, yutma rahatsızlığı, boğaz iltihaplanması gibi rahatsızlıkları iyileştirdiği gözlenmiştir. (ZP.1.99.15 ve HV 1.99.54)<br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b> <br />
 <b>a)</b> Araştırmalara göre grip, nezle, öksürük, boğmaca, boğaz iltihap-lanması, burun akıntısı gibi genellikle üşütme ile ortaya çıkan bulaşıcı salgın hastalık veya sıradan bu tür rahatsızlıklara karşı kullanılır. Yani bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.<br />
 <b>b)</b> Homeopatide; bulaşıcı hastalıklar, kuş palazı, kızılcık, çıban, kanlı çıban, göğüs ağrısı, iltihaplanmalar, bacak ülseri, kangren, yanmalar, apandisit, prostatit, göğüs, rahim ve yumurtalık iltihaplanmalarına karşı kullanılır.<br />
 <b>c)</b>	Komisyon E&#65533;nin 162 No&#65533;lu 29/08/1992 tarihli Monografi bildirisine göre; grip gibi bulaşıcı hastalıklara karşı kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Açıklamalar:</b> Bu rahatsızlıklara yakalanmadan önce veya yakalandıktan hemen sonra ilk iki gün yüksek dozajda, sonraları normal dozlarda damla veya hapları alınırsa rahatsızlık hem hafif hem de kısa bir sürede geçer. Şayet üşütme nedeniyle kişide rahim, yumurtalık, prostat, lenf bezleri, bademcik iltihaplanması, idrar yoları ve nefes yolları iltihaplan¬ması gibi rahatsızlıklara yakalanılmış ise bu rahatsızlıklara karşı da yardımcı ilaç olarak kullanılır. Haricen olarak merhemi ile iyileşmeyen yaralar, yanıklar, şişlikler, ağız içi yaralar, akne, çıban ve uçuk gibi rahatsızlıklara karşı da kullanılır. Yukarıda araştırmalarda da değindiğim gibi fagositleri ve interferonları aktifleştirir ve hücreler arası geçirgenliği azaltan ve iltihaplanmaya neden olan Hyaluranikasiti etkisiz kılar, T ve B hücrelerini aktifleştirir ve çoğalmalarını sağlar. Görüldüğü gibi kimyasal antibiotikler sadece bakterilere karşı etkili olurken Kipriot ve kökünden elde edilen natürel ilaçlar, bakteriler, virüsler ve parazitlere karşı etkili olmaktadır.<br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> Kipriotu ve kökü hemen taze olarak işlenmesi gereken bir bitkidir, kurutulduğunda aynı etkiyi göstermemektedir. Bu nedenle çayı yapılmamaktadır. <br />
 <br />
 <b>Merhemi:</b> İçinde kaynar su olan bir kabın içine ayrı bir kap konur ve içine 250 gr vazelin ve 250 gr parafin konarak eritilir ve içine Al Kipriot ve kökü ilave edilir. 3-4 saat yanmadan bekletilir ve iki gün buzdolabında bekletildikten sonra hafif ısıtılarak süzülür ve merhem elde edilir. <br />
 <br />
 <b>Homeopatide:</b> Eskiden Pembe Kipriotu ve kökünden tentür yapılmak-taydı, şimdi ise Al Kipriotu ve kökünden daha etkili olduğu anlaşılmıştır ve ona doğru bir dönüş 1990&#65533;larda başlamıştır. Biz de burada bu nedenle Al Kipriot ve kökünü tentür yapımında tavsiye edeceğiz. Kipriotu (genellikle çiçek ve narin yaprakları) ve kökünden (yıkandıktan sonra) 100 gr ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine %70&#65533;lik 500 ml Etanol ilave edilir ve güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. Şişe iki günde bir çalkalanır ve 6-8 hafta sonra süzülerek Homeopatide &lt;&lt;Echinacea purpurea&gt;&gt; ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden grip, nezle, boğmaca gibi rahatsızlıklara karşı ilk iki gün her iki saatte bir 20-30 damla bir miktar su ile alınır. Üçüncü ve dördüncü gün 4-5 defa 20-30 damla ve sonraları günde 3-4 defa 20-30 damla alınır.<br />
 <br />
 <b>Hastalığın belirtileri (semptomları):</b> <br />
 <b>1)</b>	Titreme nöbetleri<br />
 <b>2)</b>	Bezelerin şişmesi<br />
 <b>3)</b>	Deride Absezın hemen hızla yayılması<br />
 <b>4)</b>	Dermansızlık ve yorgunluk, isteksizlik, korku duygusu, iç titreme, pis kokulu yellenme, sarı renkli gaita (dışkı) <br />
 <b>5)</b>	Derinin kuru ve hassaslaşması<br />
 <b>6)</b>	Dil kuru, şiş ve üzerinde gri bir tabaka varsa<br />
 <b>7)</b>	Sabah yorgunluğu ve donukluk gibi hallerde Kipri tentürü en uygun olanıdır.<br />
 <br />
 <b>Ekstresi:</b> Kiprikökü aynı zamanda Etanol ile ekstraksiyonu yapılarak hülasası (ekstre) elde edilir, aynı tentür gibi kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Yan tesirleri:</b> Kipriotunun veya kökünün bilinen bir yan tesiri yoktur. Fakat 4-6 hafta kullandıktan sonra bir süre ara verilir ve gerekirse tekrar alınabilir. <br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/16860-46/ekinezya2.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <br />
 <b>B) Dar yapraklı Kipri çiçeği, Schmalblâttriger Sonnenhat,  Echinaceae angustifolia</b><br />
     Pembe Kipri çiçeği                       <br />
    Narin Kipri çiçeği <br />
Yaprakları şerit veya mızrak şeklinde uçlara doğru sivri, kenarları bütün, çiçek sapları daha az saplıdır. Çiçeklerinin örtü yaprakları sarkık ve şerit şeklinde, açık pembe, pembe veya kırmızımsı renktedir. Kullanılışı ve özellikleri aynıdır.<br />
 <br />
 <b>C) Soluk Kipri çiçeği,  Blasfarbener Sonnenhut, Echinacea pallida</b> <br />
Yaprakları aynı Pembe Kipriotunun ki gibi fakat bir farkla açık beyazımsı renktedir. Çiçeklerin örtü yaprakları soluk olduğundan Soluk Kipriçiçeği diye anılır. Kullanılış şekli ve özellikleri aynıdır.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/kipriotu-purpuroter-sonnenhut-echinacea-purpurea-monch-12018/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Gökçek Otu: Kanser otu, miyom otu kist otu, lenf otu, bademcik otu, sinir otu, migren</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/gokcek-otu-kanser-otu-miyom-otu-kist-otu-lenf-otu-bademcik-otu-sinir-otu-migren-12017/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:56:09 GMT</pubDate>
			<description>Kanser, miyom, nodül, kist, kitle ve lipomu eritebilen bademcik ve lenf bezi şişkinliklerini kısa sürede iyileştiren.Bir bitki buldum.Bu bitki 29 yıl...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kanser, miyom, nodül, kist, kitle ve lipomu eritebilen bademcik ve lenf bezi şişkinliklerini kısa sürede iyileştiren.Bir bitki buldum.Bu bitki 29 yıl 9 aylık araştırmalarım ve buluşlarım içinde en etkili bitkidir.Bu bitki bazı yörelerde migren otu, bazı yörelerde kanser otu, bazı yörelerde lenf otu olarak bilinmekte, fakat ben kısaca hepsini içine lan ve kapsayan iyi, güzel ve mükemmel anlamına gelen Gökçek Otu ismi ile anmaya uygun gördüm, acımtırak, rayihalı ve hoş bir tadı olan bitki insanlık tarihinin sağlık alanında bulmuş olduğu en önemli şifalı bitkidir.Bana çeşitli yörelerden insanlar çevrelerinde yetişen şifalı bitkileri gönderiyorlar.Bu bitki içinde Afyon, Burdur ve İsparta bölgesinden migren ve baş ağrısına iyi geliyor diye bana numune gönderdiler.Çanakkale, Balıkesir ve Manisa bölgesinden bu yüksek farklı kişilerin gönderdiği bitkinin kanser, miyom, kist, nodül ve yağ bezini ertiğini söylediler.Aynı bitkiyi Kahraman Maraş, Gazi Antep, Adana ve Mersin bölgesinden gönderenler ise lenf ağrı ve şişkinliklerine karşı iyi geldiğini söylediler.Ben de 3-4 aydır sürekli soğuk su içtim ve tabii boğazım ağrıdı faranjit oldu ve bademcilerim şişti.Ramazan'dan sonra 3-4 hafta Gökçek İksiri kullanmayı düşünüyordum, fakat bu birde şu bitkiyi deneyim bakalım aslı varmı dedim ve 10 gün bitkinin çayını içtim, bademciklerime baktığımda ceviz kadar olan bademcilkler küçük birer fasulye kadar kalmıştı çok şaşırdım.İlk defa iksire yakın çok çok etkili bir bitki buldum.Hamdolsun</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/gokcek-otu-kanser-otu-miyom-otu-kist-otu-lenf-otu-bademcik-otu-sinir-otu-migren-12017/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Zencefil, Ingwer, Zingiber officinale ROSCOE</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/zencefil-ingwer-zingiber-officinale-roscoe-12016/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:55:50 GMT</pubDate>
			<description>*ZENCEFİL* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/47593-2/zencefil8.jpg Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/47589-2/zencefil6.jpg...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>ZENCEFİL</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/47593-2/zencefil8.jpg" border="0" alt="" /><img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/47589-2/zencefil6.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/47582-2/zencefil2_001.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <br />
 <b>Çok Yıllık | 1-2m | 5-9 Aylar | Ça,Ba,Ho,Na,Ar | Kökü</b><br />
 <br />
Zencefil, Ingwer, Zingiber officinale ROSCOE<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Zencefilgillerden, Ingwergewâchse, Zingiberaceae<br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> Zencefil kökü; Zingiberis rhizoma<br />
               Zencefil esansı; Zingiberis aetheroleum<br />
Zencefil kökünden çay, esans, tentür ve natürel ilaç yapılır. <br />
 <br />
 <b>Giriş:</b> Zencefilin asıl vatanı Hindistan olup buradan diğer ülkelere ya-yılmıştır. Günümüzde Jamaika, Çin ve Hint zencefili diye anılan çeşitli türleri vardır ve bunlardan en kalitelisi Jamaika zencefilidir. Mendoza Doğu Hindistan&#65533;dan Amerika&#65533;ya 1547 yılında getirmiş ve bu tarihten iti-baren burada yetiştirilmeye başlanmıştır. Tarihte baharat olarak kul¬lanı¬lan zencefil pasta, bira ve şarap yapımında kullanılmış, çorba ve etli yemeklere katılmıştır. Zingiber kelimesi Hintçe singovera (boynuz gibi) kelimesinde türemiştir. <br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Zencefil 1-2m boyunda çok yıllık bitki olup tropik ülkelerde yetişir. Kökleri yumru gibi birbirine bağlı, yatsı, boynuz gibi ve etlimsi olup bu köklerle çevresine yayılır. Oval şekilde kenarları bütün fakat hafif dalgalı, koyu yeşil renklidir. Yaprak bir gövdeye sarılan boru şeklindeki kısım, bir de gövdeye oturmuş olan iki kısımdan oluşur. Yapraklı sür¬günler 1-2m boyunda olabilirken çiçek koçanını taşıyan sürgün 20cm boyundadır. Çiçek koçanı 4-6cm büyüklüğünde olup üzeri sıra sıra kire¬mitlerle dizilmiş gibidir. Bu kiremit şeklindeki esmerimsi yaprakların altından çıkan çiçek sapları üzerinde çiçekleri bulunur. <br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi:</b> Tropik ülkelerde yetiştirilen bitki Türkiye&#65533;nin sıcak bölge-lerinde yazın dışarıda kışın içerde yetiştirilebilir. <br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı:</b> Sonbaharda yaprakları solup döküldükten sonra kökleri çıkartılarak iyice yıkanır, dış kabuğu soyulup ve bir gece soğuk suda bekletildikten sonra güneşte kurutulur. <br />
 <br />
 <b>Bileşimi:</b> Zencefil kökünün birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz;<br />
 <b>a)</b> Eterik yağlar %1-3 arasında olup bunlarda 3 gruba ayrılır. 1)Sesquiterpenler; (-)-&#945;-Zingiberen %30, Sesquiphellandren %15-20 (-)-&#946;-Bisabolen %10-15 (+)-ar-Curcumen, &#945;-Farnesen <br />
 <b>2)</b> Sesquiterpenalkoller; &#946;-Sesquiphellandrol, Zingiberol (cis ve trans-&#946;- Eudesmoldan oluşur)<br />
 <b>3)</b> Monoterpenlerler; Neral, Geraniol, Citral ve Campher <br />
 <b>b)</b>	Arylalkanlar (Phenylpropanlar) %5-8 oranında olan bu bileşikler uçucu değildir ve 4 gruba ayrılırlar. <br />
 <b>1)</b> Gigerollar [6]-Gingerol en önemlisi olup ayrıca [8]Gingerol, [10]-Gingerol, Gingerolmetileter, Gingerol-asetat ve Gingerolsulfonasit<br />
 <b>2)</b> Shogaoller; [6]-Shogaol en etkili olanı olup bundan daha büyük olanların kalitesi düşüktür. Shogaoller zencefilin depolanması sırasında Gingerollerin parçalanması ile ortaya çıkar.<br />
 <b>3)</b>	Zingerollar depolama sırasında Gingerollerin parçalanmasında ortaya çıkar. Fazla olursa kaliteyi düşürür.<br />
 <b>4)</b>	Diarylheptanoitler; Gingerenon A ve B <br />
 <b>c)</b>	Hidroksibenzoeasit türevleri; Ferula asit, p-Cumarasit, Sinapinasit, p-hidroksibenzoeasit, Vanillenasit<br />
 <b>d)</b>	Ayrıca Sabit yağlar, şeker, müsilaj, şeker ve Antosiyanidinlerden; Cynadin-3-glikozit<br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> Zencefil kökü tozu ile üç önemli alanda arştırmalar ya-pılmıştır. Birinci olarak Kinesiya (bulantı, kusma, baş dönmesi gibi rahatsızlıklara araba veya vapur tutması sonucu) üzerine yapılan araştır¬ma-larda gayet açık ve net olup etkisi ispatlanmıştır. Romatizma ve kansere karşı etkisi üzerine yapılan deneylerde etkili olduğu görülmüş fakat ne-ticeleri henüz netleşmemiştir. Kinesiya ile ilgili deneylerden birkaç örnek verebiliriz;<br />
 <b>1)</b> D.B.Mowrey ve ekibi 1982&#65533;de 36 Kinesiya rahatsızlığı (gemi, vapur, tren, uçak veya araba tutması nedeni ile kişide görülen bulantı, kusma kırgınlık ve baş dönmesi gibi haller) olan hasta üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. Bu hastalara Zencefil tozundan günde 1gr 3 defa vermek suretiyle yapılan tedavide hastaların iyileştiği görülmüş-tür. (ZP.4.00.206)<br />
 <b>2)</b> A.Grontued, E.Hentzer ve3 ekibi 1986&#65533;da vertigo (baş dönmesi ve bulantı) rahatsızlığı olan 8 hastaya günde 1gr Zencefil tozu vermiş ve hastaların iyileştiğini tespit etmiştir. (ZP.4.00.206). A.Grontued ve ekibi 1988&#65533;de 79 deniz subayı üzerinde zencefil tozu ve plasebo ile tedavi denemesi yapmıştır. Zencefil tozu alanların kinesiya rahatsız-lıkla¬rından (kusma, baş dönmesi, bulantı ve aşırı terleme) kurtulduk-larını tespit etmiştir.<br />
 <b>3)</b> MB.Bone, DJ.Wilkinson, JR.Young, J.Mc.Neil, Chartton ve ekipleri 1990&#65533;da kusma rahatsızlığı (emetik) olan 60 hasta üzerinde 1gr Zencefil tozu vererek tedavi denemesi yapmışlar ve neticede has-taların iyileştiği görülmüştür. (ZP.4.00.206)<br />
 <b>4)</b> K.C.Srivastava, T.Mustafa ve ekipleri 1989 ve 1992&#65533;de toplam 56 romatizmalı hasta üzerinde Zencefil tozu ile tedavi denemesi yapmışlar ve hastaların iyileştiğini tespit etmişlerdir. (ZP.4.00.206)<br />
 <b>5)</b> Hamilelik kusmasına karşı Fischer-Rasmussen ve ekibi 1990 yılında hastalar üzerinde Zencefil tozu ile tedavi denemesi yapmışlar. Bir kısmında kusma tamamen yok olurken bir kısmında da oldukça azalmıştır. (P.T.225)<br />
 <b>6)</b> Londra&#65533;nın St.Bartholomes Hospital isimli hastanesinde 1990 yılında ameliyat sonrası bulantı (postoperatif nausea) rahatsızlığı olan hastalar üzerinde Zencefil tozu veya kimyasal ilaçla tedavi denemesi ya¬pılmış ve Zencefil tozu alanlarda çabuk iyileşme görülmüştür. (A.Chevallier.153)<br />
 <br />
 <b>Tesir şekli:</b> Antiemetik (kusmayı önleyici), bulantı önleyici, salgı artırıcı, şişkinliği önleyici, kalbi kuvvetlendirici ve bağırsakları çalıştırıcı (peristaltik) özelliklere sahiptir. <br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b> <br />
 <b>a)</b> Araştırmalara göre; yapılan araştırmalarda ispatlanmıştır ki Zencefil kökü tozu, başta kusma, kinesiyaya (vapur, gemi, araba, uçak, tren vb vasıtaların sebep olduğu kusma, bulantı, kırgınlık ve baş dönmesi gibi rahatsızlıkların) etkili olduğu tespit edilmiştir. <br />
 <b>b)</b> Komisyon E&#65533;nin 05/05/1988 tarih 85 nolu ve 13/03/1990 tarih ve 50 nolu Monografi bildirisinde hazımsızlık ve kinesiya rahatsızlığına (seyahat hastalığı) karşı etkili olduğu beyan edilmiştir. <br />
 <b>c)</b> Homeopati&#65533;de; Zencefil kökünden elde edilen tentürün başta burun deliklerinin kuruması, öksürük, astım, romatizma, hazım rahatsızlıkları ve gırtlak ağrısına karşı etkili olduğu iddia edilmektedir.<br />
 <b>d)</b> Aroma tedavisi; Zencefil yağı başta ara doku iltihapları, bademcik iltihapları, iştahsızlık, dermansızlık, hazım rahatsızlıkları (şişkinlik ve kabızlık) seyahat hastalıkları (kinesiya) ve iktidarsızlığa karşı kul¬la¬nılır. <br />
 <b>e)</b> Halk arasında; kusma, bulantı, baş dönmesi ve kırgınlık gibi seyahat sırasında çıkan rahatsızlıklar ile hamile kadınlarda kusma, baş ağrısı, migren, kramp, cinsel yetersizlik (iktidarsızlık), kokuşma, şişkinlik, kabızlık, grip, ishal ve terleme gibi rahatsızlıklar, mide ve karaciğer üşütmesi ve de kanı temizlemek ve inceltmek için kullanılır. <br />
 <br />
 <b>Açıklama:</b> Kimyasal ilaçlarla (dimenhydrinat) ve Zencefil tozu ile ayrı ayrı gruplarla kinesiya hastaları üzerinde yapılan deney ve test sonuçlarından Zencefil tozunun hiçbir yan tesirinin olmadığı ve hastaları iyileş¬tirdiği oysa kimyasal ilaçların hastaların merkezi sinir sistemine zarar verdiği görülmüştür. <br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> Bir kahve kaşığı ince kıyılmış Zencefil kökü demliğe konur. Üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 8-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir. Zencefil kökü çok acıdır. Bu nedenle genellikle diğer şifalı bitkilerle karıştırılarak çay harmanı yapılır. <br />
 <br />
 <b>Çay Harmanları:</b><br />
 <br />
 <b>Gökçek İştah çayı (hazımsızlık, şişkinlik ve tıkanma gibi ve iştahsızlık);</b><br />
&gt;30gr Melek otu kökü<br />
&gt;30gr Pelin otu<br />
&gt;20gr Çentiyan kökü<br />
&gt;20gr Kantaronotu<br />
 <br />
 <b>Gökçek İştah çayı (iştahsızlık, tıkanma ve şişkinlik);</b><br />
&gt;30gr Zencefil kökü<br />
&gt;30gr Çentiyan kökü<br />
&gt;30gr Pelin otu<br />
&gt;20gr Kantaronotu	<br />
 <br />
 <b>Gökçek Hazım çayı (şişkinlik, tıkanma ve iştahsızlık);</b><br />
&gt;20 gr Papatya çiçeği<br />
&gt;20 gr Kantaron otu<br />
&gt;20 gr Zencefil kökü<br />
&gt;20 gr Kimyon tohumu<br />
&gt;20 gr Rezene tohumu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Sinir ve uyku çayı (sinirsel nedenlerle uyuyama);</b><br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Kedi otu kökü<br />
&gt;20 gr Oğul otu yaprağı<br />
&gt;20 gr Kakule <br />
&gt;10 gr Zencefil<br />
 <br />
 <b>Gökçek Kineisya (seyahat hastalığı) çayı;</b><br />
&gt;50 gr Zencefil kökü<br />
&gt;40 gr Nane yaprağı<br />
&gt;10 gr Lavanta çiçeği		<br />
 <br />
 <b>Baharatı:</b> Zencefil kökünden elde edilen toz veya eter yağı pasta, çorba, sulu yemekler, etli yemeklere aroma ve tat verici olarak katılır.<br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> Zencefil kökü su buharı damıtması (destilasyon) ile elde edilir. Yukarıdaki rahatsızlıklara karşı kullanıldığı gibi kas krampları, bel ağrısı, sinirsel ağrı ve iltihaplar, sindirim bozuklukları ve yorgunluğa karşı kullanılır. Ayrıca parfüm, baharat ve soslara da katılır.<br />
 <br />
 <b>Homeopati&#65533;de:</b> Zencefil kökünden 20gr ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine 80ml %70&#65533;lik Alkol ilave edilerek 4-6hafta bekletilir. Sonra süzülerek Homeopati&#65533;de &lt;&lt;Zingiber&gt;&gt;ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla alınır. <br />
 <br />
 <b>Hastalığın belirtileri (semptom):</b> <br />
 <b>1)</b>	Mide ağır, sanki taş doluymuş gibi<br />
 <b>2)</b>	Başa kan hücumu nedeniyle baş ağrısı ve migren<br />
 <b>3)</b>	Baş ağırmış gibi hissedilmesi<br />
 <b>4)</b>	Eğilince başın içi yere düşecekmiş gibi hissedilmesi<br />
 <b>5)</b>	Astım ve gırtlak altı yanması <br />
 <b>6)</b>	Burun kuru hissedilir ve tıkanıksa <br />
 <b>7)</b>	Burunda kaşıntı olursa<br />
Bu gibi hallerde Zencefil tentürü kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Yan tesirleri:</b> Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat acı olması nedeniyle fazla kullanılamaz.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/zencefil-ingwer-zingiber-officinale-roscoe-12016/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kılıçotu Johanniskraut Hypericum perforatum L. Johanniskraut</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/kilicotu-johanniskraut-hypericum-perforatum-l-johanniskraut-12015/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:55:29 GMT</pubDate>
			<description>*KILIÇOTU* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40918-3/kilicotu1.jpg Image:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>KILIÇOTU</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40918-3/kilicotu1.jpg" border="0" alt="" /><img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/16812-44/Kilic+Otuu.jpg" border="0" alt="" /><img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40905-3/Kilic+Otu--.jpg" border="0" alt="" /><img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/40912-3/Kilic+Otu-7.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <br />
 <b>Çok Yıllık | 0,3-1m | 6-8 Aylar | Ca, Ar, Ho, Na | Ot, Çiçek ve Yağı</b><br />
 <br />
Kılıçotu  Johanniskraut  Hypericum perforatum L.<br />
Şiş otu, Binbirdelikotu <br />
Binbirdelilikotu, Kanotu<br />
Koyunkıran, Kuzukıran<br />
Mayasılotu, Sarıkantaron<br />
Sinirotu, Korkuotu<br />
Stersotu, Bunalımotu<br />
Yaraotu, Yanıkotu, Tıbbi Kılıçotu<br />
 <br />
 <b>Familyası;</b> Kılıçotugillerden, Johanniskrautgewaechse, Hypericaeae<br />
 <br />
 <b>Drugları;</b>Kılıçotu:Hyperici herba<br />
              Kılıç yağı:Hyperici oleum<br />
              Kılıç çiçeği:Hyperici flosrecens<br />
Kılıçotu(yaprağı,çiçeği,goncası ve sürgünü) Çay,Tentür ve Natürel ilaç yapımında, taze çiçeği Kılıç yağı yapımında kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Giriş;</b> Kılıçotunun bilinen 400 çeşit türü olup bunlar birbirlerine çok ben-zerler. Bu nedenle aralarındaki farkı çok iyi bilmemiz gerekir. Kılıçotugil-lerden sadece bu Tıbbi Kılıçotu tıbben kullanılır. Diğerleri aynı maksat için kullanılamaz, kullanılsa bile birleşiminedeki tanenden dolayı bu amaca ulaşılamaz;çünkü sadece Tıbbi Kılıçotu Hyperforin içerir.<br />
&gt; Anadolu Kılıçotu;Hypericum barbatum;bu tür, tüylü olduğunda Sakallı Kılıçotu diyede anılır. Sapı yuvarlak ve kupa yaprakları iri tüylüdür.<br />
&gt;	Benekli Kılıçotu; H.maculatum; sapı dört köşeli, sap ve yaprakları beneklidir.<br />
&gt;	Tüylü Kılıçotu; H.hirsutum; sapı yuvarlak ve yaprağından daha tüylüdür.<br />
&gt;	Sarı Kılıçotu; H.polyphyllum; Çiçekleri sarı renkte ve sapı dört köşelidir.<br />
&gt;	Dağ Kılıçotu; H.montana;sapı yuvarlak,yaprakları seyrek ve iridir.<br />
Tıbbi Kılıçotu diğerlerinden farklı olarak sapı iki köşelidir ki bu hemen hemen hiç görülmeyen bir durumdur ve yapraklarının üzerinde yağ gudeleri bulunur ve bu gudeler şeffaftır. Yani üstten bakınca altı görülür. Bizi sadece Şeffaf Kılıçotu ilgilendirmektedir. Bu nedenlede sadece onun üzerinde duracağız.<br />
 <br />
 <b>Botanik;</b> Kılıçotu dünyanın ekvator ve kutupları hariç hemen her yerde yetişir. Almanya gibi nemli ülkelerde her bölgede, Türkiye gibi sıcak ülkelerde ise ırmak ve göl kenarları, nemli çimenlik ve meralarda, yol ke-narlarında, ormanların ışık gören bölgelerinde yabani olarak yetişir. günümüzde birçok ülke tarafından ilaç yapımında kullanmak için özel olarak yetiştirilmektedir. Kılıçotu 30-100 cm boyunda, çok yıllık, gövdenin üst kısımları oldukça sık çatallı,sapı yuvarlak hafif , iki köşeli olması diğer türlerden ayıran en belirgin etkendir. Yaprakları karşılıklı, eliptik-yumurta şeklinde veya hafif uzunca, kenarları bütün, gövdeye oturmuş,üzerinde siyah nokta şeklinde yağ gudeleri bulunur ve bu yağ gudeleri şeffaftır. Yaprakları alttan yukarıya doğru küçülür, takriben 1-4 cm uzunluğunda 0,5-2 cm eninde hafif esmerimsi yeşil renkte ve tüysüzdür. Çiçekleri;Taç yaprakları genellikle 5 adet, altın sarısı renkte, kenarları kertikli,üzeri açık veya koyu noktalı, 8-15 mm uzunluğunda, 5-10 mm eninde eliptik veya yumurta şeklindedir. Kupa yapraklar mızrak şeklinde, kenarları bütün ucu sivri, yeşil renkte 4-6 mm uzunluğunda, üzerindede açık ve koyu noktalar bulunur. Göbekte 30-50 adet6 altın sarısı saplı ve topuzcuklu döllenme tozlukları bulunur. Meyveleri yumurta şeklinde, kapsülün içi üç bölümlü 1-1.5 mm büyüklüğündeki esmer veya siyah renkli ve silindir şeklindeki tohumlardan meydana gelir.<br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi;</b> Türkiye&#65533;de 70 çeşit Kılıçotunun yetiştiği bilinmektedir. Bu nedenle hakiki Kılıçotu tohumlarını bulup yetiştirmek gerekir. Türkiye&#65533;de yabani olar4ak yetişir ve bazı botanik bahçelerde de özel olarak yetiş-tirilmektedir. Türkiye&#65533;nin iklimi Kılıçotu için en uygun iklimdir.<br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı;</b> Kılıçotu Haziran&#65533;dan Eylül&#65533;e kadar toplanarak kurutulur ve kaldırılır. Avrupa ülkelerinde Zechen diye anılan 2-6 mm büyüklüğünde bir kene türü mevcuttur. Bu kene çok tehlikeli bir virüs olan Borreliose taşır ve de bu virüs kenenin ısırması ile insana geçer ve kişide ateş, halsizlik, kas-eklem ağrıları, lenf bezi şişmesi gibi rahatsızlıklara sebep olur. Hatta tedavi edilmezse ileriki evrelerde ölümle sonuçlanabilir. İşte bu kene Kılıçotuna musallat olabilir. Almanya&#65533;da bir defasında topladığım bir torba Kılıçotunu atmak zorunda kaldım. Türkiye&#65533;de bu ke¬neyi görmedim fakat olabilme ihtimaline değinmek istiyorum. Bu ne¬denle Kılıçotunun çiçek açmaya başladığı zamanda yani Haziran ayında toplanması daha uygunudur. <br />
Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlem¬leri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutul-malıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybet¬tiğin¬den kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş&#65533;te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar&#65533;da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.<br />
 <br />
 <b>Birleşimi;</b> Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;<br />
 <b>a)</b> Pholoroglucin türevleri %2-4;en önemli bileşiktir. Hyperforin ve az miktarda Adhyperforin içerir. Bitkinin olgun meyvelerinde Phloroglucinlerin %7 lere kadar yükseldiği de olmaktadır.<br />
 <b>b)</b> Flavonidler %2-4;Flavon ve Flavonolglikozitler ve bunların Anglikasından (glikozun şeker içermeyen kısmı) oluşur. Başta Hyperosid, Quercitrin, Rutosid,Isoquercitrin ve az miktarda Kampterol, Quercetin, Myricetin ve Luteolin içerir. Biflavonitlerden;I3,II8-Biapigenin %0.1-0.5 ve çok az miktarda (%0.01-=.05) I3,II8-Biapigenin (Amentoflavon) içerir.<br />
 <b>c)</b> c)Naphthodianthronlar %0.1 oranında bulunur fakat çiçek ve goncasında %0.2-0.3, yapraklarında ise %0.07-0.09 oranındadır. En önemlisi Hypericin Pseudohypericin olup az miktarda da;Protohypericin, Protopseudohypericin, Cyclopseudohypericin ve Isohyğericin içerir.<br />
 <b>d)</b>	Eter yağı türevleri %0.7-0.15 oranında olup en önemlileri;Mangiferin, Kielcorin ve 1,3,6,7-Tetrahydroxyxanthon içerir.<br />
 <br />
 <b>Özellikleri;</b> Acımsı tatlı, serin ve kurutucu<br />
 <br />
 <b>Tesir şekli;</b> Sinirleri teksin edici, sinirleri kuvvetlendirici,antidepresif (dep-resyonu önleyici), iltihapları önleyici, yaraları iyileştirici, krampları çözücü, ağrı kesici, damarları büzücü ve kanı temizleyici gibi etkileri vardır.<br />
 <br />
 <b>Araştırmalar;</b> Kılıçotunun birleşimindeki Naphthodianthoron türevlerin¬den Hypericin ve Pseudohypericinin Monoaminooxidasan salgılanmasını azalttığı ve böylece depresyonu önlediği iddia edilmekteydi. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ise Phloroglucin türevlerinden Hyperforinin biogenen Aminlerden Serotonin, Noradrenalin, Dopamin ve aminoasitlerden GABA (8-Aminobutrikasit) ve Glutamat&#65533;ın salgılanmasını artırdığı, depresyonu, korku ve huzursuzluk gibi rahatsızlıkları önlediği tespit edil¬miştir. Kılıç otundan elde edilen ekstre, hap, draje ve kapsüllerinden günde 1500 mg etki içeren madde (Hypericin ve Hyperforin) alınması halinde etkisi de ona göre büyük olmaktadır. Bu güne kadar 28 büyük klinik araştırma yapılmıştır 2000 hata üzerinde tedavi yapılmıştır. İşte bunlardan bazıları; <br />
 <b>1)</b> Dr.H.Woelk Gie&#946;en Justus-Liebig üniversitesinin kliniğinde 134 hasta üzerinde tedavi denemesi yapmış ve hastalarının %75 oranında iyi-leştiği tespit edilmiştir. Bu rahatsızlıkların başında donukluk, cesa-retsizlik, iç huzursuzluk, baş ağrısı, uykusuzluk ve depresyonu saya-biliriz.(G.M 9.95.14, Nhp 9.94.1275)<br />
 <b>2)</b> Schrader ve ekibi korku, depresyon ve uyku rahatsızlıkları olan 163 hasta üzerinde günde 3x1 draje (Kılıç otu ekstresinden elde edilen draje) olmak üzere 6 hafta süren tedavide hastaların büyük oranda iyileştikleri görülmüştür. (Nhk.3.98.77)<br />
 <b>3)</b> Dr.H.P.Volz Psikiyatri kliniği (Jena) Kılıç otu ekstresinden elde edilen draje ile toplam 2356 hasta üzerinde tedavi yapmıştır. Başta depresyon, romatizma ve benzeri rahatsızlıklarda ağrı kesici, kanserli urları tedavi ederken ortaya çıkan sinirsel rahatsızlıklara karşı kullanılır. (Nhp.7.98.1138)<br />
 <b>4)</b> Darmstadt Psikiyatri Kliniği tarafından depresyon rahatsızlığı olan 209 hasta üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. Bu hastalardan 102&#65533;sine kimyasal ilaç Imipramin ve 107&#65533;sine Kılıç otu ekstresinden elde edilen draje verilmiştir. Bitkisel ilaç alanları da kimyasal ilaç alanlara göre daha etkili neticeler alınmıştır ve yan tesiri görül¬memiştir. (ZP.1.97.50)<br />
 <b>5)</b> Ayrıca İngiltere&#65533;de depresyonlu hastalar üzerinde 18 ayrı klinik araş-tırma yapılmış ve aynı neticeler elde edilmiştir. Bu araştırmaların haricinde Hamala 1991&#65533;de 50, Schmidt 1993&#65533;de 65, Sommer 1994&#65533;de 105, Vorbach 1994&#65533;de 135, Hübner 1994&#65533;de 40, Harrer 1993&#65533;de 102, Hânsgen 1994&#65533;de 72, Quandt 1993&#65533;de 88, Reh 1992&#65533;de 50, Bergmann 1993&#65533;De 80, Wheatley 1997&#65533;de 165 ve Schrader 1997&#65533;de 159 hasta üzerinde ayrı ayrı mekan ve kliniklerde araştırma yap¬mışlardır. (ZP 6.98.309.ZP.2.99.77,Nhp 8.98.1227) Çocuklar üze¬rinde oldukça olumlu bir araştırma yapılmıştır ve çok faydalı olduğu görülmüştür.(ZP.3.02.112)<br />
 <br />
 <b>Kendi tecrübelerim;</b><br />
 <b>1)</b> Kendim ehliyet sınavına (pratik) girdim ve kazanamadım. Yaptığım çok sayıda hatadan dolayı hoca bana &#65533;sen bu ehliyet işini unut. Yazık olur parana&#65533; dedi. Bende bir hafta sonrası için tekrar termin aldım ve bu arada Kılıç otu çayı içtim. İkinci sınavda hiç hata yapmamam ve çok mükemmel araba sürmem karşısında hoca şaşırdı ve trafik polisinden &#65533;ne istiyorsun ver ehliyetini&#65533; diye bir de azar işitmek zo-runda kaldı (normalinin iki katı araba sürdüğüm ve hata yapmadığım halde).<br />
 <b>2)</b> Erken boşalma problemi olan 30 yaşında bir tanıdığım vardı. Ben ona Kılıç otu çayı veya hapı almasını takriben fakat buna en az 6-7 ay devam etmesini tavsiye ettim. O şahsı 28.07.2003&#65533;de (6 hafta sonra) tekrar gördüğümde bana teşekkür etti ve çok iyi olduğunu söyledi.<br />
 <b>3)</b> Oğlum Muhammed Ali gripti ve ilaçlarını veriyorduk. Çocuğun gece birdenbire ateşi 42 dereceye yükselmişti ve hemen pijamasıyla birlikte soğuk bir duş yaptırdık. 5-10 dk sonra ateşi düştü. Aradan 3-4 hafta geçtikten sonra çocuk kekelemeye başladı (ocak 1994&#65533;de 4.5 yaşında). Çocuk doktoru bunu çocuğun bilerek yaptığını ve bir süre sonra bunu terk edeceğini söyledi fakat aradan 6 ay geçmesine rağmen düzelme olmadı ve doktor çocuğa deney ve testler yapılması için kliniğe göndermek istedi. Ben o kliniği çok iyi bildiğimden götür-medim. Yaptığım araştırmalarda Kılıç otu damla veya drajesiyle teda¬vi edilebileceği kanaatine vardım ve 6 hafta süreyle Kılıç otu damlası verdim. Çok şükür hiçbir sıkıntısı kalmadı.<br />
 <b>4)</b> Yaşlı bir tanıdık kendisinden 20 yaş genç bir bayanla evli olup, bu zat hanımı ile beraber olmak istediğinde korku, telaş, kendine güvensizlik, titreme ve erken boşalma gibi rahatsızlıklarının olduğunu ve buna bir çare bulmamı rica etti. Bende ona 2-3 ay süreyle günde 3-4 defa 5-6 adet Kılıç otu hapı almasını tavsiye ettim. Aradan 3 ay geçtikten sonra yaşlı amca artık bu sıkıntılarının kalmadığını ve şimdi ise cinsel arzuları uyaran bir bitki olup olmadığını sordu. O zamanda ona Kılıç otu ve Çakşır kökü çayı tavsiye ettim.<br />
 <br />
 <b>Kullanılması: </b><br />
 <b>a)</b> Araştırmalara göre Kılıç otu hapı veya ekstresi başta depresyon, kor-ku, sinirsel kriz, stres, saldırganlık, iç huzursuzluk, korku, istem dışı anormallikler (Psiko vegetativ) ile isateksizlik, bitkinlik, ümit¬sizlik, uyku rahatsızlıkları, sinirlilik, konsantrasyon zafiyeti, aşırı du¬yar¬lılık ve hareketsizlik gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.<br />
 <b>b)</b> Komisyon E&#65533;nin 228 No&#65533;lu 05.12.1984 tarihli Monografi bildirisine göre depresyon rahatsızlıkları, korku, sinirsel huzursuzluk gibi rahat-sızlıklara karşı kullanıldığı bildirilmiştir.<br />
 <b>c)</b> Homeopati&#65533;de sinirsel yaralanmalar, beyin sarsıntısı, sinir iltihaplan-ması (nevrit), siyatik sinir bel ağrıları, güneş yanığı, ameliyat sonrası ağrılar, fantom ağrıları ve apopleksiye (beyin damarlarından birinin tıkanması veya yırtılması nedeniyle şuur kaybı, hırıltılı solunum veya felçli durum) karşı kullanılır.<br />
 <b>d)</b> Aroma tedavide Kılıç otunun Eter yağı ve yağı kullanılır. Eter yağı baş dönmesi, depresyon, sinirlilik, iç huzursuzluk ve uyuyamamamya karşı kullanılır. Kılıç otu yağı ise masaj yağı olarak kullanılır ve özel¬likle kas ve sinirsel rahatsızlıklara karşı etkilidir. Bayanlarda düzensiz adet görme hali, menopoz (adet kesilmesi) gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır. Ayrıca kanserli vakaları ışınla tedavi ederken ortaya çıkan sinirlilik, depresyon, ağrılara dayanamama veya romatizmal ağrıda, ağrılara dayanabilme gücü verir. Kılıç otu birinci derece, hafif ve orta dereceli depresyona karşı kullanılırken, Kava kava kökü birinci dere-cede korku ve de Kedi otu ise birinci derecede uyku rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Üçü biribirinde daha da kuvvetlendirir ve etkiler ve de Kılıç otu kapsülü veya hapının günde 1500 mg alınması halinde daha etkilidir.<br />
 <br />
 <b>B)Haricen:</b> Kılıç yağı kaynar su ve ateş yanıklarının ağrısını dindirme ve iyileştirme, burkulma, ezilme, iç kanaması gibi hallerde sinirleri ve hücreleri zedelenmiş ise sinirlerin iltihaplanması veya büzülmesi nedeni ile ortaya çıkan sinirsel ağrılarda, siyatik kas romatizması, gibi rahatsızlık-larda ağrıyan yerlere sürülür.<br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> İnce kıyılmış iki kahve kaşığı Kılıç otu (yaprak, çiçek, gonca ve taze sürgünleri) demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilir ve 5-10 dk bekletildikten sonra süzülerek içilir.<br />
 <br />
 <b>Çay Harmanları;</b><br />
 <br />
 <b>Gökçek Sinirsel mide çayı;</b><br />
&gt;40 gr Oğul otu <br />
&gt;10 gr Kedi otu kökü<br />
&gt;10 gr Şerbetçi otu<br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;10 gr Meyan kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Mideyi teskin edici çay;</b><br />
&gt;10 gr Kantaron otu<br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;30 gr Oğul otu<br />
&gt;20 gr Rezene tohumu<br />
&gt;10 gr Kedi otu kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Depresyon ve korku çayı;</b><br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Kava-kava kökü<br />
&gt;30 gr Oğul otu<br />
&gt;10 gr Şerbetçi kozalağı<br />
&gt;10 gr Kedi otu kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Sinir çayı;</b><br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;30 gr Oğul otu yaprağı<br />
&gt;10 gr Çarkıfelek otu<br />
&gt;10 gr Şerbetçi kozalağı<br />
&gt;10 gr Lavanta çiçeği<br />
&gt;10 gr Turunç çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Sinir çayı;</b><br />
&gt;20 gr Oğul otu<br />
&gt;20 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Kedi otu kökü<br />
&gt;20 gr Çarkıfelek otu<br />
&gt;10 gr Şerbetçi kozalağı<br />
&gt;10 gr Lavanta çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Uyku rahatsızlıkları çayı;</b><br />
&gt;30 gr Kedi otu kökü<br />
&gt;20 gr Oğul otu<br />
&gt;20 gr Kılıç otu<br />
&gt;10 gr Şerbetçi kozalağı<br />
&gt;20 gr Çarkıfelek otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Korku ve sinirsel kalp rahatsızlık çayı;</b><br />
&gt;25 gr Aslan otu<br />
&gt;25 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Çarkıfelek otu<br />
&gt;20 gr Kedi otu kökü<br />
&gt;10 gr Lavanta çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Korku ve sinirsel rahatsızlık çayı;</b><br />
&gt;40 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Oğul otu<br />
&gt;20 gr Kedi otu kökü<br />
&gt;10 gr Çentiyan kökü<br />
&gt;10 gr Lavanta çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Korku ve sinirsel kalp rahatsızlık çayı;</b><br />
&gt;30 gr Kava-kava kökü<br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Aslan otu<br />
&gt;20 gr Oğul otu<br />
&gt;10 gr Çarkıfelek otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Sinirsel zafiyeti çayı;</b><br />
&gt;40 gr Kılıç otu<br />
&gt;30 gr Oğul otu<br />
&gt;10 gr Çentiyan kökü<br />
&gt;10 gr Ginseng kökü<br />
&gt;20 gr Lavanta çiçeği	<br />
 <br />
 <b>Gökçek Sinirsel mesane zafiyeti çayı;</b><br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Oğul otu<br />
&gt;10 gr Civanperçemi<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;20 gr Isırgan kökü	<br />
 <br />
 <b>Gökçek Sinirsel mesane zafiyeti çayı;</b><br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Oğul otu<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu<br />
&gt;20 gr Isırgan kökü<br />
&gt;10 gr Lavanta çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Sinirsel yaralanma çayı;</b><br />
&gt;40 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Civanperçemi<br />
&gt;20 gr K.yonca otu<br />
&gt;10 gr Sofur sapı<br />
&gt;20 gr Arnika çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Zona hastalığı ve uçuk çayı;</b><br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Oğul otu<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;20 gr Söğüt kabuğu<br />
&gt;10 gr Şahtere<br />
 <br />
 <b>Gökçek Kan dolaşımını artırıcı çay;</b><br />
&gt;30 gr Alıç yaprak ve çiçeği<br />
&gt;20 gr Karabuğday otu<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;20 gr Menekşe otu<br />
&gt;10 gr Arnika çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Zona hastalığı ve uçuk çayı;</b><br />
&gt;30 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Oğul otu<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;10 gr Pıtrak kökü<br />
&gt;10 gr Civanperçemi otu<br />
&gt;10 gr Ayrık kökü	<br />
 <br />
 <b>Gökçek İç huzursuzluk ve korku çayı;</b><br />
&gt;25 gr Kılıç otu<br />
&gt;25 gr Kava-kava kökü<br />
&gt;25 gr Kedi otu kökü<br />
&gt;25 gr Oğul otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Depresyon çayı;</b><br />
&gt;50 gr Kılıç otu<br />
&gt;20 gr Oğul otu<br />
&gt;20 gr Çarkıfelek otu<br />
&gt;10 gr Lavanta çiçeği<br />
 <br />
 <b>Hazırlanışı:</b> Kılıç otunun taze çiçek, gonca ,yaprak ve taze sürgünlerin-den toplam 100 gr bir şişeye konur ve üzerine 500 ml %70&#65533;lik Etanol ilave edilir. Güneş ışınlarından uzakta 4-6 hafta bekletilir. İki günde bir çalkalanır ve bu süre sonunda süzülerek Homeopatide &lt;&lt;Hypericum&gt;&gt; adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 15-20 damla 6-8 hafta süreyle alınır. Yukarıdaki çay harmanlarının da aynı şe¬kil¬de tentürü elde edilir ve maksadına uygun olarak kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Hastalığın Belirtisi (semptom): </b><br />
 <b>a)</b> Batıcı yırtıcı ağrı, sinir boyunca uzanan ve özellikle de yaralanma sonucu ortaya çıkan sinirsel ağrılara, aşırı duyarlı sinirsel ağrılara, el ve ayakların karıncalanması ve batması (iğne gibi) hallerde,<br />
 <b>b)</b> Psikolojik olarak geveze, hemen ağlamaklı, hayıflanan, hüzünlü, malihüyalı, vehimli ve depresif halleri olanlara Kılıç tentürü uygundur.<br />
 <b>c)</b>	Yorgun, gergin, uyuşuk ve soğuğa karşı duyarlı<br />
 <b>d)</b>	Başa kan hücumu , baş dönmesi<br />
 <b>e)</b>	Aşırı su içme duygusu, iştahsızlık, bulantı ve mide basıncı<br />
 <b>f)</b>	Kabızlık ve basurla birlikte<br />
 <br />
 <b>Ekstre:</b> Kılıç otunun yaprak, çiçek, gonca ve taze sürgünleri %80 Methanol+%20 su karışımı ile ekstresi elde edilir. Kılıç otunun tentürü ve ekstresi aynı şekilde kullanılır. Şayet ekstresini elde etme imkânı yoksa tentürü kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> Kılıç yağı deyince iki farklı yağ akla gelir. Biri Eter yağı ve diğeri zeytin yağı ile hazırlanan Kılıç yağı olmak üzere 2 türlüdür. <br />
 <b>1)</b> Eter yağı; Kılıç otunun çiçek, gonca, yaprak ve taze sürgünleri su buharı ile damıtılarak (destilasyon) Eter yağı elde edilir. Haricen ve dahilen kullanılır ve kullanılış maksadı aynı yukarıdaki gibidir. Dep-resyon, sinirlilik, baş dönmesi, uyuyamama gibi rahatsızlıklarda günde 3-4 defa, 2-3 damla bir kesme şekere veya bir parça ekmeğe damlatılarak yenir. Haricen ise masaj yağı olarak 30-40 damla 100 ml Jojoba yağı veya zeytinyağı ile karıştırılır ve masaj yapılır. Banyo için 10-15 damla kaymakla veya balla karıştırıldıktan sonra küvetteki suyla karıştırılır ve 15-20 dk banyo yapılır.<br />
 <b>1)</b> Kılıç yağı (Kızıl yağı); Kılıç otunun gonca, çiçek, yaprak ver taze sürgünlerinden 100 gr bir şişeye konur ve üzerine 250 gr 1. kalite zeytinyağı ilave edilir. Şişe pencere önünde 4-6 hafta bekletildikten sonra süzülerek Kılıç yağı elde edilir. Bu yağ genellikle haricen masaj yağı olarak kullanılır. <br />
 <br />
 <b>Yan tesirleri:</b> Kılıç otu çayı, tentürü, drajesi veya damlasını kullanırken güneş altında fazla kalınmamalı zira deride kaşıntı ve kabarcıklar oluşur.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/kilicotu-johanniskraut-hypericum-perforatum-l-johanniskraut-12015/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ökse otu, Mistel, Viscum album</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/okse-otu-mistel-viscum-album-12014/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:55:05 GMT</pubDate>
			<description>*ÖKSE OTU* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/41400-3/okseotu_+Gokce_+Burc_+cekem_+Guvelek2.jpg   
 Image:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>ÖKSE OTU</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/41400-3/okseotu_+Gokce_+Burc_+cekem_+Guvelek2.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/30373-23/okseotu.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/30365-23/okse-3.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <br />
 <b>Çok Yıllık | 0,3-1m | 3-4 Aylar | Ça,Ho,Na | Otu</b><br />
 <br />
Ökse otu, Mistel, Viscum album<br />
Gökçe, Gövelek<br />
Gövelek, Burç<br />
Çekem, Gevele<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Ökse otugillerden, Mistelgewâchse, Loranthaceae<br />
                                                                    (Viscaceae)<br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> Ökse otu: Visci albi herba<br />
Ökse otunun çatı içilir, Damlası, Ekstresi, kapsülü veya ampulü vede ten¬-türü yapılır.<br />
 <br />
 <b>Giriş:</b> Ökse otunun bilinen takriben 100 alt türü mevcuttur ve bunları üzerinde yetiştikleri ağaca göre dört önemli grupta toplayabiliriz. Bunlar;<br />
 <b>a)</b> Köknar Öksesi; Viscum album ssp. abietis BECK, bu türün meyveleri beyaz, tohumları yeşilimsi, yaprakları geniş mızrak şeklindedir.<br />
 <b>b)</b> Çam Öksesi; Viscum album ssp. Laxum Fıek bu Mitsel ayrıca çam Ladin ve Melez çamda da yetişir. Meyvesi sarımsı, tohumları yeşilimsi, yaprakları enine göre 5-6 defa daha uzundur.<br />
 <b>c)</b> Yaprak ağaç öksesi; Viscum album ssp. Platyspermum (V.a.ssp. album) bu ökse Armut, Elma, Kayısı, Kiraz gibi Meyve ağaçları ile Huş ağacı ve de Kavakta yatişir.<br />
 <b>d)</b> Japon öksesi; V.album. ssp. Coloratum KOM, bu türün meyveleri sarımsı, portakal renklidir. Türkçe Ökse otu denmesinin nedeni ya-pışkan olan meyvelerinden kuşları yakalamak için bir yapışkan elde edilmesinden, Gökçe diye anılması ise yerde değil Ağaçlar üzerinde yetişmesi nedeni ile böyle anılır. Kanserli organa göre uygun olduğu söylenen ökse otlarının ekstreleri kullanılır. Ökse otu çok eski zamandan beri kullanıla gelmiştir. Tarihte Pilinius Baş dönmesi, Sara ve Urlara, rahibe Hildegard Gut ve Göğüs hastalıklarına, Papaz Kneipp kanamalara ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına karşı kullan¬mışlardır. Kansere karşı ilk defa Radolf Steiner 1904&#65533;de kullanmaya başlamıştır.<br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Çapı 100cm&#65533;yi bulabilen oldukça sık çatallaşan bir dal sis¬temine sahiptir gövdesi ise oldukça kısadır ve buradan ağaçların dalına bitki özünü emmek için kökünü salar. Dalların ucunda karşılıklı iki yaprağı bulunur ve yaprakları oval veya uzun bir yumurta şeklinde kenarları bütün ortada kabarıkça duran damarları bulunur. Dal uçlarında 2-6 adet sarımsı beyaz renkte küçük çiçekleri vardır. Ekim kasım ay¬larında nohut büyüklüğünde beyaz, yapışkan meyveleri oluşur ve içinde 1-2 adet oval veya köşeli tohumları bulunur.<br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi:</b> Kuşlar tarafından yenen Ökse meyvesinin artıklarındaki çekirdeğin Ağaç dallarındaki yuvalara yapışması veya dışkısındaki çekir-deklerin dal yapraklarına takılarak canlanması ile çoğalır. Günümüzde tohumları özel olarak ağaçlara insanlar tarafından yerleştirilerek ço-ğalması sağlanmaktadır. En çok Türkiye, Bulgaristan, Arnavutluk, Bosna ve Türkistan da en yaygın olarak yetiştiği yörelerdir, 20. asrın başında kansere karşı kullanılmaya başlanması ile birlikte Almanya, Fransa ve İsviçre tarafından özel olarak yetiştirilmeye başlanmıştır.<br />
 <br />
 <b>Hasat Zamanı:</b> Ökse otu Mart Nisan aylarında veya Eylül Ekim ayla¬rında toplanır. Meyveleri ayıklanarak atılır. Yaprak ve sapı kurutularak muhafaza edilir. Tentürü yapılacak ise taze olarak işlenir, Ampuller için ise özel olarak ekstraktı yapılır.<br />
 <br />
 <b>Birleşimi:</b> Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;<br />
 <b>a)</b> Lectinler (Glykoproteinler) Şeker türleri (Galaktozlar veya Asetilgalaktozaminler) ile veya Hücre etrafındaki şeker tabakası ile birleşebilir ve 60.000-125.000 arasında değişen Mal ağırlığına sahip olabilir.<br />
 <b>b)</b> Viscotoxinler (Polypeptitler) %0,05-1 arasında olup 10 aminoasitin çeşitli oranlarda birleşerek 46 aminoasitten oluşan zincir meydana gelir. En önemlileri Viscotoxin 2 (Viscotoxin B), Viscotoxin 3 (Viscotoxin A2) ve Viscotoxin 4&#65533;ü (Viscotoxin A3) sayabiliriz.<br />
 <b>c)</b>	Polysakkaritler %10-15 olup bunun %4-5&#65533;ini çözülebilen Polysakkaritler %2-2,5 Pektinler ve %5-6&#65533;sı Zellulozlardan oluşur.<br />
 <b>d)</b> Flavonitler; Quercetinmonometileter, Quercetindimetileter, Quercetintrimetileter, Izorhamnetin, Rhamnazin ve 2-Hidroksi-4-6 dimetoksichalcon-4-O-glikosit ve Sakuranetini sayabiliriz.<br />
 <b>e)</b>	Triterpenler ve Phtosterollar &#946;-Amyrin, &#946;-Amyrinacetat, Ursoasit, Oleanolasit, &#946;-Sitosterol ve Stigmasterol.<br />
 <b>f)</b> Aminler ve Aminoasitler; Histamin, &#946;-Phenyletiamin, Tyramin, Asetilkolin, Propionilkolin ve Aminoasitlerden; L-Alanin, L-Aminobutrikasit, L-Arginin, L-Asparaginasit, L-Glutaminasit, L-Leuhin, L-Lysin, L-Profin, L-Serin, L-Threonin ve L-Tyrosin den oluşur.<br />
 <br />
 <b>Tesir Şekli;</b> Tansiyon düşürücü, damarları açıcı, krampları çözücü, Immun sistemini güçlendirici, urların büyümesi ve yayılmasını önleyici ve iltihapları önleyicidir.<br />
 <br />
 <b>Araştırmalar;</b> 1985&#65533;den günümüze kadar 50&#65533;nin üzerinde büyük çaplı klinik araştırma ve tedavi denemesi yapılmıştır. Kanserli urların ameliyatla alınmasından sonra Ökse lektini ile derinin altına (Subkutan) veya deri içine (interkutan) veya damardan haftada 2-3 defa iğnelerle tedavi yapılmıştır. Tedavi süresi hastanın durumuna göre 3-12 ay sürmektedir. Bu deneylerden bazıları;<br />
 <b>1)</b> Farklı organlarda kanserli urları olan ve erken teşhis edilen ve de ışın ve chemo (kimyasal) tedavi gören 884 hasta üzerinde üç ay Ökse lekini ile Tedavi denemesi yapılmıştır. Bu deney sonucunda hastaların normal günlük yaşama döndükleri ağrı ve sızılarının çok büyük oran¬da yok olduğu görülmüştür. Ökse lektinin Immun sistemini kuvvet¬len-dirdiği, buna Fagositleri (bakterileri ve virüsleri zararsız hale getiren hücreler) ve Interperonları harekete geçirerek sağladığı tespit edilmiştir. Doktorların %79,7, Hastaların %76,5&#65533;inin iyi ve çok iyi olarak nitelediği ve de Doktorların %94,3&#65533;ünü, Hastaların ise %92,0 yan tesirinin olmadığını beyan etmişlerdir. (Nhp. 7.98.1133 veNhp. 2.99.250 veya Madaus firması)<br />
 <b>2)</b>	Fareler üzerinde yapılan araştırmalarda Ökse damlasının tansiyonu düşürdüğü tespit edilmiştir. (P.Luterp ve H.Becker 1986)<br />
 <b>3)</b> Arlesheimda, Lukas kliniğinde Leroi ve ekibi 1963-1977 yılları ara¬sında 547 Göğüs ameliyatı olan bayanlar üzerinde tedavi denemesi yapılmıştır. 1. gruptakiler hem konvensiyonel ilaçlarla (chemo ve ışın) hem de Ökse Lektini ile tedavi edilirke 2. Gruptakiler sadece kon¬ven-siyonel ilaçlarla tedavi edilmişlerdir. 1.gruptakiler hem normal günlük yaşamlarını daha rahat sürdürmüşler hem de daha uzun ömürlü yaşamışlardır. (Geniş bilgi için kliniğe başvurulabilir)<br />
 <b>4)</b> Bir tanıdığın tam 7 yıldır çocuğu olmadığını ve hemen hemen bütün tanınmış kadın doktorlarına gittiklerini ve herhangi bir çare bula-madıklarını söylediler. Ben Göremeye giderek çevrede yetişen ağaç-lardan ökse otu topladım kuruttum ve bu şahsa gönderdim. Bu şahsı Haziran 1999&#65533;da izinde iken gördüm yanında üç çocuk vardı. Sorduğumda Allaha Şükür sana dua ediyoruz dedi. Bende bunu Maria Tereben&#65533;in Kitabından okumuş belki faydası olur diye denemiştim. Gökçek İksiri daha etkili 7 yıldır, hem bayandaki peoblemler hewmde erkekteki sperm kalitesinin düşük olması nedneiyle çocukları olmu-yordu. Gökçek İksirini kulanmaya başladıktan 4 ay sonra bayan hamile kaldı.<br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b> Araştırmalara göre; Ökse otu tedavide iki şekilde kul¬lanılır;<br />
 <b>a)</b> Kansere karşı ökseotundan elde edilen lekin iğnesi yapılı ve kalp ve¬de yüksek tansiyon anormaliklerine karşı ise çayı veya preparatları kullanılır.<br />
 <b>b)</b> Komisyon E&#65533; ye (228nolu 05.12.1984 tarihli) göre kanserli urları ameliyat ettikten sonra tedavide ve eklem iltihaplanmasına karşı kullanılır.<br />
 <b>c)</b> Halk arasında; Yüksek tansiyon, damar sertliği, kanama, Beyin kana-ması, Beyine kan hücumu, Baş dönmesi, Sara, Hormon bozukluğu, Kısırlık ve Loğusalıktan sonraki kanamaya karşı kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Açıklama;</b> Kanser tedavisinde sadece Ampullerdeki ekstrenin derialtı, deri içi veya damardan iğnesinin yapılması ile olur ki buna paranteral (deri veya damar yoluyla) şekilde tedavi edilir. Ökse ekstresindeki Lectinler, Viscotoxinler ve Polisakkaritler ağız yoluyla alındığında bağır¬saklar tarafından absorbe (emilme) edilmez ve dışarı atılır. Bu nedenle kanser tedavisinde deri veya damar yoluyla tedavi gerekir. Ayrıca kronik yorgunluk, dermansızlık, enfeksiyona karşı dayanıksızlık, Immun zafi¬yeti, depresyon, baş ağrısı ve Lenf şişmesine karşı kullanılır. Kreimer&#65533;ya göre Kanserli organa uygun Ökse türü seçilmelidir. Buna göre; Rahim kanserine Huş ağacı öksesi, Husye kanserine Kavak öksesi, Akciğer kanserine Sarıçam öksesi, Deri kanserine Köknar öksesi, Bağırsak kanserine Kiraz (Yabani kiraz) öksesi, Mide kanserine Yalancı akasya ök-sesi, Göğüs kanserine Elma öksesi, Beyin kanserine Meşe öksesi, Kara-ciğer Pankreas kanserine İsfedan öksesi, Kan kanserine Kestane öksesi. Kanser ne kadar erken teşhis edilirse tedavisi de ona göre kolay olur.<br />
 <br />
 <b>Açıklama;</b> Almanya da 1\5 insanların tüksek tansiyonu vardır ve ancak bunların yarısı yüksek tansiyonlu olduklarını bilirler. Yüksek tansiyon kişide sinirlilik, depresyon, baş ağrısı, baş dönmesi, kalp sıkışması, kalp çarpıntısı, kalp ağrısı, damar sertliği, görme ve duyma bozuklukları, uyu-yamama ve yüzde kızarma gibi haller ortaya çıkabilir. Yanlış beslenme özelliklede hayvansal besinlerde (et, peynir, yumurta, tereyağı ve bun-ların mamulleri) aşırı yeme, alkol, sigara, kahve, siyah çay ve şişmanlık, yağ sindirim bozukluğu, kolesterol ve Trigli****** oranının kanda yüksel-mesi tansiyonu yükseltir. Tanıdığım en az 50 Vietnamlı ile görüştüm, çok yemek yemelerine rağmen 1gram dahi fazlalık hiçbirinde yok, bunu anla-mak çok zor. Onlar peyniri, sucuk, salam ve sosisi Almanya da gör-müşler, fakat yinede yemezler. Et yediklerini fakat haftada 1-2 defa, tereyağı kullandıklarını bununda ancak çok nadiren haftada 1-2 defa ve çok az miktarda olduğunu söylediler. Bende Almanya da ki Türklerin sabah öğle akşam günde 3 defa bu hayvansal besinlerden mutlaka tü¬ket-tiklerin söyledim, doğrusu çok sağlıksız neden diye sordular. Konuş¬tuğum her Türk bana kendisinin, ailesinin, çocuklarının veya akraba¬larının hastalıklarından bahsederken, Vietnamlıların hiç de hastalıktan bah-settiklerini duymadım. Şayet bir erkek veya bayan iki üç ay hay¬vansal besin tüketmez ise kan dolaşımı düzelir, cinsel gücü en az iki ka¬tına çıkar, çünkü hücreler, damarlar, bezeler, dokular daha düzenli ça¬lı¬şırlar onları çepeçevre saran artık maddelerden ve (çürut) yağlardan kurtulurlar.<br />
 <br />
 <b>Çay;</b> İnce kıyılmış ökse otundan 1-2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml soğuk su konarak 8-12 saat bekletildikten sonra süzülerek içilir. Şayet diğer çaylarla karıştırılarak içilmesi gerekiyorsa önce yukarıdaki gibi ökse otunun çayı hazırlanır (kaynatılmaz) sonra diğer çaylar demlenir ve soğuduktan sonra ökse otunun soğuk demi bu çaya ilave edilir. Ayrıca diğer çaylar gibi haşlanabilirde (Intus) fakat bazı uzmanlar sıcak suyun öksenin birleşimindeki maddelerin yapısını bozabi-leceği kanaatindedirler. Bu nedenle soğuk su (Mazeratsyon) ile hazırlanan demin içilmesi tavsiye edilmektedir.<br />
 <br />
 <b>Çay Harmanlar;</b> Çay harmanları sade çaylara göre daha etkilidir. Çünkü ökse otu yüksek tansiyonu düşürürken Alıç yaprak ve çiçekliği kan do¬la-şımını düzenleyici, oğul otu kalp çarpıntılarına (sinirsel) etki edici özel-liklere sahiptir.<br />
 <br />
 <b>Gökçek kan dolaşımı ve teskin edici çay;</b><br />
&gt;25gr Oğul ot yaprağı<br />
&gt;25gr Ökse otu<br />
&gt;25gr Kedi ot kökü<br />
&gt;25gr Lavanta Çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek kalp ve kan dolaşımı çayı;</b><br />
&gt;25gr Ökse otu<br />
&gt;25gr Alıç yaprağı ve çiçeği<br />
&gt;25gr Biberiye yaprağı<br />
&gt;25gr Oğul ot yaprağı<br />
 <br />
 <b>Gökçek yüksek tansiyon çayı;</b><br />
&gt;35gr Ökse otu<br />
&gt;35gr Alıç çiçeği<br />
&gt;15gr Atkuyruğu otu<br />
&gt;15gr Aslankuyruğu otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Yüksek tansiyona karşı çay;</b><br />
&gt;40gr Alıç çiçeği<br />
&gt;30gr Ökse otu<br />
&gt;10gr Oğul otu<br />
&gt;10gr Aslankuyruğu otu<br />
&gt;10gr Atkuyruğu otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Menopoz rahatsızlıklar çay;</b><br />
&gt;20gr Kadın kökü<br />
&gt;20gr Nane yaprağı<br />
&gt;20gr Oğul otu<br />
&gt;20gr Kılıç otu<br />
&gt;20gr Şerbetçi otu<br />
 <br />
 <b>Gökçek Hafif yüksek tansiyona karşı çay (rahatlatıcı, tansiyon düşürücü, kalbi kuvvetlendirici ve kan dolaşımını düzenleyici);</b><br />
&gt;30gr Ökse otu<br />
&gt;20gr Alıç yaprak ve çiçeği<br />
&gt;20gr Zeytin yaprağı<br />
&gt;10gr Oğul otu<br />
&gt;10gr lavanta çiçeği<br />
&gt;10gr Kedi ot kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Hafif yüksek tansiyon çayı (rahatlatıcı, tansiyon düşürücü, kalbi kuvvetlendirici ve kan dolaşımını düzenleyici);</b><br />
&gt;30gr Ökse otu<br />
&gt;20gr Alıç yaprağı ve çiçeği<br />
&gt;10gr K. Yonca otu<br />
&gt;10gr Oğul otu<br />
&gt;20gr Aslan otu<br />
&gt;10gr Lavanta çiçeği<br />
 <br />
 <b>Gökçek Hafif yüksek tansiyona karşı çay (rahatlatıcı, tansiyon düşürücü, kalbi kuvvetlendirici ve kan dolaşımını düzenleyici);</b><br />
&gt;30gr Ökse otu<br />
&gt;20gr Zeytin yaprağı<br />
&gt;20gr Alıç yaprak ve çiçeği<br />
&gt;10gr Oğul otu<br />
&gt;10gr Kedi ot kökü<br />
&gt;10gr Aslan otu<br />
 <br />
 <b>Eks;</b> Mart-Nisan veya Eylül-Ekim de Etanol + Su karışımı ile ekstraksiyonu yapılarak ekstresi elde edilir. Ökse ekstresi aynı ökse tentürü gibi kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Homeopatide;</b> Ökse otunun yaprak, Sap ve meyvelerinden 100gram (kalın sapları hariç) ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70lik Alkol ilave edilir. Şişe iki günde bir çalkalanır, güneş ışınlarından uzakta, 6-8 hafta muhafaza edilir ve süzülerek Homeopatide &lt;&lt;VISCUM ALBUM&gt;&gt; adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5 defa 10-15 damla 6-8 hafta süreyle alınır. Şayet gerekli ise 1-2 hafta ara verdikten sonra yine devam edilir. <br />
 <br />
 <b>Hastalığın belirtisi (Semptom);</b><br />
 <b>1)</b>	Ani Baş dönmesi.<br />
 <b>2)</b>	Her türlü kramplı haller.<br />
 <b>3)</b>	Üzüntülü, ağlamaklı bir hal.<br />
 <b>4)</b>	Kramplı ağrılı, öksürük, beyazımsı balgamlı ve geceleri nefes darlığı.<br />
 <b>5)</b>	Boğazda daralma sıkışma.<br />
 <b>6)</b>	Deride kaşınma ve yanma akşamları ve terleyince sakinleşme.<br />
 <b>7)</b>	Bayanlarda yumurtalık ağrısı ve erkeklerde kordon ağrısı gibi hallerde ökse tentürü kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Yan Tesirleri:</b> Ökse otunun çay, damla, Kapsül şeklinde ağız yoluyla alınan praparatlarında hiçbir yan tesir yoktur, fakat kansere karşı deri veya damardan vurulması gereken iğneler az dozajda başlayıp yavaş yavaş yükselmesi gerekir, aksi halde alerji yapabilir.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/okse-otu-mistel-viscum-album-12014/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kuşburnu, Hagebutte, Rosa canina</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/kusburnu-hagebutte-rosa-canina-12013/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:54:17 GMT</pubDate>
			<description>*KUŞBURNU* 
  
 Image: http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/41012-3/kusburnu_001.jpg  
 Image:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>KUŞBURNU</b><br />
 <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/41012-3/kusburnu_001.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/29766-23/kusburnu.jpg" border="0" alt="" /> <br />
 <img src="http://www.dogaltedavi.net/gallery2/d/17608-46/Kusburnu_002.jpg" border="0" alt="" /><br />
 <br />
 <b>Funda | 1-5m | 6-8 Aylar | Ça,Ho,Na | Meyve Kabuğu ve Tohumu</b><br />
 <br />
Kuşburnu,  Hagebutte, Rosa canina L. <br />
İtburnu<br />
Gül burnu<br />
Gül elması<br />
Yaban gülü <br />
Köpek gülü<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Gülgillerden, Rosengewâchse, Rosaceae <br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> Kuşburnu meyve kabuğu: Cynosbati fructus <br />
               Kuşburnu meyvesi ve tohumu: Cynosbati fructus cum semine <br />
               Kuşburnu tohumu: Cynosbati semen<br />
Kuşburnu meyve kabuğu bazen sade bazen tohumuyla birlikte çay ve natürel ilacı yapılır. Reçeli sadece meyve kabuğundan yapılır. <br />
 <br />
 <b>Giriş:</b> Gülgiller takriben 7000 alt türü olan en kalabalık bitki ailesidir. Kuş-burnunun en çok kullanılan ve bilinen türleri İtburnu, Gül burnu veya Köpek gülü olarak da bilinen Rosa canina, Dağ kuşburnu; Rosa alpina ve Sarkık kuşburnu; Rosa pendulina&#65533;yı sayabiliriz. Eskiden Osmanlı ve Selçuklular tarafından bilinen ve kullanılan Kuşburnu Avrupa&#65533;da 18. yy.&#65533;dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. <br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Boyu genellikle 1-205 m nadiren 5 m olan çalı şeklindeki kü¬çük ağaççık olup, asıl vatanının Türkiye olduğu ve buradan dünyanın bütün yörelerine zaman içinde yayıldığı tahmin edilmektedir. Günü¬müzde Batı Avrupa&#65533;dan Doğu Türkistan&#65533;a kadar çok geniş bir alana ve Kuzey Amerika&#65533;ya kadar yayılmıştır. Bitki yol kenarları, meralar, çimenlikler, or-man kenarları ve tepeliklerde yabani olarak yetişir. Türkiye&#65533;nin Kara¬deniz, Marmara ve Doğu Anadolu bölgesinde daha çok, Ege ve İç Ana¬dolu bölgesinde ise seyrek olarak yetişir. genellikle çok sayıdaki gövde demet şeklinde yerden çıkar, yükselir ve çevresine sarkar, üzeri sarımsı veya esmer dikenlerle bezenmiştir. Eski dal ve gövdeler esmer, taze sürgünleri ise açık yeşil renktedir. Yaprakları tekli 5-7 kanattan meydana gelir ve 2-3 çifti karşılıklı ve de sonda bir tek bulunur. Kanat yaprakları oval şekilde, kenarları dişli, ortada ana bir damar ve ondan yanlara yan damarlara sahiptir ve kısa saplıdır. Çiçekleri kalp şeklinde beyazımsı pem¬be veya pembe renkte, beş adet taç yapraktan meydana gelir ve 20-30 adet döllenme tozluğu bulunur ve bu döllenme tozluklarının to¬puzcukları bazen pembemsi, bazen de esmer renktedir ve de ortada sarımsı bir göbek bulunur. Meyveleri koyu kırmızı renkte oval veya yu¬murta şeklinde, koyu kırmızı renkte 0,5-1,5 cm eninde 1-2,5 cm uzunlu¬ğunda etli bir kabuğu ve içinde tüylü sert sarımtırak beyaz tohumlar bulunur. <br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi:</b> Türkiye&#65533;nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetiştirile¬bilir ve özel bir bakıma ihtiyaç yoktur.<br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı:</b> Eylül ve Ekim aylarında toplanan meyveleri, güneşli, kuru ve havadar yerlerde iyice yıkandıktan sonra kurutulur. Suni olarak önce 30 dk 75-80°de ve bunu takriben dışarıda güneşli havada kuru¬tu¬lur. Bazı ülkelerde Kuşburnu çekirdeğinden Kuşburnu Çekirdek yağı (Kuşburnu yağı) elde edilir.<br />
 <br />
 <b>Kuşburnu Çekirdek yağındaki (Kuşburnu yağı) önemli maddeler;</b><br />
 <b>1)</b>	C vitamini ortalama 100 gr da 1550 mg<br />
 <b>2)</b>	E vitamini başta olmak üzere B1,B2,B6,B3 (Niacin) vitaminleri, K ve P (Rutin) vitamini ve &#946;-Carotin (Provitamin A) <br />
 <b>3)</b>	Minerallerden; Potasyum, Magnezyum, Sodyum, Silisikasit, Demir, Fosfor<br />
 <b>4)</b> Doymamış yağ asitleri %33 &#945;-Linolenasit, %43 Linolasit ayrıca Palmitinasit, Palmitoleinasit, Stearinasit, Oleikasit, Arahidonasit, Eicosenasit ve Behenasit içerir. (geniş bilgi için çörek, hodan veya ışıldak&#65533;a bak)(NH.1.02.42) <br />
 <b>5)</b>	Tanin, pektin, şeker ve meyve asitleri (malikasit, sitrikasit, fosforikasit) içerir.<br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b> Kuşburnu Çekirdek yağı veya kısaca Kuşburnu yağı kalite bakımından çörek, hodan ve ışıldak yağlarından da üstündür. Fakat henüz Kuşburnu yağı ile ilgili yeterince araştırma yapılmamıştır. Bilindiği gibi çörek, hodan ve ışıldak yağları başta Nerodermatoz (besin alerjisinin sebep olduğu kaşıntılı ve sulu ekzama) PMS&#65533;ye (permensturel syndrom) karşı etkili oldukları, özellikle de çörek yağının her türlü alerjiye karşı etkili olduğu bilinmektedir. Kuşburnu yağının da aynı etkiye sahip olduğu kanaatindeyim. Fakat geniş çaplı klinik araştırmalarının neticelerini bek-lemek gerekmektedir. <br />
 <br />
 <b>Birleşimi:</b> Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;<br />
 <b>1)</b> Meyvesinde çok yüksek oranda C vitamini içerir. Bu oran bitkinin yetiştiği yöreye ve iklim şartlarına göre değişirse de %0,5-2 arasında değişebilir. Fakat ortalama %1,25 oranındadır (yani ortalama 1250 mg). Mesela 100 gr Kuşburnu 500-2000 mg C vitamini içerebilirken portakal veya limon 40-100 mg içerir.<br />
 <b>2)</b>	Carotinoitler; Rubixanthinler, Lycopin ve &#946;-Carotin (Provitamin A) <br />
 <b>3)</b>	Diğer vitaminlerden E,B1,B2 ve Niacin<br />
 <b>4)</b>	Meyve asitleri %8-10 arasında olup en önemlileri sitrikasit ve malikasittir.<br />
 <b>5)</b> Minerallerden; Potasyumda 100 gr da 500 mg gibi çok yüksek orandadır. Demir, Magnezyum, Sodyum ve Fosfor içerir. ayrıca %20-25 meyve şekeri, %15-25 Pektin, %3-5 Protein ve %0,5-1 yağlar içerir. <br />
 <br />
 <b>Tesir şekli:</b> C vitamini ihtiyacını giderici, idrar artırıcı, antiskorbüt (C vitamini yetersizliği ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Belirtisi diş etleri iltihaplanır, kanar, morarır ve dişler sallanır) hafif müshil yapıcı ve damarları büzücüdür.<br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> <br />
 <b>1)</b> Üşütme ve bulaşıcı grip hastalıkları sırasında vücudun C vitaminine olan ihtiyacı oldukça fazla olmaktadır. Çünkü bakteri ve virüsleri yi-yerek zararsız hale getiren fagosit (Phagozytoz) ve İnterferon üretimi için C vitaminine ihtiyacı aşırı artmaktadır. Nobel ödülü kazanan L. Pauling 2-4 saatte bir 4,5-7,5 gr C vitaminine ihtiyaç ol¬du¬ğunu, bunun belli bir süre (3-4 gün) tekrar 0,5-1 gr a düşürüle¬bilineceğini ifade etmektedir. Aynı görüşü F.C.Klenner ve I.Stone&#65533;de savun¬maktadır.<br />
 <b>2)</b> Sürekli stresli bir hayat yaşayanlarda ve aşırı zihinsel çalışanlarda görülen dermansızlık veya çeşitli virüslerin salgını sonucu hastada normal Kortizol seviyesi düşer ve bu hemen engellenmez ise kişi kronik yorgunluk Chronic-Fatigue-Syndrom=CFS yakalanabilir.işte C vitamini böbrek üstü bezlerinin yeniden düzenli hormon üretmesini sağlayarak kişiyi yeniden sağlığına kavuşturur (Nhp.2.96.219). en çok C vitamini Kuşburnunda olduğuna göre Kuşburnu çay, natürel ilaç ve reçeline devam edilir.<br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b><br />
 <b>a)</b> Araştırmalara göre Kuşburnu başta bulaşıcı hastalıklardan grip, üşüt-me hastalıkları, dermansızlık, yorgunluk, mide-bağırsak rahatsızlıkları (gastrit, Enterit) ve C vitamini yetersizliğine karşı kullanılır. <br />
 <b>b)</b> Komisyon E 164 No&#65533;lu ve 01.09.90 tarihli, Kuşburnu meyve kabuğu üzerine monografisini yayınlamıştır. Buna göre kuşburnu meyve ka-buğu başta; üşütme hastalıkları, gripli enfeksiyon ve diğer enfek¬siyon hastalıklarına karşı, vücudun bağışıklık sistemini (immün sis¬temi) kuvvetlendirmek için, idrar yolları rahatsızlıkları, ödem, roma¬tizma rahatsızlıkları, mide-bağırsak ve safradaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. meyve kabuğu ve tohumları bir arada kullanıldığında gastrit, ülser, siyatik, akciüer rahatsızlıkları gibi daha birçok hastalığa da yukarıdaki rahatsızlıklara ilaveten etki ettiği ifade edilmektedir. Kuşburnu kökünün çayının Basuru iyileştirdiği yapılan gözlemlerle tespit edilmiştir.<br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> İki kahve kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış kuşburnu kabuğunu (tohumda ilave edilebilir) demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edilir ve 5-10 dk demlenmesi beklendikten sonra süzülerek içilir. (Şayet 5-10 dk kaynatılır ise daha çok C vitamini elde edilir).<br />
 <br />
 <b>Çay Harmanları;</b><br />
 <br />
 <b>Gökçek Ödemi</b> <br />
&gt;20 gr Ardıç kozalağı<br />
&gt;20 gr Kuşkonmaz kökü<br />
&gt;20 gr Hindiba otu ve kökü<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;10 gr Kuşburnu <br />
&gt;10 gr Kayışkıran kökü	<br />
 <br />
 <b>Gökçek Diuretik çayı;</b><br />
&gt;20 gr Kuşburnu<br />
&gt;20 gr Maydanoz kökü<br />
&gt;20 gr Isırgan kökü<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu otu <br />
 <br />
 <b>Gökçek Böbrek ve mesane taşları çayı;</b><br />
&gt;20 gr Kuşburnu <br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;20 gr Kayışkıran otu<br />
&gt;20 gr Hindiba otu+kökü<br />
&gt;20 gr Isırgan otu+kökü<br />
 <br />
 <b>Gökçek Diuretik çayı;</b><br />
&gt;20 gr Kuşburnu<br />
&gt;20 gr Maydanoz kökü<br />
&gt;20 gr Isırgan kökü<br />
&gt;20 gr Altın başak otu<br />
&gt;20 gr Atkuyruğu otu <br />
 <br />
 <b>Şurubu:</b> Kuşburnu şurubu eskiden Osmanlı&#65533;nın meşhur şuruplarından birini teşkil ederdi, fakat zamanla unutuldu. Günümüzde değerinin an-laşılması ile yeniden şurubu, reçeli, çay harmanları ve de natürel ilaçları yapılamaya başlanmıştır.<br />
 <br />
 <b>Yan tesirleri:</b> Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat aylarca (4 aydan fazla) sürekli içilirse bazı kişilerde deride kaşıntı yapabilir şayet ara verilirse kaşıntı da geçer.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/kusburnu-hagebutte-rosa-canina-12013/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Yams kökü, Jamswurzel, Dioscorea villosa</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/yams-koku-jamswurzel-dioscorea-villosa-12012/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:53:49 GMT</pubDate>
			<description>*Sarmaşık | 2-5m | 5-7 Aylar | Ça,Ho,Na | Kökü* 
  
Yams kökü,  Jamswurzel, Dioscorea villosa L. 
Dioskor kökü 
Hormon kökü 
Sancı kökü 
Korunma kökü...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Sarmaşık | 2-5m | 5-7 Aylar | Ça,Ho,Na | Kökü</b><br />
 <br />
Yams kökü,  Jamswurzel, Dioscorea villosa L.<br />
Dioskor kökü<br />
Hormon kökü<br />
Sancı kökü<br />
Korunma kökü<br />
Kızılderili patatesi<br />
Meksika yams kökü<br />
 <br />
 <b>Familyası:</b> Yamsgillerden, Yamsgewâchse, Dioscorea<br />
 <br />
 <b>Drugları:</b> Yamskökü; Dioscorea rhizom<br />
Yams kökü çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Giriş:</b> Yams dövülmüşavratotugillerden olup takriben 250 türü mev¬cuttur ve bunlardan Meksika yamsı olarak bilinen Dioscorea villosa en yaygın olarak bilinen ve kullanılan türdür. Ayrıca Çin yams kökü; Dioscorea oposita, Japon yams kökü; Dioscorea japonica, Afrika yams kökü; Dioscorea sambewie, Barbasko; Dioscorea composita ve Yabani yams kökü; Dioscorea hypoglauca&#65533;yı sayabiliriz. Dioscorea ismi eski Yunanlı doktor Dioskorides&#65533;in adı bu bitkiye verilmiş ve villosa kısa ve sert tüylü anlamına gelir. Kızılderililer tarafından doğum kontrolü yap¬mak için yams kökünün çayını içtikleri veya çiğnedikleri gözlemlenmiştir. Buraya araştırmaya giden doktorlar tarafından fark edilen bu özelliği üzerine bu yönde araştırmalar yapılmıştır. Asıl vatanı Meksika olan bitki günümüzde birçok ülkede kültür bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Ben de Mayıs- Eylül ayları arasında evde süs bitkisi olarak yetiştirdim. Bitki kısa sürede çok yer kaplayınca atmak zorunda kaldım. <br />
 <br />
 <b>Botanik:</b> Yams 2-5m boyunda, çok yıllık, çevresindeki ağaç, çalı, odun, duvar vb. eşyaya sarılarak yükselir ve kökleri yere düzey olarak yayılır ve oldukça çok çatallaşan kökleri esmer, kahverengimsi veya sarı renkte olabilir. Yaprakları kalp şeklinde, uca doğru sivrice, kenarları bütün, üzerinde 9-11 adet baştan uca doğru uzanan yay şeklinde, leylaki renkli, derin damarları vardır. Yapraklarının üst yüzeyi koyu yeşil ve parlak alt yüzeyi donuk ve tüylüdür. Çiçekleri sarımsı yeşil küçük, sapsız, üstteki yaprakların dibinden topluca çıkarlar ve salkım gibi görüntü verirler. Meyveleri ceviz büyüklüğünde, patates şeklinde ve içinde tohumları vardır. <br />
 <br />
 <b>Yetiştirilmesi:</b> Türkiye&#65533;nin hemen her yöresinde bahçe, tarla ve sera-larda yetiştirilebilir. Ayrıca süs bitkisi olarak saksıda da yetiştirmek mümkündür.<br />
 <br />
 <b>Hasat zamanı:</b> Çiçekleri solduktan sonra sonbaharda (eylül-ekim) kök¬leri çıkarılır, temizlenir, havadar bir yerde kurutulur ve kaldırılır. Tentür yapmak içinse taze kökleri kullanılır.<br />
 <br />
 <b>Birleşimi:</b> Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz:<br />
 <b>a)</b>	Steroid sapogenin türevleri %4-6 arasında olup en önemlileri: Diosgenin, gentrogenin, dioscin ve yamogenin içerir. <br />
 <b>b)</b>	Ayrıca nişasta, tanen ve alkaloitler içerir.<br />
 <br />
 <b>Tesir şekli:</b> Kramp çözücü, ağrı ve sancıları giderici, iltihapları önleyici özelliklere sahiptir. <br />
 <br />
 <b>Araştırmalar:</b> ABD&#65533;den kimyacı Doktor Russel 1943&#65533;de Meksika&#65533;da 400 bitki üzerinde araştırma yapmış ve yams kökünün Diosgenin içerdiğini keşfetmiştir. Diosgenin kadınlardaki progesteron hormonunun ön mad¬desi olup alındığında progesterona dönüşür veya onun gibi etki eder. Bu buluştan sonra bitkinin değeri artmıştır. Günümüzde Diosgenin elde etmek için geliştirilir.<br />
 <br />
 <b>Kullanılması:</b> <br />
 <b>a)</b> Araştırmalara göre başta steroid hormonlar; gestagenen, östrojen ve corticossteroidle elde etmek için yetiştirilir ve kullanılır. <br />
 <b>b)</b> Homaopati&#65533;de mide-bağırsaklar, dalak, safra ve cinsel organlardaki krampları çözer, cinsel güzü artırır, kadınlarda ağrılı, sancılı adet görme, rahim ve yumurtalık iltihaplarına karşı kullanılır. <br />
 <br />
 <b>Açıklama:</b> Progesteron hormonu yetersizliği hamile kadınların düşük yapmasına neden olur. Çünkü rahime yeterince kan (besin) gitmez ve cenin ölür. Hamilelikten hemen önce ve sonra Yams kökünden elde edilen preparatlardan (çay, tentür vb.) alınmaz, zira rahime aşırı kan hücumu hamile kalmayı önler veya hamile ise ceninin düşmesine neden olur. Bu nedenle bu bitkiye korunma kökü de denir. Adet öncesi kramp ve sancılar, hormon yetersizliği nedeniyle oluyorsa o zamanda yams pre-paratları alınır. <br />
 <br />
 <b>Çayı:</b> Kurutulmuş ve ince kıyılmış yams kökünden iki kahve kaşığı dem-liğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 5-10dk dem¬len-meye bıraktıktan sonra süzülerek içilir. <br />
 <br />
 <b>Çay harmanları:</b><br />
 <br />
 <b>Gökçek Kolik (sancı) çayı;</b><br />
&gt;25 gr Eğri kökü<br />
&gt;25 gr Papatya çiçeği<br />
&gt;25 gr Zencefil kökü<br />
&gt;25 gr Yams kökü	<br />
 <br />
 <b>Gökçek Rahim ve yumurtalık iltihapı çayı;</b><br />
&gt;35 gr Kadın kökü<br />
&gt;35 gr K.şifa kökü<br />
&gt;30 gr Yams kökü<br />
 <br />
 <b>Homeopati&#65533;de:</b> Taze yams kökünden 20gr ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine 80ml %70lik alkol ilave edilerek 4-6hafta güneş görmeyen bir yerde bekletilir. Şişe iki günde bir çalkalanır ve bu süre sonunda süzülerek homeopatide &lt;&lt;Dioscorea villosa&gt;&gt; ismi ile anılan tentrü elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 15-20damla 4-6hafta süreyle alınır.<br />
 <br />
 <b>Hastalığın Belirtileri (Semptom);</b><br />
 <b>1)</b>	Kramplı ağrılar genellikle yer değiştirir ve bulunduğu yerden çevresine yayılır.<br />
 <b>2)</b>	Ağrılar genellikle göbekten başlar ve yayılır. <br />
 <b>3)</b>	Sancılar ve şişkinlik aynı anda.<br />
 <b>4)</b>	Geceleri cenabet olma <br />
 <b>5)</b>	Hayada belirli soğukluk hissetme<br />
 <b>6)</b>	Kadınlara karşı soğuk davranma<br />
 <b>7)</b>	Nöbetlerle (Belli aralıklarla) sancının gelmesi<br />
 <b>8)</b>	Cinsel organların ve çevresinin aşırı terlemesi<br />
 <b>9)</b>	Adet yetersizliği ve kramplı sancıların bacaklara doğru yayılması<br />
 <b>10)</b>	Erkeklerdeki cinsel yetersizliği ortadan kaldırdığı iddia edilmektedir.<br />
Bu gibi durumlarda yamas tentürü alınır.<br />
 <br />
 <b>Yan Tesirleri;</b> Bilinen bir yan tesiri yoktur. Sadece hamile kalmak iste¬yen kadınlarla hamilelerin ilk 2-3 ayda kullanmaması gerekir.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/">Bitki Sözlüğü</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/bitki-sozlugu/yams-koku-jamswurzel-dioscorea-villosa-12012/</guid>
		</item>
		<item>
			<title>AHMET MARANKİ Kuru SOĞAN SUYU Kürü İle Zayıflama</title>
			<link>http://www.zarifbayan.com/zayiflama-kurleri/ahmet-maranki-kuru-sogan-suyu-kuru-zayiflama-12011/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 18:43:39 GMT</pubDate>
			<description>Prof. Dr. AHMET MARANKİ Kuru SOĞAN SUYU Kürü İle Zayıflama tarifi. Şeker hastaları ve kilosu fazla olanlar için Ahmet Maranki kuru soğan suyu kürü...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Prof. Dr. AHMET MARANKİ Kuru SOĞAN SUYU Kürü İle Zayıflama tarifi. Şeker hastaları ve kilosu fazla olanlar için Ahmet Maranki kuru soğan suyu kürü tavsiye ediyor. Soğan suyu kürü nasıl yapılır? Soğan kürü nasıl hazırlanır? Faydaları nelerdir? <br />
 <br />
 <br />
 Şeker hastaları, diyabetliler için ve kilo fazlası olanlar için Ahmet Maranki soğan suyu kürü tarifi:<br />
1 adet kuru soğanı kabuğuyla ve kökleriyle birlikte önce yıkayın. sonra sirkeli suda bekletin. 1 bardak kadar suda 3 taşım kaynatın. (kabuğunu soymayın,köklerini kesmeyin). Bu soğan suyu kürünü hiçbir yan etkisi olmadığından büyük küçük herkes içebilir. kandaki şeker oranını dengeler, fazla kilosu olanlara faydalıdır. Bir bardak soğan suyunun içine çeyrek limon suyu sıkılarakta içilebilir.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.zarifbayan.com/zayiflama-kurleri/">Zayıflama Kürleri</category>
			<dc:creator>KusuRsuZ HatA</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.zarifbayan.com/zayiflama-kurleri/ahmet-maranki-kuru-sogan-suyu-kuru-zayiflama-12011/</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
